Puan vermedi·120 syf.··
2026 32. kitabı
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım, bugün sizlere Sait Faik'in kaleminden Alemdağ'da Var Bir Yılan kitabını anlatacağım. 17 öyküden oluşan bu kitap Sait Faik'in hayattayken yayımlanan son öykü kitabıdır. Kitap tek bir olay örgüsüne değil, birbirini tamamlayan öyküler aracılığıyla insanın iç dünyasına, yalnızlığına ve sevme arzusuna odaklanır. Özellikle yazarın hastalık döneminde kaleme aldığı bu öykülerde gerçek ile düş, bilinç ile bilinçaltı sık sık iç içe geçer. Kitabın özeti: Kitap, kalabalık bir şehirde yaşayan ama kendini derin bir yalnızlığın içinde bulan insanların hikâyelerini anlatır. İstanbul'un sokakları, kahveleri, kıyıları ve unutulmuş köşeleri arasında dolaşırken sevginin, dostluğun ve insan olmanın anlamı sorgulanır. Karakterler çoğu zaman hayata yabancılaşmış, kendilerine sığınacak bir yer arayan insanlardır. ️ Kitaba adını veren "Alemdağ'da Var Bir Yılan" öyküsünde ise şehir tarafından yutulmuş insanların yalnızlığı ve çaresizliği ön plana çıkar. Sait Faik, sevmenin her şeyin başlangıcı olduğunu söylerken aynı zamanda insanların birbirinden uzaklaşmasını ve sevgisizliğin yarattığı boşluğu da gösterir. Kitap hakkındaki düşüncelerim:Öykülerde sık sık karşımıza çıkan Panço karakteri, bazen bir dost, bazen bir hayal, bazen de yazarın kendisinden bir parça gibi görünüyor. Bu nedenle kitapta gerçeklik ile düşsellik arasındaki sınırlar belirsizleşmiştir. Düşsel anlatımın yoğunlaşması beni biraz sıktı ben daha çok gerçekçi kurguları seviyormuşum onu anladım. Genel anlamda insanın iç dünyasını betimleyen düşündürücü öyküler yer alıyor. The Kitap Yayınları
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202513,4bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:24
"Yanık Saraylar", Sevim Burak'ın dilin sınırlarını zorlayan, insan ruhunun kırık aynalarına tutulmuş sarsıcı bir ışık olarak edebiyatımızda müstesna bir yerde duran eserlerinden biridir. Olay örgüsünden çok bilinç akışının, parçalanmış hafızanın ve insanın kendi içindeki yangınların anlatısıdır. Burak, klasik hikâye anlatımını bilinçli şekilde dağıtarak okuyucuyu hazır cevapların konforundan çıkarıyor; her cümlede yeniden düşünmeye, satırlarda metnin görünmeyen boşluklarını tamamlamaya davet ediyor. "Yanık Saraylar" karakterleri aidiyetsizliğin, geçmişle hesaplaşmanın ve varoluş sancısının sembolleridir. Yazarın dili kesik, şiirsel ve bilinçli olarak düzensiz, ancak bu düzensizlik insan zihninin karmaşık yapısının estetik bir yansımasıdır. Eserde sıkça hissedilen yabancılaşma duygusu, modern insanın kalabalıklar içinde kayboluşunu anlatırken; mekânlar ve nesneler de karakterler kadar canlı bir anlam yüklenmiş. Kitabın adı olan “Yanık Saraylar”, insanın içinde yıkılmış umutları, küllenmiş hatıraları ve zamanın harap ettiği ruh coğrafyasını temsil eden güçlü bir metafordur. Eser, kolay okunan bir kitap olmaktan ziyade sabır ve dikkat isteyen, her dönüşte farklı anlamlar sunan edebî deneyim. Sevim Burak hikâyelerde dili yeniden kuruyor, hafızayı sorguluyor ve okuyucuyu kendi iç dünyasında dolaştırıyor.
1000Kitap
Yanık SaraylarSevim Burak · Yapı Kredi Yayınları · 19651,013 okunma
Reklam
8/10
··
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:26
Bütün Maggie O’Farrell kitapları gibi oldukça sürükleyici bir kitaptı. Kitabın geçtiği koşullara daha yakın hissetmek için sıcak hava dalgası olan bir haftasonunu beklemiştim, fakat olaylar pek de kitaba adını veren olguyla ilgili olarak gelişmiyor. Kitabın ana olay örgüsü oldukça bilinir - aile üyelerinden birisinin başına bir olay gelir ve bütün aile üyeleri toplanarak tortulanan sorunlarını gün yüzüne çıkarırlar. Karakterlerin anlatılışlarını ve hikayelerini çok sevdim, hepsi birbirinden farklı fakat hepsinde empati kurulabilecek öğeler var, ilişki problemlerinde iki tarafın da kendince haklı olduğu, her şeyin siyah ve beyaz olmadığını gösterme açısından çok başarılıydı. Olay örgüsünde soruların hepsinin çözümlenmemiş olmasına ek olarak Aolfie ve Gretta karakterlerinin gözünden anlatılan bölümleri çok beğenmedim, bence yazar disleksik birisinin deneyimine yeterince empati kuramamış, ayrıca Gretta gibi konuşması çok dağınık olan bir karakterin düşüncelerinin de daha dağınık ve bilinç akışı şeklinde ilerlemesini beklerdim. Yine de elimden bırakmadan iki günde bitirdiğim bir eser oldu, Maggie O’Farrell favori yazarlarımdan.
Cehennem Sıcakları İçin TalimatlarMaggie O'Farrell · Yapı Kredi Yayınları · 201718 okunma
Ben onu hep, işte bu, çiçekten yüzüyle düşünürüm.
Puan vermedi·163 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:33
Hep de o sesi: Hadi gidelim. 》Hadi Gidelim, farklı insan manzaralarını ve bireylerin içsel yolculuklarını işleyen bir öykü kitabı. Kitaptaki öyküler; yalnızlık, yabancılaşma, toplumsal değişimler, gündelik hayatın içindeki küçük kırılmalar, bireyin toplumla olan ilişkisi ve trajik sonlar gibi temalar üzerine kurulmuş. 》Bence kitap boyunca en baskın temalardan biri “yabancılaşma” hissi. Karakterler çoğu zaman bulundukları ortama, insanlara hatta kendi hayatlarına bile tam olarak ait hissetmiyorlar. Bu durum, özellikle şehir hayatının yarattığı yalnızlık ve sıkışmışlık duygusuyla birleşince daha da belirginleşiyor. İnsanların kalabalıklar içinde bile yalnız kalabildiği fikri, metinlerin alt katmanında sürekli hissediliyor. 》Bir diğer dikkat çeken tema ise zaman ve geçicilik. Yazar, karakterlerinin anlık duygularını, geçmişle kurdukları bağları ve zamanın insan üzerindeki etkisini incelikli bir şekilde ele alıyor. Anılar, pişmanlıklar ve “başka türlü olabilirdi” düşüncesi sık sık karşımıza çıkıyor. Bu da metinlere hafif bir hüzün ve melankoli katıyor. 》Kitaptaki karakterlere baktığımızda ise çok net çizgilerle ayrılmış tiplerden ziyade, daha silik ama gerçekçi insanlar görüyoruz. Bu karakterler çoğunlukla içe dönük, sorgulayan ve hayatla tam olarak uzlaşamamış kişiler. Büyük olaylar yaşayan kahramanlar yerine, gündelik hayatın içinde sıkışmış, küçük ama anlamlı duygular yaşayan bireyler ön planda. 》Yazarın dikkat çektiği noktalardan biri de iletişimsizlik. İnsanlar konuşuyor gibi görünse de aslında birbirlerini tam olarak anlamıyorlar. Bu durum, hem ilişkilerde bir mesafe yaratıyor hem de karakterlerin yalnızlık hissini derinleştiriyor. 》Dil ve anlatım açısından bakıldığında, yazarın oldukça sade ama katmanlı bir dili var. Cümleler ilk bakışta basit görünse de
Alıntı
Hadi GidelimAdalet Ağaoğlu · Remzi Kitabevi Yayınları · 1993124 okunma
Başkasının Bakışından Özgürlüğe
Puan vermedi·280 syf.··
2026 79. kitabı
“Ben, benden başkası değilim, bu doğru.” (s. 251) Kitaba başlarken karşıma çıkacak temel meselenin yalnızca ırkçılık olacağını düşünmüştüm. Kitaba dair inceleme yazma kararını verme sebebim ırkçılık ya da özgürlük meselesi olmadı. Bunlar elbette başka metinlerde de karşımıza çıkan, üzerine çokça düşünülen konular. Bu kitapta benim asıl ilgimi çeken yer, benliğin nerede ve nasıl kurulduğu sorusuna etkili bir örnek sunmasıydı. İnsanın kendisini yalnızca kendi içinden değil dışarıdaki gözün, bakışın ve başkalarının onu görme biçimlerinin içinden de kurması… Frantz Fanon'un bu kitabını okurken en çok bu konuya odaklandığımı fark ettim. Kitap ırkçılığın ne olduğuna dair ayrıntılar sunarken insanın başkasının bakışı altında nasıl değiştiğini de nitelikli bir biçimde gösterebiliyor. İnsan kendini yalnızca kendi gözleriyle görebilir mi yoksa başkalarının ona yönelttiği bakışlar da bu noktada belirleyici mi olur? Fanon'un anlatısına bakınca siyah insan dünyaya yalnızca bir insan olarak çıkamıyor. Daha baştan bir bakışla, bir adlandırmayla, bir yükle karşı karşıya kalıyor. Siyah insan sadece dışarıdan gelen bir ayrımcılıkla karşılaşmıyor. Bundan daha fazlası onun yaşadığı. Henüz kendini kuramamışken başkalarının onun hakkında kurduğu bir imgenin içine doğuyor. Önce kendi olup daha sonra yargılanmıyor. Daha kendisini bile tam olarak tanımamışken başkalarının gözünde belirlenmiş bir kimlikle karşı karşıya kalıyor. Fanon bu noktada Georg Wilhelm Friedrich Hegel’e başvuruyor haliyle: “Öz-bilinç kendinde ve kendi-için olmaktır; bunun içindir ki öz-bilinç ya da kendi-bilincinde-olmak, başka bir öz-bilinç için kendinde ve kendisi için olmak demektir aynı zamanda. Bu da öz-bilincin ancak tanınmak ve bilinmekle gerçekleşebileceği anlamına gelir.” (s. 257) İnsan var olmak isterken hem de birileri tarafından
Felsefe
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 9. kitabı
Aylak Adam Yusuf Atılgan' ın ilk eseridir.Yazar modernist ve varoluşçu bir sanat anlayışına sahiptir.Diğer modernist yazarlar gibi bireyin iç dünyasını esas alır.Modernist edebiyatta bireyin çevreye ve kendine yabancılaştığını görürüz.Aylak Adam C.Karekteri kendine yabancılaşmasının yani sıra topluma da yabancılaşmıştır. Yusuf Atılgan karaktere isim verme gereksiniminde bulunmamıştır.Bunun bilinçli bir tercih olduğunu görüyoruz. Çünkü C. Varoluşsal sancılar çeken modern dünyanın dayattığı sancılar içinde iç bunalımlar yaşayan kendini gerçekleştiremeyen, seçimlerini dahi neden yaptığını bilmeyen bir karakterdir.Bunun en güzel örneğini Ayşe ve Güler ile olan ilişkisinde görüyoruz. C. İki kadına farklı zamanlarda takıntılı bir aşk besler.Bu iki kadın karakterde teyzesinin bakışlarını ve izlerini görmek ister.Bilinçaltında babasının yarattığı travmalar vardır ve bu travmalar kurduğu ilişkilere de yansır.C. Karekteri babası gibi olmak istemezken kadınlarla olan ilişkilerinde adete babası gibi davranır.Çoğu zaman etik olanı yapmaya çalışsada gün sonunda yapmak istemediği bir şeyi yaparken buluyoruz. Eserde fazlaca bilinç akışı , iç konuşma geriye dönüş ( flash back) vb.Modern edebiyat tekniklerine yer verilir.Bunların dışında leitmotiv ( Sık sık tekrarlanan simge ,kelime grubu)örneklerine sıkça rastlamaktayız. Babasının mutfakta teyzesinin bacaklarına dokunması ve buna şahit olması ve bu yüzden babasının kulağını yırtması.C . Karakteri için kadınlarla olan ilişkilerinde travmatik bir hal almış.Kadın bacağı gördüğünde kulağını kaşıması buna örnek teşkil edilebilir. Eser modern toplumun varoluşsal sancılarını C. Karakteri üzerinden bize sunmuş ve bizimde bir noktada yazar C.karekterinden izler taşıdığımızı görmüş.Eseri çok beğendiğimi ifade etmek isterim.Yusuf
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma
Reklam
Reklam