Asi

Asi
@birkitapperisii
TARİH ÖĞRETMENİ
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ /EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH MEZUNU
7 Temmuz 1997
154 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Türkler'in yeni dinlerini bir bütün olarak benimsemeleri en başından beri Türk İslamiyeti'nin belirleyici bir özelliği olmuştur. Türkler, İranlılar'ın ve Araplar'ın asla yapmadıkları bir şeyi yaparak milli kimliklerini İslamiyet'e gömdüler. Bunun nedeni, kısman İslamiyet'in ve puta tapmanın sınırlarında karşılaştıkları bu dinin basit inanç yoğunluğunda, kısmen de İslamiyet'i kabul etmelerinin onları dinsiz akrabalarına karşı girişilen bir Cihad'a çekmiş olmasında yatmaktadır. İranlıların eski İran'ın geçmişteki zaferlerinden gurur duymalarının ya da Arapların putperest Arabistan'ın kahramanlık günleri anılarının benzeri bir durum, Türkler'de görülmemiştir. İslamiyet öncesi Türk tarihindeki devletler, uygarlıklar, dinler ve edebiyat, birkaç halk şiiri ve soylarıyla ilgili destan dışında unutulup gitmişti. Türk adı, Batılılar için olduğu kadar Türkler için de Müslüman ile eşdeğer olmuştu. Türklerin İslamiyet'e bağlılıklarının ciddiliği ve gerçekliği düzeyine başka hiçbir halkta rastlanmamıştır.
Tarih
Reklam
Köleyi efendisi azat edebilir; inanmayan gerçek dini kabul edip inançsızlığından kurtulabilir; çocuk nasılsa zamanı geldiğinde yetişkin olacaktır. Geleneksel dini dünya görüşünde sadece kadın aşağı durumundan kurtulamaz.
Tarih
Eşit yurttaşlık, yükseğe çıkmak gibi daha aşağı inmek anlamına da geliyordu. 1859 yılının Şubat ayındaki büyük Islahat Fermanı'yla ilgili olarak çağdaş Osmanlı tarihçisi Cevdet Paşa şunları yazmıştır: "...Patrikler, memnun değillerdi... Eskiden Osmanlı devletindeki toplumların bir sıraları vardı. Sırayla Müslümanlar, Rumlar ve Ermeniler ve Museviler gelirdi. Artık tümü aynı düzeye indirilmişti. Bu duruma itiraz eden bazı Rumlar şunları söylemiştir: Devlet bizi Musevilerle aynı yere koydu, biz İslamiyet'in üstünlüğünden memnunduk. "
Tarih
Bir an kayboldun gibi! Yaşadım kıyâmeti Yoruldun ama buldun ey kalbim emâneti. Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma. Çiçeğe durdu kalbim, içtim parmaklarından Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından. Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde, Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde. Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş. Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine Kapılıp gidiyorum saçının sellerine. Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar. Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın, Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın. Erdem Bayazıt
Şiir
“Marcus Antonius,genç Augustus ‘u “Her şeyi bir isme borçlu olan oğlan” olarak adlandırır.Çünkü sırf Caesar olarak anılmak bu delikanlıya,başka türlü elde edemeyeceği bir önem yüklüyordu .İşte bu yüzden Augustus kendisine hiçbir zaman Octivianus demedi.”
Sayfa 19·Kitabı okudu
Tarih
Reklam