Adrian Goldsworthy

Adrian Goldsworthy

Yazar
6.0/10
1 Kişi
·
4
Okunma
·
0
Beğeni
·
510
Gösterim
Adı:
Adrian Goldsworthy
Tam adı:
Adrian Keith Goldsworthy
Unvan:
İngiliz tarihçi, yazar
Doğum:
1969
Gelin geleneksel olarak turuncu terliğini ve evde dokuduğu elbiseyi giyer, bu elbisenin üstüne ise damadın düğün gecesi açmak için uğraşması gere­ken karmaşık "Hercules" düğümü ile bağlanan bir kuşak takardı.
Caesar ateşkesi, gafil avlanan müttefiklerine saldıran Germenlerin boz­duğunu iddia eder. Başka bir yerdeyse Germenlerin ata eyersiz bindik­lerinden, Galyalılar gibi eyer kullanan süvarilerden nefret edip ellerine geçen her fırsatta bu tip şahıslara saldırdıklarından bahseder.
(Galyalılar) muharebe alanını terk ettiklerinde düşmanlarının kellelerini atlarının boynuna asıp eve getirir, akabinde evlerinin girişine asarlardı. Poseidonios bu man­zaraya çok yerde rastladığından, önceleri onu iğrendiren bu duruma bir süre sonra alıştığından bahseder. Şanlı düşmanların kellelerini ise sedir yağıyla tahnit eder, yabancılar geldiğinde sergiler, ağırlığınca altın karşılığında bile geri vermezlerdi.
MÖ 54'ün Ağustos ayında, Caesar Britanya'dayken, kızı Iulia doğumda vefat etti. Bazı rivayetlere göre kız, başkalarına göre ise erkek olan bebek ise annesinin ölümünden sonra sadece birkaç gün daha ha­yatta kaldı. Roma aristokrasisi ve tabii modern zamana kadar insanlığın çoğu için bu tip ölümler oldukça yaygındı. Evliliği sırasında Iulia, daha
önce bir kez daha hamile kalmıştı ama rivayete göre kocasının seçimler­den üstü başı kan içinde (aslında kendi kanı değildi) döndüğünü gördü­ğünde düşük yapmıştı. Doğum tarihini bilmediğimizden, Iulia'nun öldü­ğünde kaç yaşında olduğunu da bilemiyoruz ama yirmilerinin ortasında olma ihtimali yüksek. Caesar'ın annesi Aurelia da MÖ 54'te vefat etti. Ölümüne neyin sebebiyet verdiği tam olarak bilinmiyor fakat altmışlı yaşlarındaydı ve kocasının ölümünün üstünden otuz sene geçmişti. Bir sene içinde Caesar ailesinin kendisine en yakın iki üyesini kaybetmişti.
Annesi, Caesar'ın eve ya pontifex maximus olarak döneceği ya da hiç dönmeyeceği üzerine ant içen ve evinde Bona Dea kutlamalarını yöneten kişiydi. Caesar üstündeki otoritesi kuvvetli olan güçlü bir kadındı ve oğlunun büyük başarılarının bir kısmını görecek kadar yaşamıştı. Her iki ölümün de haberi Caesar'a mektup yoluyla ulaştı.
Caesar'ın çok sayıda portresi büstlerde ve sikkelerde günümüze ka­
dar ulaşmıştır. Bazıları Caesar hayattayken yapılmış, bazıları ise orijina­linden kopyalanmış bu büst ve sikkelerin hepsi onu orta yaşlı bir adam olarak betimlemektedir. Büyük bir generalin ve diktatörün resmidir söz
konusu olan: Yüz hatları ciddi ve güçlüdür; yüz çizgileri belli olmakta ve en azından daha gerçekçi birkaç portrede saçı dökülmektedir. Bu resimler kudret, tecrübe ve muazzam bir özgüven yaymaktadır. İlaveten bazı ipuçları sunsalar da, ister yontulmuş, isterse boyanmış olsun, en fotoğrafik portrelerinin bile kişiliğinin kuvvetini tam olarak yakalama­sı mümkün değildir. Antik portreler bizim modern gözlerimize olduk­ça formel ve cansız görünebilir. Fakat unutmamalıyız ki bu portrelerin asılları boyalıydı; kafamızda canlandırdığımız, çıplak taş ve mermerden
oluşan klasik dünya büyük ölçüde bir yanılsamadan ibarettir. Büstler, boyandığında bile heykelleri boyayan sanatçılara usta heykeltıraşlar kadar saygı duyulmaktaydı kişinin karakterinin sadece bazı yönlerini açığa vururdu. Caesar'ın büstleri keskin zekasına işaret etmekte ve aynı zamanda çağdaşlarının sıkça vurguladığı canlı, esprili ve cazibeli yanını da sergilemektedir.
Suetonius'un iddiasına göre bu sırada birden
ortalıkta beliren doğaüstü bir varlık önce flüt çalarak sonra da askeri bandodan kaptığı bir borazana üfleyerek nehri aşmış, askerleri de aynı­sını yapmaları için yüreklendirmişti. Bu abartılı öykünün kaynağı Pollio olmasa gerek. Caesar'ın nehri geçerken söylediği ünlü sözleriyse büyük ihtimalle o aktarmıştı fakat burada da karşımıza biraz farklı versiyonlar
çıkmaktadır. Plutarkhos'un iddiasına göre Caesar Yunanca konuşmuş,şair Menandros'tan bir dize okumuştur: "Zarlar atılsın!" (aneristhe ku­bos). Suetonius ise daha sık rastlanan Latince deyimi aktarmıştır: "Zar­lar atıldı" (iacta alea est)
Caesar'ın babası aniden, bir sabah ayakkabılarını giyerken ölmüştü.Oğlu neredeyse on altı yaşındaydı. Büyük ihtimalle halihazırda resmen reşit olmuş, sadece erkek çocukların ve magisterlerin giydiği erguvan kenarlı toga praetexta'nın yerine reşit erkeklerin giysisi olan düz beyaz toga virilis'i kuşanmaya başlamıştı. Bu seremoninin bir parçası olarak erkek çocuk aynı zamanda da butla adı verilen nazarlığı boynundan çı­karıp ebediyen bir kenara koyardı. Hayatında ilk kez tıraş edilir, çocuk­ken uzayan saçı, yetişkin bir vatandaşa uyacak şekilde kısa kesilirdi. Bu seremoni için kesin olarak belirlenen bir yaş bulunmamaktaydı. Roma eğitiminin başka birçok yönü gibi bu da aileye bırakılmaktaydı. Genel­likle on dört ve on altı yaşları arasında gerçekleşirdi fakat on iki kadar erken ve on sekiz kadar geç yaşlarda da bu seremoniye katılan şahıs­lardan haberdarız. Bu seremoni genellikle 17 Mart'ta, Liberalia festiva­li sırasında gerçekleşirdi fakat bu günde olması için hiçbir yasal sebep yoktu.
Marcus Antonius'un renkli kişiliğine de değinmeliyiz. Kudüs ve Mısır'daki harekatlar sırasında Gabinius'un süvari birliklerine komuta eden Marcus Antonius yetenekli ve gözü pek bir asker olduğunu kanıtlamıştı. MÖ 52'de Caesar'ın quaestoru olarak göreve başlamış ve hem Vercingetorix'e karşı çıkılan seferlerde hem de bunu izleyen isyanlar sırasında görev
yapmıştı. Antonius'un annesi Iulii ailesinin bir üyesi olduğundan (her ne kadar diğer kolundan da olsa) uzaktan akrabaydılar. Antonius'un dayısı MÖ 64'te konsül olarak görev yapan Lucius Iulius Caesar'dı. Roma usullerine uygun olarak genç asilzadenin babasının ve dedesinin adı da Marcus Antonius'tu. Zamanının önde gelen hatiplerinden biri olan de­desi MÖ 87'de Marius'un dönüşünü izleyen vahşet sırasında öldürül­müştü. Babasınaysa MÖ 74'te baş gösteren korsan problemiyle başa çıkma görevi verilmiş fakat Pompeius'un önüne serilen olanaklar ken­disine tanınmadığından başarısız olmuş, kısa bir süre sonra da ölmüştü.Babası öldüğünde Antonius dokuz yaşındaydı. Annesi kısa bir süre son­ra yeniden evlenecek ve Antonius gençlik yıllarını MÖ 63'te Cicero'nun
emirleri üzerine idam edilen Catilina yanlısı komploculardan biri olan üveybabası Lentulus'un yanında geçirecekti.
Caesar'ın evlatlık oğlu Augustus imparator olduğunda Cumhuriyet'in bir anıdan ibaret kaldığına kimsenin şüphesi yoktu.
Kitapta Sezar'ın hayatı,savaşları ve ailesi ile ilgili herşey mevcut.O dönemdeki Romalıların hayatlarını ve tanınmış kişilerini de anlatıyor.Savaşlara dair haritalar da var.Kitap bazen sıkıcı gelebilir ama sağlam hazırlanmış bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Adrian Goldsworthy
Tam adı:
Adrian Keith Goldsworthy
Unvan:
İngiliz tarihçi, yazar
Doğum:
1969

Yazar istatistikleri

  • 4 okur okudu.
  • 10 okur okuyacak.