Bilmelisin ki alem küre şeklinde olduğu için insan sonundayken başlangıcına özlem duyar. Yokluktan varlığa çıkmamız O'nunla gerçekleştiği gibi yine O'na döneriz. Her iş ve her mevcut, kendisinden var olduğu başlangıca dönen bir dairedir. Muhyiddin İbn Arabi
"Vazifeye sizin talip olmanız gerekir."
Ergün Arıkdal Bu alanla ilgili video izlerken sonda "Vazife verilmez, alınır." tarzı bir söz denmişti. Ve de etkilendim. Tıpkı "Saygı beklenmez, hak edilir." gibi meyveli yaş pasta tadında bir sözken sevmemem mümkün değil. (: O zaman anlıyorsun ki tercih yapıyorsun: Zorunda tutulmamışsın. Kişinin kendi iradesiyle doğruyu seçmesi ile zorundalıktan seçmesi hiç de aynı şey değil. İrade ve akıl bağlantısını sağlıklı kurup yolunu seçtiğinde "Allahım ilmimi arttır.", "Allahım sana varacağım yollarda yürüt beni." , "Allahım, beni aklınla akıllandır, ahlakınla ahlaklandır.", "Allahım tövbe ediyorum, nefsimi sana emanet ediyorum. Sen emaneti hakkıyla koruyansın.", "Allahım idrakimi arttır, seni hakkınla tanımam mümkün değil ama denemek, elimden geldiğince tanımak isterim.", "Allahım beni iyilik edenlerden, yardımı layıkıyla yapanlardan eyle." gibi çağrıların (duaların) olacaktır/ oluyordur. Tercihi iman ile zorundalıktan/ kandırmacadan yapılan sözde iman farkı gibi. Kişiliğini sağlamlaştırmak ve geliştirmek istiyorsan sağlamlaştıran ve geliştiren yollarda yürüyeceksin. Nefsin canavar halini, ilkelliğini, iradesizliğini, iyi- kötü ayırt edemeyişini, yetersizliğini, basitliğini, acizliğini vs. görmezden gelip ehlileştirmezsen çağrıların "Allahım hırsızlık yapmam için lütfen ev boş olsun.", "Allahım umarım karım eve gelmez.", "Şu işi alabilmek için ne yalan söyleyebilirim Allahım?", "Milleti dolandırabilmek için başka ne numaralar vardır Allahım?", "Olmek üzereyken kestirmeden cenneti nasıl garantilerim Allahım?", "Allahım tatile gidiyorum, ne olur röntgen çekeceğim kadınlar/ erkekler olsun."... Şeytanın da Allahı vardı ama şeytanı İlahlaştıranlar ilk sanırım, her neyse. Akıllı ve iradeli varlıksan tabi ki görev almayı da bilmelisin: Seçim yapman gerekecek. Ama kullanamıyorsan
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
​"Bilmelisin ki, ilim amele dönüşmedikçe senin için faydalı bir ilim haline gelmemiştir." ​Çünkü heybendeki bilgi, hayata dokunmadığı sürece sırtında taşıdığın ağır bir yükten ibarettir. ​O halde öğrendiğin her doğruyu, önce kendi nefsinde bir ahlaka dönüştür. İnsanlara sabrı anlatmadan önce sabretmeyi öğren; adaleti övmeden önce adil olmanın ağırlığını sırtlan. Unutma ki dünya, çok bilenlerin değil, bildikleriyle iyiliği ve güzelliği çoğaltanların omuzlarında yükselir. ​Küçük de olsa sürekliliği olan adımlarla başla. Büyük iddiaların peşinde kaybolmaktansa, öğrendiğin tek bir hakikati dahi hayatının merkezine nakşetmek seni daha üstün kılacaktır. Zira kalpte kök salmayan bilgi dilde kurur, amele dönüşmeyen ilim ise sahibine sadece bir yük olur. Âişe رضي الله عنهم yanına gelip sürekli ilim öğrenen ancak öğrendikleriyle amel etmeyen bir gence şu uyarıda bulunmuştur: "Yavrucuğum! O halde neden Allah'ın senin ve bizim aleyhimize olan delillerini (hüccetlerini) çoğaltıyorsun?" İlmiyle amel etmeyen kişinin, öğrendiği bilgileri kendi aleyhine bir delile dönüştüreceği ifade edilir. Hakeza onun bilmiyordum deme lüksü olmayacaktır..
Alıntı
"Deli gibi yazmak isteyip uzak durmak zorunda olduğumun nasıl acı verdiğini izah edemem. Sanma ki özlemiyorum, sanma ki unuttum, düzenini bozmaktan tekrar kafanı karıştırmaktan duygularını altüst etmekten korkuyorum. Bilmelisin ki dinlediğim her şarkıda gözlerimin daldığı yerdesin."
alıntı,
Deli gibi yazmak isteyip uzak durmak zorunda olduğumun nasıl acı verdiğini izah edemem.Sanma ki özlemiyorum sanma ki unuttum düzenini bozmaktan tekrar kafanı karıştırmaktan duygularını alt üst etmekten korkuyorum bilmelisin ki dinlediğim her şarkıda gözlerimin daldığı yerdesin...
Duygu ve Düşünce
Mevlânâ’nın Fihi Ma Fih eserinden dikkat çekici bir alıntı: "Eğer sen bir kardeşinde bir kusur görürsen, bilmelisin ki o kusur sende de vardır. İnsan insanın aynasıdır, sen onda kendini görürsün. Zalimlik, kindarlık, kıskançlık, açgözlülük, kibir, merhametsizlik gibi bütün kusurlar sende bulunduğunda seni rahatsız etmez, fakat onları başkasında görürsen dehşete kapılır ve rahatsız olursun. İnsanın vücudunda bir çıban çıktığında kendisi bundan iğrenmez. Yaralı elini yemeğine sokar ve hiç tiksinmeden parmaklarını yalar. Ama başkasının elinde sivilce ya da küçük bir yara görse onun eliyle yediği kaptan ne yer ne de o yemekten hoşlanır. Ahlaki kusurlar da aynen böyledir. Onlar insanın kendisinde olduğu zaman bunlardan rahatsız olmaz. Bunları bir başkasında görür görmez, içi daralır, nefret eder."