Çok fazla şey bilmekten, dünyayı olduğu gibi görmekten kaynaklanan bir tür hüzün vardır. Bu, hayatın büyük bir macera değil, bir dizi küçük, önemsiz anlardan ibaret olduğunu; aşkın bir masal değil, kırılgan ve geçici bir duygu olduğunu; mutluluğun kalıcı bir durum değil, asla elimizde tutamayacağımız bir şeyin nadir ve geçici bir görüntüsü olduğunu anlamanın verdiği hüzündür. Ve bu anlayışın içinde derin bir yalnızlık vardır; dünyadan, diğer insanlardan ve kendinden izole edilmiş olma hissi.