Hasan-ı Basrî (rh.) şöyle demiştir: "Kur'ân'ı okuyan insanlar üç çeşittir: Birinci gruptakiler Kur'ân'ı bir sermaye aracı olarak görürler ve bundan dolayı tekrar tekrar okurlar! Bunlar şehir şehir dolaşarak Kur'ân okumaları karşılığında insanların yanında bulunan dünyalık şeyleri talep ederler! Diğer bir grup ise Kur'ân'ı okurlar ancak onlar aynı demirden bir kadehin veya okun dövülerek zorla eğildiği gibi onu zorlaya zorlaya öğrenirler! Harflerin mahreçlerine son derece dikkat ederler ancak Kur'ân'ın koymuş olduğu sınırları çiğneyip emirlerine riayet etmezler! Kur'ân'ı kullanarak yöneticilerin yanında fayda sağlamaya çalışırlar! Kendi beldelerindeki insanlara karşı ise Kur'ân'ı en iyi şekilde okudukları iddiasıyla küstahça kibirlenirler! Kur'ân hafızları arasında böyleleri ne yazık ki çok fazladır! Yüceler yücesi Allah bunların daha da çoğalmasına engel olsun! Başka bir grup ise Kur'ân taliminde kendisine şifa olacak şeylerle başlar! Kur'ân'ı kalbinin hastalığına deva kılar! Kur'ân okurken gözlerinden yaşlar boşalır, gece boyu sabaha kadar okumaya devam eder, adeta hüzne bürünür, tevazu elbisesini giyer ve hiç çıkarmaz! Yüceler yücesi Allah, böyle olanlar vesilesiyle bolca yağmur yağdırır, düşmandan korur, belaları defeder! Yüceler yücesi Allah'a yemin ederim ki, insanlar arasındaki Kur'ân hafızlarından böyle olanları, kibrit-i ahmer cevherinden bile daha nadir bulunurlar!