Öncelikle spoiler içerebilir
Bir kitabı okumaya başlarken, içinde olduğum duruma göre kitap seçip okumanın zevki çok başka oluyor. Çünkü bu kitabı bitirdikten sonra, birçok konuda değişen bakış açım, kendimi gözden geçirmem, hayatımı gözden geçirmem, hayata dair oluşan yeni fikirler..
Ölmek istemek, her ne kadar dile çok dolanan, herkesin ağzında sakız olan bir durum olsa da, gerçekten ölümü düşünüp her şeyi göze alıp kendini öldürmek çok başka bir şey.
Ve Veronika buna karar vermiş bir kız. Aslında hayatı çok normal, düzenli iş git gel, sevgililerle yapılan aynı etkinlikler, bir ev, bir şehir.. Tek sorun her şey hep aynı. Her gün aynı hayata uyanmak ve bu hayatın değişebileceğine dair bir inancın olmaması Veronika'yı ölüme sürükleyen şey oldu. Sanırım onu çok iyi anlıyorum bu konularda.
İntihar girişimi ve akıl hastanesine yatış. Aslında hayatımızda tam her şeyin en dibe vurduğunu düşündüğümüz zamanlar bizim tam da çıkış yolu bulduğumuz ve hayatımız değiştiği anlar olabiliyor. Ki bunu bu kitapta çok net gördük..
Gelelim akıl hastanesine. Ki beni burası çok çekmişti. Deli diye adlandırılan bir sürü insan, hepsinin birbirinden farklı hikayeleri, geçmişleri ve akıl hastanesinde mutlu hayatları. Evet cidden mutlu hayatları. Çünkü onlar orada tamamen rahatlar, özgürler, şu açıdan özgürler biz yaşadığımız toplumda belli kurallara uymak zorundayız bunlar hem kanun kuralları hem de toplumun dayattığı normal insan kuralları. Ama akıl hastanesinde öyle bir durum yok, çünkü hepsi deli ve delilerin ne yapacağı hiç belli olmaz. Çünkü herkesin de dediği gibi 'delidir ne yapsa yeridir'. Toplum her çeşit insanı yargılar, her çeşit karakterde, kişilikte, görünüşte insanı. Bir tek söz konusu 'deli' lere geldi mi, deli işte boşver der. Çünkü neyini eleştirsin zaten deli, şu açıdan