İnceden inceden kadın düşmanıymışsın Murathan. Kitabın başlarında hemcinslerimden soğuttun. Kitabın genelinde de kız çocuklarından.
Bir sürü kadın karakteri ayrıntılı şekilde analiz etmişsin ve hepsi birbirinden sıkıntılı.
Kitap boyunca Nermin’e “Heh, herkesler kötü, bir tek sen iyisin sanki.” desem de ben de çoğu zaman onun gibi hissediyorum. Biraz okuyan, düşünen, derinlere dalan insan o sığ insanların arasında yalnız kalıyor. Nermin’den farkım şu ki benim, içinde kendimi yalnız hissedebileceğim bir kalabalığım bile yok.
İyi bir gözlemciymişsin. Kadınları, erkekleri, insanları iyi gözlemişsin.
Karakterler iyi yazılmıştı, hepsi gözümün önünde canlandı resmen.
Kitabı sesli kitap olarak dinledim. Keşke hayat, bu kitabın bir de yazılı basımını okuyacak kadar uzun olsaydı.
İçinde not almak, araştırmak istediğim birçok konu, altını çizmek istediğim bir sürü cümle vardı. Sesli kitapların bu yönü eksik kalıyor maalesef.
Küçük yaşta kalabalık ailelere maruz kalan kız çocukları sosyal anlamda daha başarılı oluyorlar. Küçük yaşta entrika çevirmeyi, sır saklamayı, laf taşımayı, bazen taşımamayı, mimik okumayı, hesap kitapla davranmayı öğreniyorlar. Ben akrabalardan izole yetiştiğim için hiçbirini öğrenemedim ve iş hayatında bunun eksikliğini çok çektim. Gerçi öğrendiğim kadarı bile beni insanımızdan tiksindirmeye yetti.
Benim de çok tarzım değil ama kitabı okuyunca canım çekti; gidip kendime şöyle taşlı, ışıltılı, topuklu bir ayakkabı alayım bari.
Spoiler on
O kartvizite çok acıdım. Neyse, her şeyde vardır bir hayır Nerminciğim. Belki böylesi daha iyidir.