Bartleby

Çünkü Oğuz Atay’ı da okudum,seni de tanıdım…Diyebilirsin ki,bir insanı,fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin?Haklısın. Belki de çok az…O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum…Az… Sende fark ettin mi? Az,dediğin,küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç,diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi… Bu yüzden,belki de,az çoktan fazladır. Belki de az,hayat ve ölüm kadardır! Belki de,seni az tanıyorum,demek,seni kendimden çok biliyorum,demektir. Bilmesem de,öğrenmek için her şeyi yaparım,demektir. Belki de az,her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir…
Reklam
İnsanlar birbirlerini fazlalıklarıyla değil, eksiklikleri ile anlarlar
Sayfa 178·Kitabı okudu
Aşk, bilmediğin bir dili mucizevi şekilde anlamaktır
Sayfa 144·Kitabı okudu
Yaşamak ile var olmak aynı şeyler değil. Aralarında sonsuz bir boşluk var ve hepimiz o boşluğun içerisinde debeleniyoruz
Sayfa 143·Kitabı okudu
Uşşak makamıdır bu çalan. Göçebe ruhların sesidir. Tınıları su tabiatı barındırır. Dinleyenin içine su misali akar, bazen çağıldar hatta. Gün batımında dinlemelidir. Kalp ve dikriz ağrılarına iyi gelir. Ayrıca sevdiğine kavuşamayanlar ve gönül yorgunluğuna tutulanlar için birebirdir. Zaten adı üstünde uşşak, yani âşıklar makamı..
Sayfa 141·Kitabı okudu
Reklam