1988 pulitzer, 1993 Nobel Edebiyat ödüllü yazarın 2017 yilinda kaleme aldığı kitap, her ne kadar öteki kitaplarını okumasam da diğer kitaplarının, yazarın savunduğu düşüncelerin kalbi niteliginde. Türkçeye ceren demirdöğdü cevirisiyle sel yayıncılık tarafından kazandırılmış.
Öteki kimdir? Biz olamayan, azınlıkta olan, çoğunlukta olduğunda da ezilmeye mahkum olan, biz olmaya çalıştığında da kabul edemediğimiz. Hepsinden öte varlığıyla varlığımızı meşrulaştırdığımız, meşrulaştirmakla kalmayıp kutsallaştirdiğimiz.
Biz ülkemizde siyah beyaz kavgasına girmedik girmeyiz de belki. Ama kendi varlığımız meşrulaştırmak adına sürekli yalancı düşmanlar buluyoruz kendimize. Kitapta belirtildiği gibi "...sevginin kolay olduğunu düşünüyorsanız ahmaksiniz, sevginin fıtri olduğunu düşünüyorsanız körsünüz. Sevgiyi öğrenmek gerekir..." ötekilerin, ötekilestirdiklerimizin olmaması için belki.
Dipnot: yazarın diğer kitaplarını okumak olasidir ki bu kitabı daha anlaşılır kılar.
2009 Man Booker, 2013 Nobel Edebiyat ödüllü yazarın 2012 yilinda yayınladığı öykü kitabı. Japonyaya Ulaşmak, Amundsen, maverley'den ayrılış, taşocağı, sığınılacak liman, gurur, corrie, tren, göle bakan yer, dolly, göz, gece, sesler, sevgili hayat isimli 14 öyküden oluşan kitap 2014 yilinda seçkin selvi çevirisiyle can yayınları tarafından türkçeye kazandırılıyor. Kazandırılıyor dediysem ödüller bazen yanıltıcı olabiliyor. Evet yazarın akıcı bir dili olduğu inkar edilemez, ama hikayeler ilgi çekmekten o kadar uzaklar ki, sayfalar ağır çekimde ilerliyor ve hikayeler sizi kabul etmiyor. Belki de coğrafya kaderdir ya, kanada toprakları nasıl dertler barındırabilir? belki ortadoğululuğumdan, belki tüm kanada tarihinin yaşayacağı dertleri bir güne sığdıran topraklarda yasamamızdan hikayeleri icsellestiremedim. Sonucta insanı anlatan, insanlara ait dertleri hikaye eden bir kitap, Belki de gerçekten kötüdür. Sadece taşocağı isimli öyküye bir parantez açmak istiyorum, bana göre kitapta okunmaya değer tek öyküydü ve gercekten etkileyiciydi.
1987 nobel edebiyat ödülü sahibi rus sürgün şairin, bildiğim kadarıyla türkçeye çevrilmiş tek kitabı. Her ne kadar çeviri bir şiir kitabı olmasa da Brodsky'i belki pandemi günlerinde 22 yaşında yazdığı çıkma odandan şiiri ile duymuşsunuzdur. Bu kitapta da çeviriyi Emre Ağanoğlu üstlenmiş. Kitapta bahsedilen yerlere, söyleyişlere, kişilere daha fazla açıklama eklenebilirmiş. Bu yönüyle çeviri eksik kalsa da kitabın akıcılığı bozulmadığından iyi bir çeviri diyebiliriz.
Kitaba geldiğimizde daha ilk satırlarda Venedikten önce Brodsky'inin şairliğini hissediyoruz. Zaten kitap boyunca da venedikten çok şair ile birlikte onun duygu dünyasını geziyoruz. Bir roman değil, yine de akıcı bir kitap, üslup olarak da hoş. Brodsky'inin düşüncelerini de kendime yakın buldum. Şiirlerini de iyi bir çeviriyle okuma fırsatımız olur bir gün umarım.
Su SeviyesiJoseph Brodsky · Everest Yayınları · 201745 okunma
Daha başından itibaren şiir gibi akıp giden satırlar... İlerledikçe çözülen bir düğüm, öyle ki çözümlendikçe bir düğüm gibi kalıyor insanın dudakları arasında kelimeler. Ve okurken sürekli kulakta yankılanan aynı kuru, sinir kahkaha...
Her hikaye kendi başına uzun bir romanın konusu olabilecek yaratıcılıkta. Okurken yazarın kurduğu dünyalara hayran olmamak elde değil. Ve öte yandan öylesine akıcı bir dil ki, hikayeler birbiri ardına biterken kitabın sonuna nasıl geldiğinizi anlayamıyorsunuz bile.