Kitaba Dair Görüşlerim
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
94 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:07
Kitabı okulun yoğunluğundan hayatın karmaşasından dolayı ancak şimdi bitirdim. 3 ay elimde gezdirdim bazı günler kapağını açmadım bazı günler soluksuz olarak kaç sayfa okuduğumu bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var o da kitabın kalitesinin tartışılamayacağıdır. Doğan hocam yine harika bir kitap yazmış kitap hakkındaki keşkem, daha önce okumuş olsaydım. Öğretmenlere, öğretmen adaylarına harika bir yol kitabı. Beni en etkileyen kısım son mektup oldu. İleride öyle bir öğretmen olarak hatırlanmayı çok isterim. Umarım başarabilirim. Kitapta ileriki zaman için yazılması planlanan bir kitaptan bahsediyordu Doğan hoca. Okul müdürünün gücüne dair bir kitap yazmak istediğini söylemiş. Keşke Doğan hoca şuan hayatta olsaydı da o kitabı da yazabilseydi eminim ki o da çok kaliteli bir kitap olacaktı. Benim fikirlerim bu şekilde
Öğretmenim Bir Bakar mısın?Doğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20187,6bin okunma
5/10
·104 syf.··
2026 25. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
Haziran ayı özel seçkilerinin içine eklediğim kuir edebiyat örneklerinden olan Olamayanlar, Fırat Uran'ın kalemiyle tanıştığım ilk kitap oldu. Kitap, yazarın "olamayan" aşklarını anlattığı bir öykü seçkisi aslında. Yaşadığı şehirlerde, farklı aplikasyonlar üzerinden tanıştığı insanlarla yaşadığı ve hiçbir zaman gerçekten olamayan iki insan oldukları hikayeler üzerine kurulu bu öyküler. Açıkçası yazarın yazım tarzını sevdim fakat bu tür, yani bir nevi anı kitabı olabilecek hikayeler sanırım benim pek ilgimi çekmiyor. Su gibi aktı gitti, okuması çok kolaydı fakat okurken keyif aldım mı, bilmiyorum. Fakat bu kadar gerçek olması beni etkiledi diyebilirim, bunu asla inkar edemem. Eminim Türkiye'de ve dünyanın herhangi bir yerinde, pek çok kuir bireyin bu şekilde olamayan hikayeleri var ve yaşanmaya da devam ediyor. Beni en çok etkileyen hikayenin, sanırım Dorian Gray'in Portresi'ni de çok sevmemden ötürü, Dorian Gray Hamamda isimli hikaye olduğunu söyleyebilirim. Bu kitabın yazarıyla tanışmayı, oturup bir kahve içmeyi gerçekten çok isterdim. Nedendir bilmem, yazdıklarını okurken çok iyi arkadaş olurmuşuz gibi hissettirdi. Onunla oturmayı, sohbet etmeyi, yazdıklarının dışında da yaşadıklarını ve tavsiyelerini dinlemeyi çok isterdim. 5/10.
OlamayanlarFırat Uran · Sander Yayınları · 202125 okunma
Reklam
Sessizliğin Sesi...
Puan vermedi·120 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:54
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü benim için yalnızca bir mahkûmun hikâyesi değil, insanın çaresizliğiyle yüzleştiği derin bir vicdan sorgulaması oldu. Kitabı okurken mahkûmun suçunun ne olduğunu hiç öğrenemedim. Aslında Victor Hugo’nun da bunu özellikle yapmış olabileceğini düşündüm. Çünkü bir noktadan sonra suçun ne olduğu önemini yitiriyor; geriye yalnızca ölümünü bekleyen bir insan kalıyor. Bir insan gerçekten yalnızca yaptığı tek bir şeyden mi ibarettir? Hayat öyle kırılgan ki bugün kimseye zarar vermeyen, sıradan bir hayat yaşayan biri, yarın kendisini bambaşka koşulların içinde bulabilir. İnsan bazen bulunduğu çevrenin, yaşadığı olayların, verdiği bir kararın ya da mecbur kaldığı bir durumun sonucunda hiç istemediği bir yere sürüklenebilir. Bu yüzden mahkûmun korkusunu, çaresizliğini ve anlaşılmama duygusunu okurken ona yabancı kalamadım. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de kalabalıkların tavrı oldu. Bir insan son saatlerini yaşarken, bazıları bunu izlenecek bir gösteri gibi görüyor. Oysa kimse bir gün o mahkûmun yerinde kendisinin ya da sevdiği birinin olabileceğini düşünmüyor. İnsanların bir anlık merak ya da zevk uğruna başka bir insanın ölümüne tanıklık etmeye gelmesi beni derinden sarstı. Dünyanın sustuğu değil, aslında mahkûmun konuştuğu; fakat kimsenin dinlemediği bir hikâyeydi bu. O konuşuyordu, korkularını anlatıyordu, yaşamak istediğini söylüyordu ama herkesin kulakları çoktan kapanmış gibiydi. Okurken kalbimde bir yerlerin kırıldığını hissettim. Mahkûmun suçlu olup olmadığını bilmiyorum, hatta yazar da bunu bize söylemiyor. Ama satırların arasında onun bir caniden çok, korkan ve yaşamaya tutunan bir insan olduğunu gördüm. Belki bu yüzden kitabın sonunda içimde güçlü bir adaletsizlik hissi kaldı. Çünkü bazen insanlar yargılanırken yalnızca
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
10/10
·416 syf.··
2026 95. kitabı
#artemisaşkına Canım kankim geceye1kitap_ okuyunca dayanamadım, dedim Muzo reyiz bu kitabı sevdiyse ben de severim. Çünkü zevklerimiz aynı ve kankama güveniyorum, çoğunun aksine asla sallamaz. Kovboy hikayesi ilk kez okudum ve çok beğendim. Aslında 90ların çocuklarından biri olarak klasik pazarları babasının zoruyla kovboy filmleri izleyen tayfada ben de varım. Ama ben o filmleri gerçekten severdim. Benim için bir nevi nostalji oldu. Çünkü 22 senedir zorlayan o kişi yok. Esas kıza sanırım bu yüzden bir yakınlık hissettim. Fazla anlam yüklediğimi düşünmeniz umrumda değil. Bir hikayeyi okumak başka bir şey, hikayedeki küçük benzerlikler yaşayıp başka bir açıdan okumak ayrı bir şey çünkü. Neyse... Kızımız küçükken anne babası ayrılıyor ve annesiyle şehre dönüyor. Babayla araları hiç düzelmiyor. Özlemden kaynaklı Kırgınlığı, gençlik zamanımdan kalma pişmanlığı var. Ah o keşkeler... Hiçbir şeye adım atamadan baba ölüyor. Ve kıza büyük bir miras kalıyor. Ancak bu mirasa sahip olabilmek için de 1 yıl boyunca o yıllardır gitmediği çiftlikte yaşamak, orayı yönetmek zorunda. Bu kolay bir şey değil. Detay vermicim. Burada asıl sorun, seksi ustabaşı kovboy ile miras yüzünden arasındaki düşmanlık. Ağzımdan kesinlikle laf alamazsınız Cash'e başta sinir oldum ama satorikitap 'ın dediği gibi sevdim keratayı. Romantik kitap olmasına rağmen hüzünlendim, gözyaşım pıt pıt oldu Bi ara küçük detaylar yüzünden. Duygular gerçekçi hissettirdi belki de nostalji duygusındandı, bilmiyorum... Sevdim ikinci kitaba haftaya başlayacağım çünkü eğlenceli bitti umarım serinin diğer kitapları hemencecik çevrilir. Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder! Not: azcık YETİŞKİN İÇERİKLİDİR
CashJessica Peterson · Artemis Yayınları · 202650 okunma
Çıplak Kalabiliriz
8/10
·87 syf.··
2026 44. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 09:08
“Pencereler açık. Yapraklar hışırdıyor. Cırcır böcekleri hiç susmuyor. Duvarlarda ışık çisentileri. Burası neresi, bilmiyorum. Buraya nasıl geldiğimi de. Taş, toprak, ağaç. Fısıltılar. İnce, serin, sakin.” Melike Koçak, bazen bir gölgeye bazen sessizliğe dönüşen hikâyeler anlatıyor. Görünenin, aşikâr olanın yerine sezilenin peşine düşüyor. Başa ve sona hapsolmak yerine, boşluğun belirsizliğinde salınıyor. Öykülerinin gücü de buradan geliyor; okurunu metnin içine katıyor, sisi aralamak için çabalamasını istiyor. Çıplak Kalabiliriz, çağımıza, çağımızın hayatı vasatlaştıran kabullerine itirazlardan oluşan bir ses. (Tanıtım bülteninden )
Çıplak KalabilirizMelike Koçak · İletişim Yayınları · 202514 okunma
Bir kitap yazacağım, katalogu hayatım olacak!
10/10
·344 syf.··
2026 44. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:20
Birkaç gündür Orhan Pamuk'un yeni kitabını okuyordum. Aslında elimde bir sürü kitap daha vardı ama bende her zaman Orhan Pamuk'un ayrı bir yeri olmuştur. Pek çok (meşhur ve değerli) kitabını okumamış olsam da her kitabın ayrı bir zamanı olduğuna inanırım. Tam da bu nedenle yeni kitabın çağrısına kulak verdim ve sabırsızca okumaya başladım. Orhan Pamuk benim gözümde çok değerli bir romancıdır. Dediğim gibi pek çok kitabını okumadım ve okuduklarımın da hep zamanını bekleyip okudum. Okurken de hep tam zamanında okuduğumu hissettim. Çünkü Orhan Pamuk, dönemleri olan yazarlardandır. Ona yüklenemezsiniz, peş peşe göz gezdiremezsiniz. Benim için Orhan Pamuk kitapları sizi çağırır ve o an başka hiçbir kitaba odaklanamazsınız. Aslında böyle yazıyorum ama beni de uzun zamandır çağırmıyordu. Hatta kendisiyle uzaklaştık diyecektim ki favori kitabımın dizisi çıktı ve ben dizisinden sonra kendimi yeniden romanında buldum. Elbette Masumiyet Müzesi'nden bahsediyorum. Klişe gelebilir ama benim favori Orhan Pamuk kitabım Masumiyet Müzesi. Yıllar önce İstanbul hakkında hiçbir şey bilmezken ve hayata karşı çok kırılganken okumuştum. Beni o kadar içine çekmişti ki hayatım boyunca okumadan duramadığım kitaplar arasında oldu. Sürekli okuyor, sonu gelmeden elimden bırakmak istemiyordum. Burada bir detaya değineyim, o kadar hayranlıkla okuduğum o kitapta bahsedilen müzenin gerçek olduğunu da bilmiyordum. Bana göre ortada bir roman ve o romanda kurgulanan bir müze vardı. Sabırsızca kitabı bitirdim ve araştırma yaparken müze fotoğraflarına denk geldim. Sonrası büyük bir şaşkınlık, hayranlık, büyülenme anıydı. Çünkü o zamanlar benim için böyle güzel bir romanın gerçekten müzesinin olması rüya gibi geliyordu. Daha ilginciyse hâlâ öyle gelmesi! :)) Şimdiyse hâlâ kitabını heyecanla okumaya devam
1000Kitap
Kelimeler ve ResimlerOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202617 okunma
Reklam
Reklam