İşte tam da bir kitaba ihtiyaç duyarsınız ya..
Başınız ağrır da bir ilaca ihtiyaç duyarsınız ya..
Benim o hapı içmeme gerek kalmadı. Çünkü bu kitap benim şu zaman diliminde tatlı bir ilacım oldu. Bana iyi geldi.. Bu kitabı öyle ihtiyacım olan bir zamanda okumuşum ki..
Kitap okumanın da bir zamanı, zamanlaması varmış! Çünkü kimi insan belki okur etki etmez ama kimi insan vardır ki öyle bir zamanda okur ki ondan kendine ne dersler çıkarır..
Rafımda bayağıdır duran bu kitabı okumanın demekki bir zamanı varmış dedim. Aldığımda okuyabilirdim veya bir süre sonra okuyabilirdim ama bu kitabı elime alıp okuyamadım. Kitap sanki bana “Ah dostum zamanı gelince” diye fısıldamış sanki. Kitapların dili mi var demeyin var işte. :)
Hani derler ya hayırlısıysa olsun. Gerçekten bazı şeyleri biz kendimiz hayırlı gibi görürüz ama gerçek maalesef öyle değildir. Rabbimiz Bakara Suresi 216. ayette ne diyor: “Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir.” O kadar doğru ki..
Evet aslında şöyle şöyle yapsaydım acaba hayatım nasıl olurdu? diye düşünürüz dururuz. Merak ve buna kaygı da eşlik eder. Heh ben tam olarak sürekli bunu düşünürdüm. Şu son zamanlarda da ciddi anlamda bunu düşündüm. Anladım ki düşünmeye ne hacet varmış? Olacak olacağına varırmış..
Mutlu olmak nedir? Her daim neşeli biri mi olmaktır? Gülüp, eğlenmek midir? Başarılı olabilmek midir? Mutlu olmak için hiç düşüş yaşamayacak mıyız? Nedir bu mutluluk denilen şey? Neyin nesi?!
Biz bu kelimeyi belli bir sınıra hapsetmişiz. Mutluluk bu değildir! Olamaz! Mutluluk nefes aldığın sürece, her nefes alıp vermende sevdiklerinle birlikte bunun şükrünü bilerek yaşamaktır. Mutluluk düştüğünde ayağa tekrardan kalkıp, başaracağına inanmaktır. Zorluklarla başa çıkabilmektir.