emine

emine
@biremoski
psikolojik danışman
İstanbul
54 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.··
2021 3. kitabı
Çoğu zaman hayatımızı düzenleyecek sihirli bir dokunuş, bir kurtarıcı, bir partner, ya da bir idol bekleriz. Değişmek için beklediğimiz o kıvılcım aslında bizde ve öyle rastgele bir üflemeyle de tutuşmuyor. Ciddi çaba istiyor. Kitaptan öğrendiğim en önemli şey bu diyebilirim. Hatta insanlarda psikoterapiye karşı , “sadece ben konuştum ne olacak düzelecek miyim şimdi?” inancına da “o işin öyle kolay olmadığını” anlatan bu kitabı, sanırım ara ara dönüp okuyacağım.
Ben Değeri TiryakiliğiA. Kadir Özer · Aura Kitapları · 2018526 okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2020 12. kitabı
“Ansızın çıkagelmişti yaz, sıcak geçen iki gün içinde dünyanın çehresini değiştirmiş, ormanlara bir derinlik kazandırmış,geceleri büyülemişti. Kızgın saatler itiş kakış ilerliyor,güneş hızlı bir tempoyla ateşten yarım dairesini dolanıyordu; yıldızlar onun peşinden gökyüzünde acele boy gösteriyor,yaşam yangının alevleri hayli yukarılara çıkıyor, suskun ve açgözlü telaş dünyayı önüne katmış götürüyordu.” Bu kitabı, 2019 Kasım ayında iki arkadaşımla gittiğim Çengelköy Aşiyan kafeden almıştım. Girişte bir kitaplık vardı ve istediğinizi alabilirsiniz, instagram hesabınızda bizi etiketleyerek paylaşmanız şartıyla demişlerdi. Ben de biraz göz attım, eski kitaplar vardı. Yazarın okuduğum ilk kitabı elimdeki 2.baskısıyla bu oldu. Yukarıdaki paragrafı ilk okuduğumda evde karantinada olduğumuz bu günlere benzettim. Suskun ve açgözlü telaş dünyayı önüne katmış götürüyor ve bizler yaptıklarımızın yarı farkında yarı değil, evlerimizde hayata tutunmaya çalışıyoruz. Sorumluluklarımızdan hiçbir yerde hiçbir koşulda kaçamıyoruz er ya da geç yüzleşiyoruz. Yazarın keskin duyularıyla resmettiği dünyayı bir daha ne zaman özgürce görürüz diye gün sayıyoruz.
Klingsor'un Son YazıHermann Hesse · Afa Yayıncılık · 1997510 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2020 11. kitabı
Öyle miymiş, değilse nasılmış? Son zamanlarda sosyal medyada, insanın dünyada hatta kainatta nokta kadar ve noktadan daha küçük olduğunu anlatan bir video dolaşıyordu. Önce insanın içine yolculuk sonra insandan galaksiye doğru. İzleyince ne kadar da benzer ve ne kadar uzak dediğimiz, bu mu, gerçekten bu kadar mıyız diye hayret ettiğimiz bir videoydu. Hah işte bu kitapta öylesine geniş konuları içeren, günlük hayattan, yazları kızartılan patlıcanlardan, ideolojilerden, Kant’tan, ahiretten, imandan, inkardan, her şeyden var. Hayatın bu kadar içindeyken nasıl bu kadar uzağında diye düşündüm sık sık. İfadeleri o kadar güçlü ki en anlaşılmaz konuları anlıyorsunuz. “İbretler ve meseller,kitaplar ve gelenler ile gidenler insanın anlama dediğinin sade benzetme olduğunu, bir şeyi benzetmese anlamayacağı,yanına varmayacağı hatta yok sayacağına ferman idiler.” Hayatı bu kadar güzel sorgulaması beni düşündürdü, ben ne yaşadım, ne anlam verdim, ne gördüm dedirtti. “ Hayat, yaşadığını bilmeden, belki zaman zaman bir ışık ve başkalık sezerek ama genelinde gördüklerine şaşmayarak her şeyin her şeyi kabul etmesi idi.” diyerek aslında çok güzel özetliyor. “...hayat ciddileşilemeyen bir şımarma süresi değil miydi ?” Yani kısacası bu kitabı da incelemek haddim değil, “bir ilhammış insanın insana vereceği ancak sır değil.” diyor ya ben de ilham olur belki diye yazdım bunu.Hayatımın hangi mevsiminde hangi zamanında olduğunu bilemeden tekrar okumak isterim. Zarif bir eleştiri, haklı bir serzeniş, imrenilen bir iç görü, geniş bir perspektif. Kuşlar çiçekler ve tüm tabiat ;)
Öyle miymiş?Şule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20162,040 okunma
Puan vermedi·185 syf.··
2020 9. kitabı
Mustafa Kutlu’nun okuduğum ikinci kitabı. Elimde çok durdu, bitsin diye okudum biraz. Anlattığı öyküler hem çok gerçek - ki bu çoğu zaman bizim görmezden geldiğimiz gerçekler- hem de o kadar da değil, hah oldu olacak şu da hemen olsun dedirten cinsten. Benim aradığım,okurken zevk almamı sağlayan şeylerin başında kurguyla birlikte zengin ifade gücü geliyor. Sanırım bunu bulamadığım için çok sevmedim.
Rüzgarlı PazarMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20114,374 okunma
Puan vermedi·191 syf.··
2020 8. kitabı
•••Yazarın okuduğum ilk kitabı. O kadar derin bir anlatımı var ki inceleyecek yetkinlikte değilim. Doğru kelimeleri bulmakta zorlanıyorum. Tuhaf bir gerçekliği var. Hayatın içinde ifade edilmemiş, yaşarken insanın farketmediği şöyle bir tepeden kendini izlemesi gereken durumlar etrafında şekilleniyor. Kahramanları hep bi derealizasyon içinde sanki. Tam kurtuldum derken, yeni bir döngü. Kahramanların genel ruh hali, bana Camus’nun “yabancı” sını hatırlattı. Ama bu yabancı da bizim kültüre has bir yabancılık. Hayatımıza, bizim irademiz dışında el atıp çeki düzen vermesiyle hah oldu işte deyip yaptığı iyiliği (!) nasıl olmuş diye seyretmek için bir ellerinde çayla rahat koltuklarına oturan yakınlarımıza, tanıdık tanımadık her şeyimize müdahale eden tiplere benziyor. Okurken şöyle biraz nefesim daraldı, kendi hayatında figüran olma kaygısı bastı biraz.
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,106 okunma