Raymond M. Smullyan’in Tao Sessizdir’i, elime aldığım anda “bu kitap tam bana göre” dedirten nadir kitaplardan biri oldu. Mantık bulmacaları ve formal sistemlerle ünlü bir matematikçi-felsefecinin, Doğu felsefesini Batı’ya böylesine neşeli, ironik ve içten bir dille aktarması beni çok etkiledi.
Kitap ağır bir felsefe metni değil; daha çok sohbet gibi akıyor. Kısa denemeler, diyaloglar, paradokslar ve Smullyan’ın o eşsiz mizahıyla dolu. Tao’yu “anlatmaya” çalışmıyor aslında, çünkü Tao sessizdir. Onun yerine, Tao’nun sessizliğini hissettiriyor; bahçede çalışırken, kestirirken, hiçbir şey yapmazken bile yaşanan o derin huzuru, çocuksu sevinci ve paradoksal özgürlüğü gösteriyor.
En sevdiğim yanı, Smullyan’ın Taoizm’i ne romantize etmesi ne de gizemli bir sis perdesine büründürmesi. Mantıkçı yanıyla yaklaşıyor, ama o mantığın sınırlarını neşeyle kabul edip aşabiliyor. “Hiçbir şey yapmamak” ile “her şeyi akışına bırakmak” arasındaki ince çizgiyi, bazen bir Zen ustasının sükunetiyle, bazen de muzip bir amcanın gülümsemesiyle anlatıyor.
Okurken sık sık gülümsedim, bazen de durup düşündüm. “Acaba ben de fazla mı uğraşıyorum hayatla?” diye sordurttu bana. Özellikle modern hayatın koşturmacasında, hiçbir şeyin peşinde koşmadan var olabilmenin değerini hatırlattı.
Kısacası, Tao Sessizdir kuru bir felsefe kitabı değil; hayata dair hafif, derin ve samimi bir davet. Okuduktan sonra elinizde kalan şey ne büyük bir sistem ne de ezoterik sırlar; sadece sessiz bir gülümseme ve “her şey olduğu gibi yeterince güzel” hissi.
Kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle mantık, bilim ve felsefeyle uğraşan ama ruhunu da beslemek isteyenlere... Tao sessizdir, ama Smullyan onu duyurmayı çok güzel başarıyor.