“Anne karnındaki bir bebek sureti ya da secdeye
varmış, acizlik makamında bir kul siluetidir vav. Çileyle yoğrulmuş bir kulun edeple eğilişi, alnını seccadeye sabitleyişi,
sıfır olup sonsuzluğa uzanışı... Hepsi vav ismiyle müsemmadır.
Vav, adı söylenmeye bile çekinilen mananın sırrıdır. Bundan
ki; vav, bir hattatın baş tacıdır her daim. Hat sanatının ilk öğrenilen harfidir. Vav yazılınca, diğerleri peşinden bir bir dökülüverir. Diğer bütün harfleri, kelimeleri bir araya getiren, eksik
parçaları tamamlayandır vav. Tıpkı onlarca çiçeği arada tutmak
için yapılmış buket, sürüsünü toparlayan çoban gibi.” Gülümsedi sonra. “Unutulmamalı ki; birliği beraberliği sağlamak
bunu yapmaya çalışan kişinin sınavı olduğundan meşakkattir.
Her şeyin başında sabırlı olmayı gerektirir.”