Gökhan Taşkıran

Gökhan Taşkıran
@binkitapbinhayat
Kitaplar, kaybolmuş kafaların anıtlarıdır. -Sir William Davenant-
Puan vermedi·599 syf.·
2022 77. kitabı
Tarihsel açıdan tartışılmaya son derece açık ve taraflı bir kitap. Çünkü bazı komutanlar şiddetle eleştiriliyor hatta suçlanıyor. (Özellikle Rauf Orbay, Refet Bey ve Nurettin Paşa) Yakın tarihi merak edenler için mutlaka okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir eser. Ulusumuzun vahim durumunu ve harabelerden yeni bir ülkenin kuruluşunu telgrafhane çalışanlarının dahi ulusun geleceğini ne kadar çok etkilediğini özellikle de Atatürk'ün olayları, telgrafları ve antlaşma maddelerini vs. açıklayarak detaylı bir şekilde bize sunması tüm yaşananları onun kaleminden okumak üstünde yaşadığımız vatan toprağının ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Atatürk olayları anlatırken sık sık da, bizlere Türk gençliğine öğüt veriyor. Atatürk'ün en yakınındakilerin bile sık sık onu ne kadar yanılttığını görmek(Rauf Orbay), makam derdine düştüklerini görmek(Refet Bey) hepimiz için bir ders aslında. Okurken şaşırdığım o kadar çok nokta vardı ki hangisini yazsam karar veremedim; -Halide Edib ve Rauf Orbay'ın Amerikan mandası istemesi -Konya valisi Cemal Paşa'nın hainliği -Refik Halit Bey'in telgrafları alıkoyması İstanbul hükümetine çalışması -Savunma Bakanı Cemal Paşa'nın günümüz içişleri bakanına benzemesi -Yahya Kaptan'ın hükümet tarafından öldürülmesi ve eşinin iki yetimle kalması -BMM'nin dini bir açılışı olması -İnönü'nün genelkurmay başkanı olmasına gelen tepkiler -Atatürk'ün, Suphi Paşa ile yaşadığı anısı ve Cumalı Ordugâhı kitabını yazma hikayesi -Ahmet İzzet Paşa ve Salih Paşa'nın bencilliği -Nurettin Paşa'nın Bursa milletveki olmak için hazırlattığı yaşam öyküsünü Atatürk'ün 12 sayfa boyunca eleştirmesi
Tarih/Siyaset
NutukMustafa Kemal Atatürk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202334,4bin okunma
Gökhan Taşkıran isimli okura yanıt verildi
Gökhan Taşkıran
Rabia Egemen Katkı sunabildiğime sevindim. Rica ederim.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·599 syf.·
2022 77. kitabı
Tarihsel açıdan tartışılmaya son derece açık ve taraflı bir kitap. Çünkü bazı komutanlar şiddetle eleştiriliyor hatta suçlanıyor. (Özellikle Rauf Orbay, Refet Bey ve Nurettin Paşa) Yakın tarihi merak edenler için mutlaka okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir eser. Ulusumuzun vahim durumunu ve harabelerden yeni bir ülkenin kuruluşunu telgrafhane çalışanlarının dahi ulusun geleceğini ne kadar çok etkilediğini özellikle de Atatürk'ün olayları, telgrafları ve antlaşma maddelerini vs. açıklayarak detaylı bir şekilde bize sunması tüm yaşananları onun kaleminden okumak üstünde yaşadığımız vatan toprağının ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Atatürk olayları anlatırken sık sık da, bizlere Türk gençliğine öğüt veriyor. Atatürk'ün en yakınındakilerin bile sık sık onu ne kadar yanılttığını görmek(Rauf Orbay), makam derdine düştüklerini görmek(Refet Bey) hepimiz için bir ders aslında. Okurken şaşırdığım o kadar çok nokta vardı ki hangisini yazsam karar veremedim; -Halide Edib ve Rauf Orbay'ın Amerikan mandası istemesi -Konya valisi Cemal Paşa'nın hainliği -Refik Halit Bey'in telgrafları alıkoyması İstanbul hükümetine çalışması -Savunma Bakanı Cemal Paşa'nın günümüz içişleri bakanına benzemesi -Yahya Kaptan'ın hükümet tarafından öldürülmesi ve eşinin iki yetimle kalması -BMM'nin dini bir açılışı olması -İnönü'nün genelkurmay başkanı olmasına gelen tepkiler -Atatürk'ün, Suphi Paşa ile yaşadığı anısı ve Cumalı Ordugâhı kitabını yazma hikayesi -Ahmet İzzet Paşa ve Salih Paşa'nın bencilliği -Nurettin Paşa'nın Bursa milletveki olmak için hazırlattığı yaşam öyküsünü Atatürk'ün 12 sayfa boyunca eleştirmesi
Tarih/Siyaset
NutukMustafa Kemal Atatürk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202334,4bin okunma
Gökhan Taşkıran
BMM'nin dini bir açılışı olmasını bence şu şekilde yorumlamak mümkün: M. Kemal meclisi açarken, Anadolu halkı azımsanamayacak ölçüde padişaha bağlı olduğundan saltanat ve hilafet makamını, aslına amacı o makamları tasfiye etmek olan meclis için bir kalkan olarak kullanmıştır. Ayrıca, "cuma namazı, sala, Buhari okunması, hutbe okunması, meclis açılışında dualar edilmesi ve kurban kesilmesi" gibi dini motiflere meclisin açılacağına dair bildiriminde vurgu yaparak Kurtuluş Savaşını kutsal bir cihat olarak konumlandırıp kendisi ve arkadaşları için yapılan "dinsiz" propagandalara karşı hamle yapmıştır. Dolayısıyla Meclisin açılması sadece ulusun kurtuluşu yolundaki en büyük adımlardan biri değil, siyasi bir hamle olarak da görülebilir. Bahsettiğim bildiriyi, M. Kemal tarafından Temsilciler Meclisi Başkanı sıfatıyla 21.04.1920 tarihinde ki bildirimine bakarsanız görürsünüz. Elinizdeki basımda hangi sayfada bilemiyorum o yüzden kitabınızda "Türkiye Büyük Millet Meclisi Toplanıyor" veya buna benzer bir başlığı bulabilirseniz bildiriye ulaşabilirsiniz.
Derry’de Kırmızı Balon Görürsen Kaç! - O
10/10
·1064 syf.··
2025 102. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 23:49
Haritada ismini bulmakta zorlandığımız bir Amerikan kasabası Derry… O Tüm dünya tarihini etkileyecek karanlık bir sırrın sahibi. Eğer kontrol edilseydi belki de tüm savaşların bitimi, ütopik bir aydınlanma çağı yaşatabilirdi. Ama o Pennywise’tı. Kimsenin sahip olamayacağı türde bir uzay yaratığı… Stephen King başımıza iş açtı. O… Ve O’nun yaptığı en büyük hata 1958 yılında Derry’de sel felaketi olduğunda Georgie isminde su üzerinde kayığını yüzdürmek isteyen küçük bir çocuğu kandırarak öldürmesi oldu. Kendine öyle bir düşman edindi ki bu düşmanın adı Bill Denbrough. Ölen Georgie’nin abisi. Suda yüzdürmek istediği kayığını yapan abi. Kardeşini içten içe çok seven abi Bill. Bu ölümün doğal olmadığını çok iyi bilen Bill, arkadaşlarıyla Derry’de neler olup bittiğini araştırmaya başladılar. Adeta birer halka gibi oldular. Eddie bu halkanın üstüne en titrenen ailesinin çocuğu olarak zayıf görünse de kafası pusula gibiydi. Eddie ile asla kaybolmazdınız. Richie ise korkunç irlandalı polis taklidi yapan, espirili, eğlenceli ve her ortamda olmasını isteyeceğiniz; arkadaşlarının tabiri ile “geveze”. Beverly ise Kaybedenler’in tek kızı. Kızıl saçları ve derin bakışları ile hepsi ona hayran. Çok cesur çok savaşçı. Ben ise mimari ruhu oldukça gelişmiş, el becerisi olan ama okulda diğer aptalların kilosu ile alay ettiği bir dahi. Stanley yahudi bir ailenin oğlu. Titiz, temiz, ama arkadaşları söz konusu olduğunda ellerini kirletmekten çekinmez. Zekidir, öngörüldür. Mike’a gelirsek; ten rengi nedeni ile beyazların arasında bir siyah kaya parçası. Ama bana sorarsanız inci tanesi bir kalbi var. Araştırmacı ruhlu Mike sayesinde; katil, çocukların korkuları ile beslenen Pennywise ile mücadele ederken kaç sıfır geride olsalar da yine Mike sayesinde yıllar sonra bir araya
Korku-Gerilim
OStephen King · Altın Kitaplar · 20257,4bin okunma
Gökhan Taşkıran isimli okura yanıt verildi
Gökhan Taşkıran
Merve Sağolun Merve hanım, tavsiyenizi değerlendireceğim. Size de iyi yıllar.
Derry’de Kırmızı Balon Görürsen Kaç! - O
10/10
·1064 syf.··
2025 102. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 23:49
Haritada ismini bulmakta zorlandığımız bir Amerikan kasabası Derry… O Tüm dünya tarihini etkileyecek karanlık bir sırrın sahibi. Eğer kontrol edilseydi belki de tüm savaşların bitimi, ütopik bir aydınlanma çağı yaşatabilirdi. Ama o Pennywise’tı. Kimsenin sahip olamayacağı türde bir uzay yaratığı… Stephen King başımıza iş açtı. O… Ve O’nun yaptığı en büyük hata 1958 yılında Derry’de sel felaketi olduğunda Georgie isminde su üzerinde kayığını yüzdürmek isteyen küçük bir çocuğu kandırarak öldürmesi oldu. Kendine öyle bir düşman edindi ki bu düşmanın adı Bill Denbrough. Ölen Georgie’nin abisi. Suda yüzdürmek istediği kayığını yapan abi. Kardeşini içten içe çok seven abi Bill. Bu ölümün doğal olmadığını çok iyi bilen Bill, arkadaşlarıyla Derry’de neler olup bittiğini araştırmaya başladılar. Adeta birer halka gibi oldular. Eddie bu halkanın üstüne en titrenen ailesinin çocuğu olarak zayıf görünse de kafası pusula gibiydi. Eddie ile asla kaybolmazdınız. Richie ise korkunç irlandalı polis taklidi yapan, espirili, eğlenceli ve her ortamda olmasını isteyeceğiniz; arkadaşlarının tabiri ile “geveze”. Beverly ise Kaybedenler’in tek kızı. Kızıl saçları ve derin bakışları ile hepsi ona hayran. Çok cesur çok savaşçı. Ben ise mimari ruhu oldukça gelişmiş, el becerisi olan ama okulda diğer aptalların kilosu ile alay ettiği bir dahi. Stanley yahudi bir ailenin oğlu. Titiz, temiz, ama arkadaşları söz konusu olduğunda ellerini kirletmekten çekinmez. Zekidir, öngörüldür. Mike’a gelirsek; ten rengi nedeni ile beyazların arasında bir siyah kaya parçası. Ama bana sorarsanız inci tanesi bir kalbi var. Araştırmacı ruhlu Mike sayesinde; katil, çocukların korkuları ile beslenen Pennywise ile mücadele ederken kaç sıfır geride olsalar da yine Mike sayesinde yıllar sonra bir araya
Korku-Gerilim
OStephen King · Altın Kitaplar · 20257,4bin okunma
Gökhan Taşkıran
Ne yalan olsun, Stephen King'e başlamak için bu kitabı seçmek gibi bir hata yapmıştım. Hatadan kastım, yazara başlamak için ağır bir eser olduğunu düşünmem. Olaylar ve karakterler ağır ağır işleniyordu. O kadar kalın bir eserden başka türlüsü beklenemezdi gerçeği. Önümüzdeki yıl yazara tekrar başlamak için, ''Azrail Koşuyor'' romanını okumaya karar verdim. Yazarın kalemine olan hakimiyetinize dayanarak, kararımın doğru olup olmadığını yazarsanız benim için aydınlatıcı olur :)
“Kendini duyamayan insan, başkasını nasıl anlasın?”
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Okunabilirlik: Akıcı ve sade. Yer yer anlatım yoğunlaşsa da anlaşılır bir dille ilerliyor. Fikrin Derinliği: Aydın-halk çatışmasını sıradan bir anlatımda bırakmıyor; Yusuf’un dönüşümüyle meseleye farklı bir boyut kazandırıyor. Kurgu: Başlangıçta tek yönlü görünse de içsel çatışmalar ve finalle birlikte daha derin bir hâl alıyor. Karakter: Ahmet Celal'in iç yolculuğu inandırıcı ve zamanla evriliyor. Köylü karakter ise yer yer daha tek çizgide kalıyor ama bu, yazarın tercihinden kaynaklı olabilir. Genel Etki: İlk başta yargılayıcı dursa da metin, güçlü bir özeleştiriyle başka bir boyuta geçiyor. Sarsıcı ve düşündürücü. Yaban’ı okumaya başladığımda, Türk edebiyatında bir kitap daha beğeni listeme girecek diye düşündüm. Başta okuru içine çekip farklı bir yön vaat eden hikâyenin bir anda aşka evirileceği düşüncesi korkutmadı değil. Neyse ki Yakup Kadri Karaosmanoğlu, yalnızca bir konuya saplanıp kalmak yerine, iki farklı damarı harmanlamayı tercih etmiş. Bu da hikâyeyi çok yönlü ve daha gerçekçi kılmış. Ahmet Celal, savaşta (1. Dünya Savaş'ında) bir kolunu kaybetmiş bir aydın olarak Anadolu’nun ortasında bir köye gelir. İlk başlarda onun gözünden köylüyle kendi arasındaki kültürel ve duygusal mesafeyi dinleriz. Fakat bu aktarım, anlamaktan çok yargılayan, hatta zaman zaman küçümseyen bir dille yapılır. Köy adeta geri kalmışlığın simgesi gibi çizilir ve bu durum, okurda bir huzursuzluk yaratır. Çünkü insan sormadan edemez: “Yazar halkı küçük düşürmek mi istiyor, yoksa bir farkındalık mı yaratmaya çalışıyor?” Bu ikilem, hikâye boyunca okuru diken üstünde tutar. Ta ki Ahmet Celal'in o iç burkan değişimine tanıklık edene kadar. Başlarda kibirli, yukarıdan bakan o adam; köylünün cehaletinde, bencilliğinde ve yalnızlığında aslında asıl suçlunun kendisi ve onun gibi düşünen
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
Gökhan Taşkıran isimli okura yanıt verildi
Gökhan Taşkıran
Sorgulayan Okur M. Işık :D