biokursan

8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2025 18:26
“Adelaide”, okurken insanın kalbine sessiz ama derin bir sızı bırakan kitaplardan biri. Ana karakterin yaşadığı kırılganlık, yalnızlık ve aynı zamanda kendini arayışı, bana kendi içimdeki bazı sancıları hatırlattı. Özellikle sevgi uğruna kendini feda eden, karşılık beklemeden vermeye alışmış bir kalbin nasıl yavaş yavaş yorulduğunu görmek, beni çok etkiledi. Kitap boyunca hissettiğim en güçlü duygu, yalnızlık ve özdeğer arayışı oldu. Adelaide’in aşkı bir sığınak gibi görüp aslında kendi varlığını, sınırlarını kaybetmesi bana çok tanıdık geldi. Okudukça, onun iç dünyasındaki dalgalanmalarla kendi hislerim arasında köprüler kurdum. Dilinin akıcılığı, betimlemelerin yoğunluğu sayesinde adeta Adelaide’in zihninin içinde dolaştım. Onun kırık yanlarını gördükçe, kendi kırıklıklarıma da ayna tuttum. Kitabın sonunda bana kalan duygu; sevginin ancak kendini de sevdiğinde gerçek olabileceği, başkasının gölgesinde değil, kendi ışığında var olmanın önemi oldu. Genevieve Wheeler Adelaide Adelaide, kalbini fazla veren herkesin kendinden bir parça bulacağı, duygusal yoğunluğu yüksek, insanı düşündüren bir kitap.
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,960 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 22:51
Botter Apartmanı Ayşe Övür Şimdi hissedilenler, birileri tarafından yüzyıl önce de hissedildiler. Onlarca asır önce de… İstanbul’un en eski ve etkileyici apartmanlarından olan Botter Apartmanı size geçmişten deneyimlediğiniz travmalarınızın hayatlarınıza tekrar sızmasını sağlayacak. Her sayfasını merakle çevirdiğim bu roman kendi hayatımdan da bir şeyler bulmamı sağladı. Geçmiş ve günümüzün eşsiz harmanı… Okumanızı tavsiye ederim. “Kendini gördü. Kendini görmem, öldürücü zehirdir. Sakın! Ey imtihan edilen.”
Botter ApartmanıAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 20191,525 okunma
Blokzinciri ve Yeni Güven Mimarisi
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2022 20:13
Blokzinciri ve Yeni Güven Mimarisi’ kitabının yazarı Kevin Werbach’a göre; devletler sadece blokzinciri uygulamalarını, yine blokzinciri ile düzenlemenin bir yolunu bulmakla kalmayacaklar; aynı zamanda bu çabaları, bariz şekilde ezber bozan ve dönüştürücü bu yeniliği en iyi şekilde kullanmamızı sağlayacak. ​17 Mayıs 1792’de yirmi dört adam bir çınar ağacının altında (Buttonwood) bir araya gelerek, dünyayı dönüştüren bir belgeye imza atmasından blokzincirine kadar uzanan bu süreçte birçok yenilik ve devrim oldu. O zamanlar Buttonwood Anlaşması’ndan doğan bir şirket olan Depository Trust & Clearing Corporation (DTCC), bugün yıllık 1,5 katrilyon dolarlık işlem gerçekleştirmekte. Bu, dakikada 3 milyar dolara denk veya tüm dünya ekonomisinin yıllık çıktısına eşit. ​Blokzinciri 2008 mali krizi sırasında hükümetlere ve şirketlere duyulan güvensizlik ortamında yeşerdi ve 3 Ocak 2009’da Bitcoin’in hayatımıza girmesiyle yeni bir güven mimarisi doğdu. ​Güven mimarisinden kasıt şu; Öğelerinden herhangi birine güvenmiyorsan bile sistemin bütününe güven. Bir blokzinciri ağı, katılımcıların, paylaşılan dağıtık bir deftere kaydedilen bilgilere, doğrulanmasına gerek kalmaksızın güvenmelerini sağlıyor. Ayrıca hiç kimse mal sahipleri, aracılar ve hatta hükümetler bile ağdaki işlemleri durdurma ya da değiştirme konusunda sınırsız bir güce sahip değil. Herkesin katılımına izin veren açık kaynaklı yazılı ve merkezi olmayan temeller üzerine kurulu blokzinciri, güven ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Daha ziyada güvenin yeni bir biçime bürünmesini temsil ediyor. O çınar ağacının altındaki öncü borsacılar, kişisel ilişkilerine dayanarak bir araya geldiler ve bir aracıya, borsaya güç verdiler. Blokzinciri ağı katılımcıları ise arada herhangi bir merkezi otorite veya kişisel bağlantı olmamasına
1000Kitap
Blokzinciri ve Yeni Güven MimarisiKevin Werbach · Koç Üniversitesi Yayınları · 202114 okunma
Uçurum İnsanları
Puan vermedi·205 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2022 21:14
Bir Çin atasözü şöyle der: eğer bir adam aptallık içinde yaşarsa, diğeri açlıktan ölecektir; ve Montesquieu da şöyle der: ‘İnsanların çoğunun bir kişi için giysi yapmakla meşgul olmaları, giysisiz birçok insan olmasının sebebidir.’ Jack London 1800’lerin vahşi kapitalizminin 1900’ler İngiltere’sindeki yansımalarını kaleme aldığı ‘Uçurum İnsanları’ adlı romanında, toplumun büyük bir çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfının sefalet içindeki yaşam koşullarını konu edinmiştir. Jack London, ‘Neden insan hayatının düşündüğünüz kadar değerli olmadığı yerler var deniyor?’ sorusuna cevap bulmak adına 1900’lerin başlarında Amerika’dan Londra’nın ünlü Doğu Yakası’nda yaşayan insanların ne şartlarda yaşamlarını sürdürdüklerini öğrenmek için yola çıkar. Arkadaşlarının polis rehberliğinde gitmesini söylemelerini umursamayan Jack Doğu Yakası’nda bir eve yerleşir ve kitabı bu evde yazmaya başlar. Anlatılanlar Londra’nın doğu yakası mahallesinin hikâyesi gibi görünse de aslında insanlık dışı bir sistem olan kapitalizmin dünya işçi sınıfına yaşattıklarının hikâyesidir. Doğu Yakası’nı ilk gördüğünde hissettikleri ve gördükleri şöyledir; ‘Caddeler yeni ve farklı bir ırkın -kısa boylu, perişan ve sırılsıklam sarhoş bir görünüm- insanlarıyla doluydu. Millerce tuğla ve pislik dolu yerlerden geçtik ve her cadde ve dar sokaktan tuğla ve sefalet görüntüleri yansıyordu. Pazar yerinde yaşlı adamlar ve kadınlar çamura atılmış çöplerin içinden çürük patates, fasulye ve sebze bulmaya çalışıyorlardı.’ 1900’lerin başlarında İngiltere’nin batısı her geçen gün gelişip, göz kamaştırmaya devam ederken, Doğu Yakası’nda her gün bir önceki günden daha fazla insan uçurumdan aşağı itiliyorlardı. İngiliz burjuvazisi, Doğu Yakası’nda ‘yaşayan’ yoksul yığınların üretimlerine el koymakta ve onlara asgari düzeyde
Sınıf Ayrımı
Uçurum İnsanlarıJack London · İlya Yayınevi · 20074,561 okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2021 11:45
Kehribar Zamanında Aşk'ı okurken, kendi dedemi İhsan'da, anneannemi de Münevver'de buldum. Eski, önemli değerlerimizi hatırlamamıza yardım ettiğini düşünüyorum. Çok sıcak, içten, mutlu bir ailenin hayatını okudum, onların evlerine misafir oldum. İhsan ile Münevver'in aralarındaki sevgi ve saygı, İhsan Beyin tüm kararlarına eşini ortak etmesi ve aynı zamanda Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan olaylar, çok partili döneme geçiş denemeleri, 27 Mayıs ihtilali gibi önemli ve tarihi esintileri içinde barındıran nostaljik bir kitap. Bige ve İhsan Beyin arasındaki dede-torun ilişkisinde kendi rahmetli dedemle aramızdaki ilişkiyi çok bağdaştırdığım, kalbimde ve ruhumda kehribar rengi akide şekeri tadında okuyup, gözyaşları ve sevgiyle bitirdiğim bir kitap oldu Kehribar Zamanında Aşk. Teşekkürler Bige Güven Kızılay
Edebiyat
Kehribar Zamanında AşkBige Güven Kızılay · Hayy Kitap · 2015408 okunma