Beni gözlerine yaz...
İnce ince doku kalbine şiir gibi.
Umut olsun adım mesela,
Aşk olsun biraz.
En sevdiğin renk olayım,
Heryerde beni görmek iste...
Gözlerinle kelepçele ruhumu,
Varlığım unutulsun kalbindeki hapiste.
Sözlerinle bir duvar ör çevreme,
Yalnızlık ömür boyu kaybetsin izimi.
Beni göz bebeğindeki mateme ekle,
Aynaya her baktığında yüzün gülsün.
İsmim yalnızca senin dilinden dökülsün,
Tüm diller lâl olsun aşkımıza.
Zakkum çiçekleri solsunda,
Beyaz papatyalar düşsün bahtımıza...
İbn Atâullah el-İskenderî dedi ki: “Sana acıyı onların elleriyle tattırdı, ki sükûnu onlarda bulmayasın. 'Her şey'de senin canını sıkmayı istedi, öyle ki 'hiçbir şey' seni O’ndan alıkoymasın.”Bu sözü şerh edip açıklayan İbn Abbâd dedi ki: “İnsanların kulu incitmesi, kul için çok büyük bir nimettir. Özellikle de kulun kendisinden nezâket, ikrâm, iyilik ve saygı görmeye alıştığı kimseler tarafından incinmesi (daha büyük bir lütuftur). Çünkü bu, kulun onlarda sükûnet bulmamasına, onlara güvenmeyi bırakmasına, onlarla ünsiyetini kaybetmesine sebeb olur. Ve işte böylece, Rabbi azze ve celle’ye ubûdiyyeti tam tahakkuk etmiş olur.”“Bir keresinde birisi beni incitmiş ve bu sebeple göğsümü bir sıkıntı kaplamıştı. Sonra uyudum ve rüyamda birinin bana şöyle dediğini duydum: ‘Sıddîkların alâmeti, düşmanlarının çok olmasına rağmen onun onları umursamamasıdır.”Mahmûd Şukrî el-Alûsî, Ğâyetu’l-Emânî 2/317