Puan vermedi·184 syf.··
2026 47. kitabı
Hepimiz geleceğe dönük hayallerimizi sevdiklerimizle birlikte huzurla yaşlanmak diye planlarız. Benim için de mutluluk tam olarak böyle. Sevdiklerimle yan yana, sakin ve güvenli olarak. Ama bazen hayat, en büyük korkularımızla bizi karşı karşıa bırakıyor. "Yalnızlığı Sen Seçmedin" kitabını okurken, Buket’in hikayesindeki olay bana kendi kaybetme korkumu hatırlattı. Sevdiğin adamı, kocam dediğin biricik eşini bir anda ölümle kaybetmek... Düşüncesi bile kabus Fakat kitap beni sadece bu acıyla kavurmadı, asıl vuran şey, o büyük kaybın ardından gelen, arkadaki yaşama tutunma çabasıydı. Hayatın tüm acımasızlığına rağmen yaşamaya geri dönmek offf. Bu düşünce beni çok derinden etkiledi. Ruhuma dokunan, beni hem ağlatan hem de sürekli kalp çarpıntısı yaşatan çok özel bir yolculuk oldu. “Sevmek, belki de bir gün kaybedeceğini bilsen bile o şairane yaşamın peşinden koşma cesaretidir...”
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202615 okunma
Puan vermedi
Aşk'a o sonsuz olana ulaşmak için yapman gereken şeyin içinde olduğunu bilsen... Var olmaya, kabul ettirmeye, görünmeye çalıştığın şey sevgi değil desem... Sevilme ihtiyacını Antik Yunan mitolojisinden cıkarıp modern çağın sınırlarında dolaştıran kitap, size kozmosun sizin içinizde olduğunu öğretiyor. Afrodit, Eros ve Psykhe gibi figürler üzerinden insanın varoluşsal arayışlarına ışık tutuyor. Gerçekte hep birlikte olmak, bir elmanın iki yarısı olmaktan çok bir elma olmayı aşk sananlara; aslında iki yarım olarak kalabilmenin konforunda aşkı anlatıyor... Bazen kaybolmanın, bazen unutmanın, bazen de kendi olabilmenin gölgesinde aşkı bulabilmek olduğunu Antik Yunan Mitolojik Tanrılarıyla anlatıyor ve aşkın aslında kendini bulmak, aşkta kendinden bir şeyler bulmak olduğunu..." Ruh başkasına ait olanı sahiplenmeye çalışırsa kendi özünden uzaklaştırdı. Ve bazen,insan kendine geri dönebilmek için önce kendini kaybetmek zorundaydı." Aşk ilk önce kendini kaybetmekti; ışıkların, doğanın, insanların bile bambaşka görünmesiydi ama sonra ruh kendini seçti. Kendine geldiğinde zaten her şeyin içinde olduğunu gördü. "Eros erkek bilincine hissetmeyi öğretirken, Psykhe kadın bilincine "kendine dönmeyi" öğretecekti." Aşk insanı tamamlayan bir şey değildi. Tam olduğunu dusundugun anda eksıklıgını gordugun her şeydi. Mıtolojı uzerinden moder aşk ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Bir anlığına Psykhe ve Eros olup askın ılk doğumuna şahitlik ederken buluyorsunuz kendinizi Yazarla tanışma kitabımdı ve sanırım son olmayacak
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 202610 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nedamet Dergisi 4. Sayı: Aynalı Martin
Puan vermedi·70 syf.·
2026 47. kitabı
Tüm Dergi Sevenler Ekran Başına! Öncelikle buram buram emek kokan bir sayı var masamızda, orası kesin. Yalnız şöyle sahaya tarafsız bir gözle baktığımda, skoru etkileyen birkaç taktiksel hata gözümden kaçmadı ki eminim şahane kadronun da dikkatinden kaçmamıştır. Aslında bunları yazmama gerek bile yok ama önümüzdeki sayıları da merakla ve heyecanla bekleyen biri olarak naçizane yorumlamak istedim. Dergide öyle metinler var ki bayılarak okudum. Özellikle şiirler hayran olunası boyutta, hatta ‘Keşke şiire daha fazla yer verilseydi’ dediğim bile oldu. Boş bulunup bir sonraki sayfayı ‘belki bitmemiştir’ diye kontrol edecek kadar çok beğendim diyebilirim. Tabii bu birkaç metni okurken de ‘Bitir artık hoca, bitir! Maç uzatmalara gitti!’ dediğim gerçeğini de değiştirmiyor. Ve benim gibi diğer okuyucuları da rahatsız ettiğine inandığım bir başka konu da dil bilgisi hataları oldu. Satır sonunda başını alıp giden kelimeleri editörün büyütecine bırakıyorum. Ama oturup o kadar emeği gözardı edip 8648 cümle kurmayacağım bununla ilgili. Zaten diğer sayılarda dikkat edileceğine de eminim. Kapanış konuşmasını yapmadan önce Vefa Sayısı’na bir selam ederim. ‘Sen ne mükemmeldin be..’ deyip anmadan geçmek kesinlikle haksızlık olurdu! Bir sonraki sayıda ve bolca şiirle görüşmek üzere, teşekkür ederim canım Nedamet Dergisi :) “ Bilsen Sana yazmamak için Kaçıncı şiirimi yazdığımı ” Yakuphan Ustaoğlu
Edebiyat
Nedamet Dergisi - Sayı 4 (Mart - Nisan 2026)Nedamet Dergisi · Kökler Kitap · 202616 okunma
6/10
·112 syf.··
2026 31. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 09:25
Sömürge topraklarında yaşayan yerliler adaya Avrupa’dan gelen beyaz yelkenli gemileri, ufuktan göğü delip gelmiş gibi tahayyül ederlermiş. Göğü delen adam benzetmesi buradan geliyor. Anlayacağınız üzere bu sömürgecilik üzerine kurulmuş bir anlatı. Samoa adalarına giden yazar oradaki kabile reisi Tuiavii ile tanışır ve onun, bütün bu sömürgecilik hikayesini başlatan “Beyaz Adam” yani Avrupa toplumu üzerine düşüncelerini not alır ve derleyip kitap haline getirir. Alışıldık ve bir o kadar da dokunaklı bir anlatı haliyle. Dokunaklı kısmından başlayayım. Yerli halkların bilgelikleri büyüleyicidir. Dünyadan kopuk -ki Birinci Sanayi Devriminden önce bu neredeyse her toplum için geçerliydi-, kendi içlerinde tutarlı bir yaşam algısı ve dünya görüşü geliştirmiş olmalarını kastediyorum. Bu, yapay ışıkların olmadığı bir ortamda yıldızların parlaklığını algılayabilmek gibi bir şey. Bu metni okurken Engin Geçtan’ın Hayat kitabının sonuna eklenmiş kızılderili bilge bir kabile reisinin mektubunu anımsadım. Küreselleşme ile birlikte herkesin birbirine benzediği, özgün düşüncelerin artık geliştirilemediği, modern zamanların tabiri ile “influence etmek” denen şeyin hayatın bir parçası olduğu çağdayız. İşte tam da bu yüzden eski zaman insanlarının bilgeliklerine daha bir çok ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Alışıldık kısmına gelecek olursam, artık bu, Birinci Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan sömürgeciliğin bazı toplumlar açısından getirdiği yıkımın, yapay zekanın hayatımıza girişiyle sahneye çıkan Dördüncü Sanayi Devrimin insan varlığı üzerinde yaptığı veya yapacağı “yıkımın” çoktan gölgesinde kaldığını düşünüyorum. Kabile reisi Tuiavii beyaz adam diye söze başlayıp ok gibi saplanan cümleler kurdukça içimden şunlar geçti: “Ah o beyaz adam daha neler yaptı bir bilsen!, O beyaz adam
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
10/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 16:30
Merhaba sevgili okur, Yine ve yeniden Selçuk Baran’la geldim. Pek sevdim kalemini, vazgeçilmezim oldu. Seçkiye adını veren Anaların Hakkı, dokuz kısa öyküden oluşuyor. Sevgili Baran bize pastoral tatta etkileyici hikayeler anlatıyor. Hele çiçeklerden bahsederken söylediği “kahkaha çiçekleri bunlar” sözüyle bir kere daha gönlümü fethetti. Ölümden, yaşamdan, sevgiden ve insana dair birçok duygudan bahsederken bambaşka bir his bırakıyor okurda. Bazı durumlar için, nüktedan bir üslupla kullandığı “Aristokrat” diyişini sevdim, artık ben de kullanacağım. Öykülerden kısaca bahsedeyim, çok fazla ipucu yok ancak spoiler sevmeyen bakmasın efenim. Çardak: İmalar gölgesinde su yüzüne çıkan ve zaten farkında olunan bir gerçeğin hesaplaşması. Görmezden gelişin hikayesi. Evlilik denen şey ne menem şey, anlayan beri gelsin a dostlar. Mısırlar: Mevsimler değişirken değişmeyen küçük kasaba hayatını yaşayan Nuran’ın kendini sıkışmış hissettiği bu tekdüzelikten çıkarma umudu ve vazgeçişinin sade anlatımı. Yetinme duygusunun ve kaderini kabullenmenin verdiği hafifleme hissini hissettiriyor. Dükkânın Önü: Bu öykü, başkalarının hayatını hiç merak etmemiş olan tuhafiyeci Mehmet Börtlü’nün iç dünyasına kısa bir yolculuk yaptırıyor. Emekli: Emekli Saffet Bey’le birlikte emekliliği ve varoluşu düşündüğüm bir hikayeydi. İnsan bir işe yaramadığında nasıl görünmez olur Saffet Bey’le birlikte derinden hissettim. Bahçede: Hasta bir adamın son mevsiminin hikayesi. Saklı kalmış umutların, öğretildiği gibi yaşanan hayatın ve artık başlangıcın da sonucun da öneminin kalmadığı son demin anlatısı. Etkileyiciydi. Bu hikayeyle eskiden yaptığım bir alışkanlığımı hatıladım. Herhangi bir kitabın herhangi bir sayfasını açıp okumak. Başsız, sonsuz, öylesine… Kayalık Yoncaları: Masallarda bile olmaya bir
Anaların HakkıSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020502 okunma
Meçhul Delikanlı
10/10
·368 syf.··
2026 42. kitabı
Meçhul Delikanlı ferda Ferda Udül Kayci Her mutluluk biraz acı, her acı biraz mutluluk barındırır . ⚘️" Biz çayimiza şeker yerine şükür kattık, Yokluk bize ne gam!" ⚘️"Abi bu sipariş benim değil. Ben tost İstemedim. Belli belirsiz gülümsedi adam . "Tüm simidini hayvanciğa verdin . Onun rızkıymış demek ki . Şimdi senin rızkın bu tost . Haydi afiyet olsun . ⚘️ Şiirlerimi saklamış...Defterinin arasına koymuş. Değer vermiş onlara . Ben onun kupesini saklarken o da benim şiirlerim saklamış. Ah Nazlı...O şiirlerin hepsi sana yazıldı. Bir bilsen... ⚘️Rabbım sana şükürler olsun. Ne büyüksün Ya Rabbi ! Olmazları olduran Rabbim . ⚘️⚘️⚘️"Nazlı...O şiirlerin, o sözlerin baştan sona tamamı senin için yazıldı." Dedi bir çırpıda. ⚘️⚘️⚘️Bundan sonraki tüm şiirlerin de sana yazılacağı yada hiç kimseye yazilmayacağı gibi..." kısacık bir not düşmek isterim alıntı yapılacak çok şey var kitabı okurken kendinizi 90'lı yıllarda bulacaksınız. Çok içten çok bizden yaşanmışlık kokan bir kitap . Mert dürüst haramdan uzak çalışkan 3 delinkanlı hayat onlari bir şekilde bir araya getirmiş. Nazlıya aşık , sevdasını aşkını şiir ve küçük notlara yazan sokakta kagit toplayan Osman yani meçhul Delikanlı . Çok güzel bir kitap okuduk kesinlikle tavsiye ediyorum benim ikinci okuyuşum benle berber okuyan arkadaşlarım teşekkür ederim iyiki varsınız #çiçekkızlarokuyor
1000Kitap
Meçhul DelikanlıFerda Udül Kayci · Parola Yayınları · 201846 okunma