Puan vermedi·%47 (177/376 syf.)·
Merhabalar, yeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım: Kalpsiz. Ama tahmin edin ne oldu? Kitabı yarım bıraktım. Çünkü beni resmen rs'ye sokmak üzereydi. Zaten serinin ilk kitabını da pek beğenmemiştim; hatta o kitap yüzünden bir süre rs'ye girmiş ve seriye devam etmek istememiştim. Ancak BookTok'ta bu seri o kadar çok övülüyordu ki bir şans daha vermek istedim. Ne yazık ki sonuç yine aynı oldu: koca bir hayal kırıklığı. Karakterlerle bağ kuramadım, hikâye ilgimi çekmedi ve sayfaları çevirmek benim için gittikçe zorlaştı. Bu yüzden kendimi zorlamak yerine kitabı yarım bırakmaya karar verdim. Maalesef bu seri benim için hiç beklentileri karşılayamadı.
KalpsizElsie Silver · Nemesis Kitap · 20231,080 okunma
Dalgalar: İnsan Seslerinden Kurulu Bir Deniz
8/10
·256 syf.·
2026 179. kitabı
İzmir'in kuzey kıyılarında, Çandarlı'nın Denizköy sahilinde öğleden sonranın ağır ışığı denizin üzerine serilmişti. Karşıda uzanan kıyı çizgisi, acele etmeyi unutmuş insanların bıraktığı bir sessizlik gibi duruyordu. Kıyıda birkaç tekne, güneşten solmuş iskeleler, rüzgarın yıllardır aynı sabırla aşındırdığı taşlar vardı. Denizköy'ün çevresindeki tepeler, Ege'nin o kendine özgü dinginliğiyle suya bakıyor, su da gökyüzünü hiç bozmadan taşıyordu. Bugün inceleme masam yoktu. Bir kütüphanenin rafları, bir çalışma odasının duvarları ya da bir kahve fincanı da yoktu. Elimde yalnızca Dalgalar vardı. Kitabı incelemek için en uygun yere gelmiştim. Birkaç adım ilerledim ve fazla derin olmayan kıyı suyunun içine girdim. Su önce dizlerime, sonra belime ulaştı. Ardından eğilip denizin dibine oturdum. İki dakika sürecek bir inceleme için bundan daha doğru bir yer bulmak mümkün değildi. Çünkü elimdeki kitap yalnızca insanların hikayesini anlatmıyordu. Akışı, ritmi, tekrarları ve geri dönüşleriyle bizzat bir deniz gibi davranıyordu. Dipteki kum ince ve açıktı. Aralarda deniz çayırları hafifçe salınıyor, güneş ışıkları suyun yüzeyinden kırılarak zemine gümüş çizgiler halinde düşüyordu. Her dalga geçtiğinde ışık desenleri değişiyor, sanki görünmez bir el denizin tabanına yeni şekiller çiziyordu. Tam o sırada Ravi göründü. Bir şeyler söylemek istiyordu. Arkasından Hiç geldi. Münzevi de kıyının biraz ilerisinde bekliyordu. Ama bugün süre yalnızca iki dakikaydı. Elimi kaldırıp onları geldikleri gibi geri gönderdim. Bu kez konuşmayacaktık. Bu kez yalnız kalacaktım. Onlar kıyıya doğru uzaklaşırken etrafımda küçük bir hareketlilik başladı. Birkaç gümüş balığı önümden geçti. Ardından kupesler geldi. Biraz daha ileride mırmırlar kumun üzerinde dolaşıyordu. Bazen yanımdan geçiyor,
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,965 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Adnan İslamoğulları / Muhayyel. 1962 yılında Bursa'da doğan yazar, ilk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamlamıştır. Üniversite eğitimini yarıda bırakarak, basın ve yayın alanına yönelmiş pek çok gazete ve dergide yazarlık ve yöneticilik yapmıştır. Bir şizofren olan Ömer Kumanovalı'nın hikayesi. Yazar, ilk iki romanı Kuyu ve Külhan'da ülkücü bir gözle 12 Eylül öncesini romanlaştırmıştı. Sade dili, heyecanlı anlatımı ile okuyucuyu etkilemişti. Müntehir romanı ile psikolojiye yöneldi, intihar olayını etkileyici bir üslupla ortaya koymuştur. Bu roman ile bir şizofrenin dünyasına girerek, oynadığı kelime oyunları ile okuyucu da iz bırakmaya devam ediyor. Yazar gibi evlad-ı Fatihan olan romanın kahramanı Ömer, doğduğu andan itibaren pek çok psikolojik sıkıntılarla karşı karşıyadır. Aile içi ilişkilerin gelgitleri, sevgisizliğin insan üzerindeki etkileri, toplumda meydana gelen sosyal, kültürel değişimler, Ankara sokakları, Bursa'nın köyleri, deniz, tabii ki 12 Eylül öncesi Ülkemizde yaşanan siyasi olaylar, devletin siyasi organizasyonlara soktuğu ajan provakatörler, iyi niyetle görevini yapmaya çalışanlar, göçmen ailelerin yaşayışı, kültürü yazarın anlatılarında olmazsa olmazlarıdır. Bir şizofrenin karanlık zihnini tanımak, yazarın kelimeler ve kelimelerin anlamıyla oynayarak meydana getirdiği dünyada, beyninizi zorlayarak bir gün geçirmek için okumalısınız. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
MuhayyelAdnan İslamoğulları · Ötüken Neşriyat · 202617 okunma
“Empat: Günümüzün Yaralarına Tutulan Edebi Bir Ayna”
Puan vermedi·160 syf.··
2026 37. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:12
Sayın Günay Gafur, insanları uykusuz bırakmaya ne hakkınız var :)) Şaka bir yana ben, uyumadan önce klasik rutinimi yapayım, kitaba biraz başlayayım, yarın devam ederim mantığıyla kitabı elime aldım. Ama ne mümkün ki elimden bırakamadım. Ben aslında sadece bir polisiye okumadım; insan ruhunun en karanlık köşelerine, hafızanın yüküne ve vicdanın sessiz çığlıklarına tanıklık ettim. Roman boyunca ilerleyen gizem beni etkiledi ve sürekli tetikte tuttu. Özellikle çocukluk travmaları, kayıplar ve geçmişle hesaplaşma temalarının işlenişi son derece etkileyiciydi. Bunun yanısıra yazarımızın dili akıcı olmasının yanında oldukça sinematografik. Bazı sahneleri okurken kendimi bir filmin içindeymiş gibi hissettim. Ancak kitabı benim gözümde özel kılan yalnızca sürükleyici kurgusu değil; günümüz dünyasının karanlık gerçeklerine de cesurca dokunabilmesi oldu. Güncel toplumsal yaralara, insanlığın ortak acılarına ve çağımızın giderek büyüyen vicdan krizlerine yaptığı göndermeler, romanı sıradan bir polisiyenin çok ötesine taşıyor. Bu yönüyle Empat, yalnızca bir suç hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda yaşadığımız döneme güçlü bir edebi tanıklık sunuyor. Roman boyunca hissedilen karanlık atmosfer, merak unsuruyla birleşince sayfalar adeta kendiliğinden akıyor. Fakat kitabın asıl başarısı, okuru yalnızca “katil kim?” sorusunun peşinden sürüklememesi; aynı zamanda “insan neden böyle olur?” sorusunu da sordurabilmesi. Bu nedenle hikâye bittiğinde geriye sadece çözülmüş bir gizem değil, üzerinde düşünülmesi gereken birçok duygu ve soru kalıyor. Empat, polisiye sevenler için güçlü bir eser olduğu kadar, insan psikolojisine ve toplumsal gerçeklere ilgi duyan okurlar için de son derece değerli bir roman. Günay Gafur bir kez daha gerilimi, edebiyatı ve insan ruhunun derinliklerini ustalıkla
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20269 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Geçmişe özlem ve yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayatın sızısı,kendisine ölçüp biçilip giydirilen hayatın içinde sıkışmışlık,solmuş bir elbise metaforu ile işlenirken ilk öykü olan Soluk Sarı Elbise içime işleyen bir öykü oldu.Öykünün sonunda okunan salâ,mahallenin bakkalının salâsı iken aynı zamanda geçmişin, öykü karakteri Sinan’ın ve Müjgan’ın yaşanmamış yıllarının da bir salâsıdır. Genel olarak anlar içindeki duyguları,katmanlı olayların bir noktasını,odağını ve bir kesiti yalın bir dille anlatan öykülere sahip kitabın ikinci öyküsü ise Dilsiz Kırlent’tir.Öykünün diline adeta nesneler eşlik eder.Nesnelerin karakterlerle özdeşen varlıkları,kokuları vb ninimalist bir anlatıma sunulmuştur.İki kadının ağrısını,sızısını anlatan ve özlemek üzerine kurulu olan bu öykü,ilk öyküye de bir selam verir. Gençliğin Ertesi...Gençken beklediği beyaz atlı prens ile gerçekler çarpışırken İsmet,gerçeği gençliğinin ertesinde, olgunluk döneminin başlarında kavrar.”Beni okutun” dediğinde, “mutsuzum”diye haykırdığında kendisini dinleyen tek bir kişiyi bulamamış olan İsmet,boşanma kararı aldığında artık koca bir kadındır ama ataerkil düzen,kadın üzerinde o sessiz şiddetini çoktan kurmuştur.Yer yer bilinç akışı,yer yer de geriye dönüş teknikleriyleil anlatılan öykünün en etkileyici yanı,acının,karakterin kişilik özelliği olan “deli kız” üslubu ile aktarılmasıdır.Öykünün finali de bu bağlamda hayli absürttür.Bir gençlik illüzyonunun kaybı,sevgisiz hayatın peşin ödenen bedeli,ve gitgide artan hayal kırıklıkları,içe işleyen bir dille anlatılır. Genel olarak ölüm ve ölenin ardında kalanlar üzerine yazılan öykülerden biri olan Ada Rüyası, şiirsel bir anlatıma sahiptir.Doğrusal ilerlemeyen bu öykü tıpkı rüyalar gibi;atlamalı,sıçramalı, imgeseldir.Öykü boyunca sesler,renkler,kokular birbirine
Kelebek ÇalısıAslı Sökmen Gediz · Potkal Kitap Yayınları · 20262 okunma
Kitaptan Kalanlar: Şato Franz Kafka
Puan vermedi
Kitaptan Kalanlar Franz Kafka – Şato Kafka’nın ne yazık ki okuduğum ilk kitabı… Ve kendisinin yayımlanmasını istemediği, ölümünden sonra arkadaşı tarafından basılan, tamamlanmamış bir eser. Kitaba başladığımda; karanlık bir köy, iş için köye gelen bir yabancı, bu yabancıya oldukça kaba davranan köylüler ve uzakta beliren bir şato… İlk sayfalarda zorlandım. Hatta bir noktada bırakmaya yaklaştım. Bu aşamada @sozyazarkitap hesabının yönlendirmesiyle okumaya devam edebildim. İlerleyen sayfalarda ise; karmaşa ve belirsizliğin içinde kendimi giderek daha fazla içine çeken, aktif ve merak uyandıran bir akışın içinde buldum. Bir şato… Görünmeyen bir Kont… Farklı seviyelerde memurlar… Ve bir köy: Şatoyu neredeyse kutsallaştıran köylüler, katı bir hiyerarşi, bu düzeni çıkarı için kullananlar ve o düzenin içinde ezilenler… Ve kadınlar… Hâlâ tam anlamlandıramadığım bir serbestlik içinde.
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma