10/10
·48 syf.··
2026 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:41
Yaz gelince çizgi roman okuma dönemi de geliyor benim için. Bu sayıda Daltonlar arasında tartışma çıkar ve 1 milyon doları ilk bulan kardeş, Daltonların reisi olacaktır. En küçükleri ve uslanmazı Joe yine soyguncu olur. Biri şüpheli yollarla belediye başkanı, biri gazino sahibi ve son kardeş Avarel aşçı olur. Aralarından en saf ve masum olan Avarel işini düzgün yapan ve hakkıyla kazanan tek kardeştir yine. Dört kardeş de düzenbazlıklarına rağmen yasalarca ve toplumca korunur hale gelir. Bu yüzden Red Kit onları yakalayamaz. Yasaların haydutları koruduğu bir dünyada, adaleti sağlamaya çalışanlar kanunsuz olmalı. diyerek haydut kılığına girer ve kardeşleri alt etmeyi başarır. Okuduğum diğer Red Kit serilerinde olduğu gibi burada da eğlendiriyor ama o alt metinleri de gösteriyor okuyucuya.
Red Kit - Yalnız AtlıDaniel Pennac · Yapı Kredi Yayınları · 20139 okunma
10/10
·128 syf.··
2026 93. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 10:40
#KübranınKitabı 🩷 Merhaba kitap dostlarım, size bugün Bahadır Karasulu’nun kaleminden çıkan Füsunkâr ile geldim. Yazarın tüm kitaplarını okumuş ve kalemini çok seven biri olarak bu kitabını da büyük bir merakla okudum. Elime gece yarısı aldığım kitap, akıcı anlatımı sayesinde beni öyle içine çekti ki bitirdiğimde saatin üç olduğunu fark ettim. Başlarda Füsun’a kızsam da yaşadıklarından sonra ona çok üzüldüm. Özellikle sonu beni gerçekten etkiledi. Füsun o ölümü hiç hak etmemişti. En büyük şaşkınlığım ise Natali oldu. İlk başlarda bize çok iyi biri gibi görünürken zamanla gerçek yüzünü görmek beni gerçekten şaşırttı. Kitapta en çok kızdığım karakter kesinlikle Natali’ydi. En çok üzüldüğüm karakter ise Umut oldu. Hayatı boyunca oradan oraya savruldu, en büyük hayali olan doktorluğu bir türlü yapamadı. Natali’nin babasının ölümünden sonra Gagavuzya’ya gittiklerinde uzun süre kalmalarına üzülmüştüm. Fakat kitabın sonunda Umut’un ömrünün geri kalanını da orada geçirmek zorunda kaldığını öğrenince ona daha da üzüldüm. Natali’ye de en çok bu yüzden kızdım; Umut’u istemediği bir hayata mecbur bırakmış gibi hissettim. Ama kitapta en hoşuma giden şeylerden biri Füsun’un anne ve babasının Umut’u öz evlatları gibi kabul etmesiydi. Umut’un yaşadığı onca şeyden sonra böyle bir sevgi ve aidiyet görmesi içimi ısıttı. Keşke hayatının geri kalanında da hak ettiği mutluluğu yaşayabilseydi. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun sürecek, karakterleriyle düşündüren ve duygusal yönü güçlü bir romandı. Bahadır Karasulu’nun kalemini sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20263 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Harf Harf Yanılmak
10/10
·256 syf.··
2026 5. kitabı
Agatha Christie'nin en çok konuşulan romanları arasında Doğu Ekspresinde Cinayet ve 10 Kişiydiler her zaman ön sıralarda yer alır. Haklı olarak. ABC Cinayetleri bu listede hak ettiği yeri çoğu zaman bulamaz. Oysa kurgu zekâsı açısından o iki romanla boy ölçüşebilecek, hatta bazı açılardan onları geride bırakabilecek bir eser. Roman, Poirot'ya gelen gizemli bir mektupla başlar. Gönderen, bir sonraki cinayetin nerede ve ne zaman işleneceğini önceden haber veriyor. Andover'da, A soyadlı biri. Ardından Bexhill'de, B soyadlı biri. Her cinayetin yanında bir ABC tren rehberi. Her seferinde yeni bir mektup, yeni bir şehir, yeni bir harf. Her şey meydan okuyan, imzasını atan, yakalanmaktan zevk alan bir seri katilin profilini çiziyor. Dönemin kriminoloji anlayışı ve polisiye kurgunun yerleşik refleksleri, Christie'nin elinde birer tuzağa dönüşüyor bu romanda. Christie, okuyucuyu bilinen bir kalıpla karşılaştırarak önce rahatlatıyor, ardından zihnini belli bir yöne doğru kilitliyor. Tam bu noktada asıl sorulması gereken soru ortaya çıkıyor ama yazar bunu öyle ustaca gizliyor ki sonunda fark ettiğinizde işi işten geçmiş oluyor. Poirot bu romanda alışılmadık bir konumda. Cinayetleri önceden haber alıyor ama engelleyemiyor. Bir sonraki kurbanı biliyor, koruyamıyor. Serinin diğer kitaplarında Poirot'yu genellikle olayların merkezinde, her şeye hâkim bir figür olarak görürüz. Burada ise bir adım geridedir ve bu çaresizlik, romanda başka türlü elde edilemeyecek bir gerilim yaratıyor. Christie, Poirot'yu köşeye sıkıştırıyor; tam da o noktada dedektifin en keskin zekâsının devreye girdiğini görüyoruz. Romanın bir diğer güçlü yönü, Poirot'nun dışındaki bakış açısı. Christie, olayları yalnızca Poirot'nun gözünden (Arthur Hastings’in kalemi vasıtasıyla) aktarmıyor; başka bir anlatıcıyı
Polisiye
Cinayet AlfabesiAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20227bin okunma
John von Neumann - Bilgisayar ve Beyin Üzerine
7/10
·82 syf.·
2026 14. kitabı
İncelemeyi hak eden bir yazar ve kitap olduğunu düşünerek başlamak istiyorum. Bilgisayar ve Beyin John von Neumann Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en eski ve en seçkin akademik ders serilerinden biri olan Silliman Konferansları’nı vermek, tüm dünyadaki akademisyenler arasında bir ayrıcalık ve onur olarak kabul edilir. Geleneksel olarak öğretim görevlisinden yaklaşık 2 haftalık bir süre boyunca bir dizi konuşma yapması, ardından derslerin el yazmasını Silliman Konferansları’nın evi ve merkezi olan Yalze Üniversitesi’nin himayesinde yayınlanacak bir kitap haline getirmesi istenir. John von Neumann’da bu ayrıcalıklı kişilerden birisiydi. Neumann kariyer olarak Zürih Teknik yüksek okulu’nda ve Budapeşte Üniversitesinde kimya ve matematik okudu. 1927 yılında Berlin üniversitesinde doçent olarak atandı, bunların dışında Hamburg üniversitesinde bir yıllık misafir öğretim üyesi, Princeton’da akademik kadroya katılarak ABD’de kalıcı olarak yerleşti. Neumann’ın bilimsel ilgisi; kuantum, matematiksel mantık, ergodik, sürekli geometri, işlemciler, soyut matematik, kuramsal hidrodinamik, diferansiyel denklemler, nükleer fizik ve fiziğin uygulamalı alanları olmuştur. Yer aldığı projeler ENIAC, JONIAC. Neumann Joniac projesinde beyin ve işleyişi hakkkında çalışmalara başlayıp nöroloji ve psikiyatriye merak salmıştır. Çevresinde bu tür uzmanların olmasını istemiş ve bunlarla temaslar kurup konferanslar düzenlemeye başlamıştır. Silliman konferanslarıyla da bu işi geliştirmeyi ve büyütmeyi düşünmekteydi. 1955de talihsiz bir haber sonrası Neumann’a kemik kanseri teşhisi konuldu ve aniden hastalığın verdiği olumsuzluklarla donuklaştı. Silliman konferansları için hazırladığı notları bir yandan düzenlemeye çalışıp alanında çalışmalar yapmaya devam etmekteydi. 1956 ocak ayında tekerlekli
Bilim
Bilgisayar ve BeyinJohn von Neumann · Tübitak Yayınları · 202364 okunma
5/10
·536 syf.··
2026 51. kitabı
Bakın artık Elle'in yazım tarzını ve işlediği konuları az çok çözdüm ve bu kitapta da beklediğim olayları okudum. Ama bu klişeden bıkmadığım anlamına gelmez. Aynı yazardan sürekli aynı şeyleri okumak yoruyor. İlla arkadaş ortamında kadın adamın arkadaşını öpecek ya da başka bir şey olacak. Hani başka adam ya da kadın mı kalmadı. Neden zorluyor anlamadım. Zeklere saygı duyuyorum ama bu benlik değil jfjf Şahsen Gigi ve Luke arasında özel bir şeyler hissetmedim. Çünkü aralarındaki yaşananlar tamamen cinsel hissettirdi kitabın çoğunluğu boyunca. Yazarın tüm kitapları biraz böyle ama bununla bağ kuramadım. Daha doğrusu Gigi ile bağ kuramadım... Graham'ın kızını okuyacağım diye heyecanlıydım ama bu kitapta Garret bile bambaşka biri olarak yazılmışken Gigi'yi eleştirmek saçma geliyor. Garrett, Luke'a bu kadar kurulacak biri değildi ya. Ama Luke'u biraz Garrett'a benzettim o yüzden sevdim çocuğu jfjdj Kitabın sonuna kadar Gigi'nin Luke'la ilişkisini eski sevgilisinden saklama motivasyonunu anlamadım. Bir yerde ortak kararlarıydı ama yine de saçmaydı. Çocuğun seni aldattığını ve de bir daha bir araya gelmeyeceğinize eminsin ama onun üzülmesini istemiyorsun jdjdj Çocuk iyi biriydi bu arada ama olay tamamen saçmaydı ve fena uzadı. Neyse genel olarak sadece Luke için okudum ve onun arkadaş ortamı hdhs Ayrıca eski ekibi de ara sıra okumak beni duygulandırdı. Bir daha hiçbir kitabı Off Campus'un zevkini veremeyeceğini düşündüğüm için yazara burada veda ediyorum.
Graham EtkisiElle Kennedy · Nemesis Kitap · 2025190 okunma
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 176. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 02:34
"SONSUZ SUYUN KIYISINDA" "Ey ruhumun kanatları olan kuş, şimdi hatırlama vaktidir. Zamanın şafağına, yerin göbeğindeki kutsal ağacın tepesine uçur beni. Uçur ki o ağacın dallarından yaptığımız merdivenle çıkabileyim, Yüce anamızın ve gökbabamızın katına, zamanın şafağına... İnsanların, tanrıların ve hayvanların aynı dili konuştuğu, Kırların hamisi yüce atamız Dumuzi’nin yeryüzünde yaşadığı, Büyük kopuş öncesi zamansız zamanlara..." Günümüzde insanlık tarihinin en önemli arkeolojik yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çatalhöyük, bildiğimiz kentlerden çok farklı bir yaşam düzenine sahip. Sokakların olmadığı, evlere damlardan girildiği, insanların birbirine bitişik yapılarda yaşadığı bu yerleşimde yaşam ve ölüm de birbirinden ayrılmıyordu. İnsanlar, ölen yakınlarını evlerinin tabanlarının altına gömüyor, onları gündelik yaşamlarının bir parçası olarak görmeye devam ediyordu. Bir kadın, yanağındaki lekeyle doğuyor. Topluluk bunu "lanet" diye okuyor. O ise o lekeyi bir onur rozeti gibi taşıyor. Toplumun dışladığını içine sindirip, onu kendi gücüne dönüştürmenin destanını okuyoruz eserde. "Hayat insanı bazen başladığı yere getirir." Biblu’nun hikâyesinde, dışlanan, lanetlenen, şaman olamayan kadının, sonunda kendi yolunu bulması ve belki de en başta reddedildiği yere zaferle dönmesi var. Binlerce yıl önce yaşamış bu kadının gözlerinden Neolitik dünyanın kapılarını aralıyoruz. İnsanlığın yerleşik hayata geçiş sürecini, aile bağlarını, inançlarını, korkularını ve umutlarını okurken geçmişi değil, insan olmanın değişmeyen yönlerine de görüyoruz. Biblu, kucağında sıvanmış bir kafatasıyla gömülmüş bir kadın. Bir bağın, bir sadakatin, belki de bir yasın en vahşi ve en saf halini yansıtan yazar, bu sahneyi o kadar incelikle işlemiş ki, kafatasından iğrenmek yerine,
Edebiyat
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 202611 okunma