Puan vermedi·216 syf.··
2026 1. kitabı
Lea, bir çocuğun sorumluluğunu almaya hazır olmayan ama tüm sorumluluğuyla baş başa kalan bir adamın kızı. Annesinin ölümünden sonra tesadüfen karşılaştığı ve o andan sonra kendisinin de babasının da hayatını degiştirecek olan keman tutkusunu anlatıyor kitap. Sevmeyi öğrenememiş bir adamın sevgisini göstermeyişini ve aslinda tüm hayatını kızına adamasına rağmen birbirine tamamıyla yabancı baba- kız ilişkisini okuyoruz. Annesinin bıraktigi boşluğu önce müzikte en iyisi olma arayışında sonrasinda da bir adamın aşkında arayan küçük bir kız. Kitabın zaman zaman tıkanması dışında genel olarak akıcı buldum. Sadece bahsedilen derinliği tam olarak ben yakalayamadım maalesef ama yine de baba kız arasındaki o mesafe ve yabancılaşma sonuna kadar hissediliyor ve bu da kasvetli ve gerici bir hava oluşturuyor. Sevgiyi hissetmenin ötesinde göstermenin ne kadar zor olduğunu ve hiç bir şeyin sevginin yerini dolduramayacağını yeniden yeniden fark ettim. Lea, keşke ne kadar sevildiğini bilseydin, keşke hepimiz ne kadar sevildiğimizi bilebilsek.
LeaPascal Mercier · Sia Kitap · 2022345 okunma
TOKYO'DA AŞK°
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:22
"Bir daha hiçbir öykü, dünyada ondan başka öykü yokmuş gibi anlatılmayacak." J. Berger amca böyle demiş bu roman için. Abartmış mı derseniz, cevabım kesinlikle hayır olur. Çok yerinde bir cümle. Berger ile tamamen aynı fikirdeyim. Arundhati Roy aktivist bir Hintli. Bu yüzden bu kitabın içinde Hindistan, İngilizler, küresel işler, iç dinamikler, tutmayan dengeler, inançlar, kast sistemi yani ne ararsanız var. Bollywood tarzı bir aşk da var; acılı, baharatlı, köri soslu, her sayfada tazelenen bir lezzet içeriyor. Dil şiirsel ama karmaşık, yormuyor desem yalan olur. Hesse ve Woolf arasında gidip gelen bir dil. Bilnç akışına çok yakın bir tarz. Zaman algınızı yitirip sayfalar arasında gidip gelerek bulmaya çalışıyorsunuz. Büyük öykülerin büyüsü, bir büyüsü olmamasıdır diyor bir cümle. Büyük öyküler, dinlemiş olduğunuz halde yeniden dinlemek istediğiniz öykülerdir diye ekliyor başka bir cümle de. Kurgu arttıkça gerçeklik azalır ya, onlar heyecanlarla ve şaşırtıcı sonlarla gözünüzü boyamazlar, beklenmedik şeylerle şaşırtmazlar. İçinde yaşadığınız ev kadar tanıdıktır size. Ya da sevgilinizin teninin kokusu kadar. Nasıl bittiklerini bilirsiniz, ama yine de bilmiyormuş gibi kulak verirsiniz. Tıpkı, bir gün öleceğinizi bilmenize karşın hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamanız gibi. Büyük öykülerde kimin yaşayacağını, kimin öleceğini, kimin aşkı bulacağını, kimin bulamayacağını bilirsiniz. Ama yine de yeniden bilmek istersiniz. Onların gizemi ve büyüsü budur işte. Zengin Hindu ailenin kızıyla toplumun en alt kesiminden bir işçinin yasak aşkı kötü bitmiş arkadaşlar. Küçük şeyler, acı veren büyük şeylere dönüşmüş. Bu öykü, sıfırı tüketmiş bir sirkin becerikli soytarısı gibi. En masum iki kişi bu kitabın içinde öldü. Çünkü havaya zıplarken üzerine düşebilecekleri bir ağ da
Edebiyat
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20201,766 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·400 syf.··
2026 7. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 02:53
Nazan, en çok sana kırgınım, sana kızgınım. Sadece konuşmayı deneseydin...İnsanların ne kadar kötü olabileceğini bilseydin, belki kendi hikayeni başka türlü yazardın.
1000Kitap
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 36. kitabı
Geçmişin gölgeleri asla tam anlamıyla silinmez... ​On bir yıl önce Sarah Morgan, kocasını bir cinayet suçlamasından kurtarmak için her şeyini ortaya koymuştu. Bugün ise Sarah’ın hayatı bambaşka: Yeni bir isim, yeni bir eş ve kusursuz görünen bir düzen. Ancak Bob Miller’ın tek gecelik kaçamağı tüm dengeleri yerle bir eder. ​Sarah boşanma dosyasını açtığı an, geçmişin hayaletleri kapıyı çalar: Adam Morgan davasında ortaya çıkan yeni DNA kanıtları, tüm gözleri yeniden Sarah’a çevirir. Eski Şerif Yardımcısı Hudson gerçeğin peşindeyken, Bob’un gizemli kaçamağının aniden ortadan kaybolması oyunun rengini değiştirir. ​Şimdi karı koca arasında ölümcül bir savaş patlar verir. Kusursuz bir boşanmayı mı seçecekler, yoksa birbirlerinin mezarını mı kazacaklar? Ah Sarah… Senin koca seçiminle Ebru Gündeş’in koca seçimi ölümüne kapışır. Biriniz Türkiye şubesi, diğeri yurt dışı… Bu da bir başarı sayılır bence. Kitap çoklu bakış açısıyla anlatılıyor ve bunu seviyorum. Bir de bu, bağımsız okunacak bir kitap değil. Araya zaman girse bile olaylar burada zaten tek tek yeniden gündeme geliyor; unuttuysan bile boşluklar ustalıkla kapanıyor. Zaten biliyorsunuz… Bir karakter vardı, yaptığı planlarla bizi yerle bir etmişti. Onun özgüveniyle bu kitabı okumak ayrı bir keyifti. Bob’un Sarah’ı aldatmasıyla başlayan boşanma davası, Kelle Summers cinayetinin yeniden açılan soruşturması ve Bob’un birlikte olduğu kadının kaybolması… Kitabın gündemi fazlasıyla yoğun. Ama asıl olay, Bob ve Sarah’nın birbirlerinin gerçek kimliklerini bildiklerini sanarak birbirlerini alt etmeye çalıştıkları o psikolojik savaş. Bob’un her seferinde “Senin neler yapabileceğini biliyorum, beni kandıramazsın,” demesi… Sarah’nın “Eğer bilseydin…” diye başlayan cümleleri, kendine güveni...BAYILDIM. Bu kitapta da
The Perfect DivorceJeneva Rose · Blackstone Publishing, Inc. · 20257 okunma
Her masal tatlı rüyalarla uyutmaz, kimisi de uyandırmaya çalışır
Puan vermedi·112 syf.··
2025 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2025 03:07
Bir gün herkes Alice olur. Ve o gün şunu fark eder; Harikalar Diyarı hiç gitmemiştir. Alice Harikalar Diyarında masalın büyüsünü değil zamanın ve kaybın trajedisini anlatıyor aslında. Alice'in evreninde anlattığı, yalnızca bir çocuk masalının sonu değil; masumiyetin geri dönülmezliğine dair bir iç çekiş gibi... Masalın sonuna yaklaşmak, insanın kendi çocukluğundan uzaklaşmasına benzer. “Düş gücünün kuyuları kurur” ifadesi beni oldukça etkiledi. Hayal gücünün sınırsız olmadığını bir kez daha hatırlattı. Zaman ilerledikçe insanın çocukluğunda baktığı sonsuzluk hissini; odalarda, okullarda, ofislerde bir hücrenin sınırları içine sıkıştırdı. Masalcının “bir dahaki sefere” demesi ise çok insani çünkü hep erteleriz... Hepimiz bir şeyleri “sonraya saklayarak” kaybederiz. Tam da bu sebepten bazı masalların devamı gerçekten gelmez. Alice sadece bir masal kahramanı değil, geçip giden zamanın içinde yakalanmaya çalışılan bir andır. Masal bittiğinde Alice büyür, masalcının sesi kısılır. Dinleyen ise ilk kez şunu fark eder: Masallar bitmiyor sadece biz büyürüz. Masalların en tehlikelisi mutlu bitenlerdir. Çünkü kimse büyümeyi anlatmaz. Sizin için büyümek ne zaman başladı? Alice Harikalar Diyarında # Lewis Carroll instagram.com/p/DVHFZs2DEVQ/?... Şimşek gibi atıldı Buyurgan Birinci Emretti: "Masal başlasın!" Sakin bir sesle belirtti dileğini İkinci: "Masalın içinde saçmalık olmasın!" Daha bir dakika bile olmamıştı ki araya girdi Üçüncü ansızın. İşte, düşlerindeki sessizlik, Çöktü birden havaya İlerliyor masalımızdaki çocuk Bu yeni ve olağanüstü harikalar diyarında, Kuşlarla ve hayvanlarla dostça konuşuyor Pek azı inansa da doğruluğuna."
1000Kitap
Alice Harikalar DiyarındaLewis Carroll · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202128,6bin okunma
Geleceği Bilseydin, Gerçekten Hazır Olur Muydun?
6/10
·408 syf.·
2026 20. kitabı
Soru şu; “Ya bir sabah uyanıp gelecekte olacak 100’den fazla olayı kesin olarak bilseydim… ne yapardım?” İşte kitap tam olarak bu sorunun peşinden gidiyor. Hikaye, çok sıradan bir hayat yaşayan bir müzisyenin bir sabah rüyasında gelecek yıla ait 108 kehanet görmesiyle başlıyor. İlk bakışta kulağa inanılmaz geliyor ama asıl merak uyandıran kısım bundan sonra başlıyor. Bu bilgiyle ne yaparsın? Herkesi kurtarmaya mı çalışırsın, yoksa bunu bir güce mi dönüştürürsün? Kitap ilerledikçe olaylar küçük küçük değil, adeta çığ gibi büyüyor. Bir noktadan sonra sadece bir adamın hikayesini değil, dünyanın kaderini etkileyebilecek kararları okumaya başlıyorsun. En etkileyici taraflarından biri de şu. Hikaye sana sürekli “doğru olan ne?” sorusunu sorduruyor. Çünkü bazen iyi bir şey yapmak isterken bile zincirleme kötü sonuçlar doğabiliyor. Okurken ister istemez kendini ana karakterin yerine koyuyorsun ve “Ben olsam farklı davranır mıydım?” diye düşünüyorsun. Dili akıcı, temposu yüksek ve bölümler genelde merak duygusunu diri tutacak şekilde bitiyor. Hani bazı kitaplarda “bir bölüm daha okuyayım” dersin ya, bunda o his çok güçlü. Özellikle gerilim ve “ya böyle olsaydı?” fikrini sevenler için çok sürükleyici. Öte yandan kitap sadece aksiyon değil; kader, özgür irade, bilginin gücü ve sorumluluk gibi konuları da arka planda sürekli hissettiriyor. Kısaca, bu kitap sana sadece bir hikaye anlatmıyor; aynı zamanda zihninin bir köşesine şu fikri bırakıyor. Geleceği bilmek aslında bir hediye mi, yoksa ağır bir yük mü? Ve en tehlikelisi… geleceği bildiğinde onu değiştirmeye çalışır mıydın?
1000Kitap
Kehanet YılıCharles Soule ·  April Yayıncılık · 2020165 okunma