Öyle miymiş, değilse nasılmış?
Son zamanlarda sosyal medyada, insanın dünyada hatta kainatta nokta kadar ve noktadan daha küçük olduğunu anlatan bir video dolaşıyordu. Önce insanın içine yolculuk sonra insandan galaksiye doğru. İzleyince ne kadar da benzer ve ne kadar uzak dediğimiz, bu mu, gerçekten bu kadar mıyız diye hayret ettiğimiz bir videoydu. Hah işte bu kitapta öylesine geniş konuları içeren, günlük hayattan, yazları kızartılan patlıcanlardan, ideolojilerden, Kant’tan, ahiretten, imandan, inkardan, her şeyden var. Hayatın bu kadar içindeyken nasıl bu kadar uzağında diye düşündüm sık sık. İfadeleri o kadar güçlü ki en anlaşılmaz konuları anlıyorsunuz. “İbretler ve meseller,kitaplar ve gelenler ile gidenler insanın anlama dediğinin sade benzetme olduğunu, bir şeyi benzetmese anlamayacağı,yanına varmayacağı hatta yok sayacağına ferman idiler.”
Hayatı bu kadar güzel sorgulaması beni düşündürdü, ben ne yaşadım, ne anlam verdim, ne gördüm dedirtti. “ Hayat, yaşadığını bilmeden, belki zaman zaman bir ışık ve başkalık sezerek ama genelinde gördüklerine şaşmayarak her şeyin her şeyi kabul etmesi idi.” diyerek aslında çok güzel özetliyor. “...hayat ciddileşilemeyen bir şımarma süresi değil miydi ?”
Yani kısacası bu kitabı da incelemek haddim değil, “bir ilhammış insanın insana vereceği ancak sır değil.” diyor ya ben de ilham olur belki diye yazdım bunu.Hayatımın hangi mevsiminde hangi zamanında olduğunu bilemeden tekrar okumak isterim. Zarif bir eleştiri, haklı bir serzeniş, imrenilen bir iç görü, geniş bir perspektif.
Kuşlar çiçekler ve tüm tabiat ;)