Aman gelme' dedim, bak geldin işte
Dünyaya meylin var, 'beşer'sin bebek
Bir bilsen dünyamız neyin nesidir
Ayırır ağzını işersin bebek.
Kimisi su katar içtiğin süte
Kimisi at sokar yediğin ete
Günahtan, hileden, haramdan öte
Zulmet kuyusuna düşersin bebek.
Yukarıya gitsen 'köle' sayarlar
Aşağıya insen tefe koyarlar
Her saat bir başka renge boyarlar
Baktıkça sen sana şaşarsın bebek.
Önün bal-petekli, elin mühürlü
Omuzun kötekli, dilin mühürlü
Haftan ipotekli, yılın mühürlü
Aydan, günden mahrum yaşarsın bebek.
Sevgimiz rüşvettir seversek seni
Aldatmak içindir ne versek seni
Kalleş çağımızla eversek seni
Gerdeğe girmeden boşarsın bebek.
Fotoğraf yaprakları gibi eskidi hayatım
Dostlarımı resimlerde aradım
Biraz gözüm yaşlı bıraz gülerek
Hayatın nasıl geçtiğini anlamadım
Ne oldu yoklar yanımda
Hayat kısa anlasana
Kibir ayırdı bizi
Benliğini bıraksana
Sonunun geldiğini bir bilsen
Bana bir selam etsen
Gitmeden bu diyardan
Gül yüzünü bir görebilsem
Yaprakları kar beyazı bir defter, yanı başına konan kitaba göz ucuyla baktı.
Hoş geldin dedi ve ekledi: "Çok yorgun görünüyorsun üstelik epey hırpalanmış."
"İçimde taşıdıklarımı bilsen beni anlayabilirdin" diye cevap verdi kitap, bitkin bir ses tonuyla.
Tertemiz yapraklarını gıcırdatarak konuştu defter: "Benim öyle bir derdim hiç olmadı. Gördüğün gibi pırıl pırılım. Bir kelime dahi yüküm yok."
"Fark ediliyor" dedi kitap "içinde bir değer taşımayan dışarıya ne söyleyebilir ki?"