Puan vermedi·256 syf.··
2026 43. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:35
Biri, Hiçbiri, Binlercesi, insanın kendisini aynada gördüğü kişiyle başkalarının gözünde var olan kişi arasındaki uçurumu anlatan en sarsıcı romanlardan biridir;insan benliğinin parçalanışını, kimliğin akışkanlığını ve toplum içinde “tek bir kişi” olarak yaşamanın imkânsızlığını ,kendi yüzüne, kendi davranışlarına ve hatta kendi adına bile yabancılaşma hissi … Karısının, burnunun hafif eğri olduğunu söylemesiyle. Bu sahne ilk bakışta sıradan görünür ama aslında romanın bütün felsefi yükünü taşır. Çünkü insan çoğu zaman kendisini “bildiğini” sanır. Moscarda da kendisini tanıdığını düşünmektedir. Fakat o küçücük cümleyle birlikte anlar ki; insanların zihninde yaşayan “Moscarda” ile kendi içinde hissettiği kişi aynı değildir. Ve bu fark ediş geri dönüşü olmayan bir yıkım başlatır. Biz hiçbir zaman yalnızca “biz” değilizdir. Her insanın zihninde başka bir versiyonumuz vardır. Sevilen biz başka, korkulan biz başka, küçümsenen biz başka, özlenen biz başkadır. İnsan tek bir kimlik taşıdığını düşünür ama aslında binlerce parçadan oluşur. Bu yüzden romanın adı yalnızca edebi bir oyun değildir; varoluşun özeti gibidir: Bir kişi olduğumuzu sanırız, sonra aslında hiçbir sabit özümüz olmadığını fark ederiz ve sonunda binlerce farklı insana bölündüğümüzü görürüz. Günlük hayatta farklı insanlara farklı yüzler gösteririz. Aile içinde başka, sevgilinin yanında başka, toplum içinde başka birine dönüşürüz. Zamanla hangisinin “gerçek ben” olduğunu ayırt etmek zorlaşır. Pirandello’nun anlattığı şey tam olarak budur: Kimlik dediğimiz şey çoğu zaman bir öz değil, insanların bize yapıştırdığı maskelerin toplamıdır. Bu noktada roman psikolojik olduğu kadar sosyolojiktir de. Toplum bireyi sabit bir forma sokmak ister. İnsanların seni tanımlaması gerekir çünkü düzen ancak böyle kurulur.
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · Aylak Adam Yayınları · 20185,7bin okunma
Jannifer hartment den Older kitabı incelemesi
8/10
·512 syf.··
2026 27. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Older Belki de üç aydır ben bu kitabı okumak istiyordum. Çok önceden okuma listeme eklemiştim. Kısmet bugüneymiş. Nisan ayı okuma listemi görenler bilir kendisini bilerek ilk sıraya aldım. Çünkü kitap elime geçer geçmez okumayı planladım. Arka Kapağı: O, yaşımdan önce kalbimi keşfetmişti. Hırpalanmış, istismara uğramış ve sevgisiz bir ailenin kurbanı olarak; beni yıldızların altındaki bir gölde, acılarımı boğarken bulduğu andan itibaren yepyeni bir hayatla ışıldamaya başlamıştım. Şans eseri bir karşılaşma. Dile getirilmemiş bir bağ. Ben aniden âşık olmuştum, o ise sadece merak ediyordu. Fakat herkes kaderin fena halde acımasız olabileceğini bilirdi. O bana Kuyrukluyıldız gibi Halley diyordu. Ben ona Reed diyordum. Peki ya en yakın arkadaşım? Ona baba diye sesleniyordu... İncelemeye gelirsek: Bazı kitaplarda yaşadığım o bilindik duyguyu tekrar bu kitapda da yaşadım. Kaç aydır okumayı dört gözle beklediğimiz kitap beni hayal kırıklığına da uğratmadı, okuyunca "çok güzel bir kitaptı, iyi ki okumuşum" da dedirtmedi. İçerisinde çok büyük bir yaş farkı olduğu için -adam 35 kız ise 17- ben sürekli karakterlerin aşkına bazen olumlu baktım bazen de mantıken "böyle bir şey olamaz. Pedofili'ye girer bu" dedim. Ve sürekli bir öyle bir böyle düşündüğüm için ben aralarında ki o bağa hiç odaklanamadım. Sonunun mutlu sonla biteceğini tahmin ediyordum ama ortada koca bir AMA var. Yani yazar ne kadar çok karakterlerin aşkını güzel yazabilse de bu bana aralarında ki büyük yaş farkını unutturmayacak ve unutturmadı da tabii. Taran'ın bu imkansız aşkı öğrendiğinde bu kadar fazla tepki vermesi bana saçma gelmişti taa ki bunun arkasında ki gizemi öğrenene kadar. Geçmişte yaşadığı bu olay yüzünden bu kadar tepki göstermesini kırk yıl düşünsem aklıma
1000Kitap
OlderJennifer Hartmann · Pukka Yayınları · 2025110 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vuslat mümkün olmasa da, hatırası yeter.
9/10
·176 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 19:08
Hasta yatağında yatarken öleceğini anlayan sessizlik içinde hayatının her aşamasını aklından geçiren bir liderin kendi ağzından dinlediğimiz hikayesi. Aşina olduğumuz bir hikaye ama daha detaylı, daha sıcak. Çocuk Mustafa’dan, öksüz Mustafaya, delikanlı Mustafa kemal’e, Harbiyeli komutana, aşık adama, devrimci Mustafa Kemal Atatürk’e… Yaverleri üzülmesin diye acısını bile saklayan kocaman yürekli bir adamın hayatı. Kitapta okumaktan en keyif aldığım kısım sanırım genç ve aşık Mustafa Kemal idi. Çünkü çok başarılı bir asker, çok iyi bir evlat, vatan sever bunların hepsi bildiğimiz özellikleri ama aşk ondan duymadığımız, üzerine pek kaynak bulamadığımız bir konu. Eşini bile vatanının kadınına örnek olması adına seçtiği Latife hanım, ilk aşkı, uğruna ‘gençliğimi Sofya’da bıraktım.’ dedirtecek kadar etkilendiği Dimitrina, yüreğini ısıtan, annesinin asla onaylamadığı içinde ukde kalan Fikriye ve hayatına dokunan diğer kadınlar. Çok hassas bir konu Atatürk. Hepimizin üzerine uzun uzun konuşabileceği ama kelimeleri bir o kadar da hassas terazide tartarak seçmemiz gereken bir konu bizim için. Onu anlatmak hiç kolay değil. Kaldı ki onun ağzından anlatmak… Burada Ayşe Kulin’i de tebrik etmeden yazımı bitirmek istemem. Kalemi çok güçlü, örnek, tam da Atam’ın Cumhuriyet’i kurarken, olmasını hayal ettiği bir kadın başarısı. İlber Ortaylı’nın yasını tuttuğumuz bu günlerde onun hastanede bir anısı üzerine söylediği ve beni mesleğimden dolayı da çok duygulandıran bir sözünü de yazıma eklemek isterim. ‘Pazar gecesi aniden fenalaştım. Hemşireler beni kurtarmak için seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim; PAŞAM DÖRT TÜRK KADINI İHTİYAR MORUK PROFESÖRÜ KURTARDI. İNKILAPLAR HEDEFİNE VARMIŞTIR.’ İyi ki varsın Atam. Kitaptan bir alıntı ile yazımı
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,502 okunma
Ah bir bilebilsem sevgili Marcel
10/10
·416 syf.··
2026 2. kitabı
Kitaba sadece Celile hanımın hayatını okuyacağım sanarak başladım ama kitapta tarih,siyaset,aile ilişkileri,dönemin düşünce yapısı,savaş ne ararsanız var ve bilgi yüklü paragraflarla kuşatıyor sizi yazar. Osmanlının son dönemleri,Cumhuriyetin ilk yılları arasındaki sancılı süreçlere de ustaca değinmiş yazar.Yormadan, sıkmadan akıcı bir dille nakış gibi işlemiş cümlelerini. Alt kısımlarda küçük notlar yer alıyor onlar özellikle çok hoşuma gitti ve aaa bu böyle miymiş şaşkınlığına uğradım hep ve orda yer alanlar da aslında bildiğimiz kişiler. Celile’nin anneliğine Nazım’ın dik başlılığına hayran olmamak elde değildi.Çoğu yerleri okurken satırlar buğulandı.Ne zormuş Nazım’ın annesi olmak ne çok çileler çekti Celile. Paşa kızı paşa gelini Celile beş parasız kaldı,yaptığı resimleri sattı oğlunun peşinde gezdi ömrünün sonuna kadar. O dönemin genç şairlerine de ayrıntılı olarak değinilmiş,zaten bir şekilde hepsi birbirini tanıyorlar aynı çevrelere sahipler. Yazardan okuduğum ilk kitap,diğer kitaplarını da okuyacağım kesinlikle.
1000Kitap
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
Diamond Tema-Agnostisizm ve İlahi Tragedya
10/10
·431 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kelimenin tam anlamıyla "mükemmele 5 kala" diyebilirim, mükemmel diye bir şey yoksa şayet. Sevgili okurlar, deizm veya ateizm üzerine piyasada doğru düzgün, kaynak diyecebileceğimiz bir kitap yoktu. Agnostisizm ile ilgili ise hemen hemen yok denecek kadar yok. Diamond bir yandan bizlere inanç sistemlerini kaynak göstererek OBJEKTİF, açık ve akıcı bir şekilde aktarırken diğer yandan bu inanç sistemlerinin evrimini, benzerliklerini, farklılıklarını da bizlere bahşetmiş. Bahşetmiş diyorum zira böylesi bir kitap, literatür anlamında da çok kıymetli ve hazırlanması da ciddi bir altyapı isteyen bir husus. Bunu bizlere sunmuş olması adına kendisine çok çok çok teşekkür ediyoruz. İnanan ya da inanmayan, O'cu Bu' cu herkesin okuyabileceği, aşırı teknik bir anlatıma ya da derin felsefi söylemlere girmeden kaleme alınmış, her kesime hitap eden muazzam bir kaynak kitap olmuş. Yani not almaktan, altını çizmekten, yorumlar yapmaktan helak oldum desem yeridir (tatlı bir helak olma hali.) Neyi fark ettim? Eskiden çok inançlı bir insandım, 5 vakit namaz kılardım v.s. Dini vecibelerimi yerine getirirdim. Sonra tabi her şey gerçeği, doğruyu, bilgiyi öğrenene kadarmış. Okumanın, öğrenmenin en kötü yanı da kandırıldığınızı kabul etmeniz sürecindeki sancılı zamanlar. Sonra deizme, ateizme kaydım tabi ki. Dinlerin insanlar tarafından yaratıldığını fark ettim. Dinlerin korkular üzerine kurulduğunu, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan insanların istisnasız olarak kendi dinlerini yarattıklarını öğrendim. Neden insanlar böyle davranır ki? Neden insanlar din yaratır ki? Neden tanrılarını inşa ederler? İnsan neden inanır? İnsan neye inanır? Tabi psikoloji bilmini öğrenince, sosyolojiyi öğrenince, teolojiyi öğrenince insanın inanası da gelmiyor dinlere filan. Başkasının dini yalansa,
Agnostisizm ve İlahi TragedyaDiamond Tema · Mitra Yayınevi · 2022602 okunma
Puan vermedi·430 syf.··
2025 22. kitabı
Leyla ve Meryem’in yaşadığı yalnızlığı, kaybı, kıskançlığı, dayanışmayı, umudu ve birçok duyguyu bir arada hissettiğim bir kitap. Cehalet, din adı altında daha da ürpertici. Savaşın olduğu yerde insanlıktan bahsetmek güç. Keşke anlatılanların sadece bir romandan ibaret olduğunu, gerçek olamayacağını bilebilsem.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma