Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çocuklukta psikolojik sınırların bulanıklaşması, yetiş kinlikte yaşanacak fizyolojik stresin önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Muğlak kişisel sınırlara sahip insanlar sürekli stres yaşadığı, zira başkaları tarafından haklarına tecavüzde bulunulması bu insanların gündelik deneyimlerinin daimi bir parçasını oluşturduğu içindir ki, vücudun hormon ve bağışıklık sistemleri üzerinde süregiden nitelikte olumsuz etkileri ortaya çıkmaktadır. Ancak bu, onların doğrudan farkındalık dışında kalmak için öğrenmiş oldukları bir gerçekliktir.
Buradan hareketle benim söylemek istediğim şey şu: Hatırlarsınız kendimizi kendimizden doğurduğumuz, yani yaratıcı olduğumuz, dönüştüğümüz ölçüde yaşadığımızı hissettiğimizi, uyum sağladığımızda ise benliğimizi ölü ve hareketsiz olarak algıladığımızı anlatmıştım.
"İyi evlat" olmak boyun eğmek anlamına geliyorsa ler ve biz anne-babaya boyun gmeyi güzel bir şey olarak içsel- leştiriyorsak hayatta başka alanlarda da tahmin edemediğimiz şekide eyleme geçememe, erteleme gibi sorunlar yaşıyoruz.
Gaber Mate öfkenin ya da öf kenin sağlıklı biçimde yaşanmasının iyileşmenin yedi anahtarından biri olduğunun hep altını çiziyor, aynı Joann Peterson'ın şu sözlerinde olduğu gibi: "Öfke, Tabiat Ana'nın bizlere küçücük bir çocukken verdiği, hakkımızı savunup 'Ben önemliyim' deme enerjisidir. Sağlıklı öfke enerjisi ile yaralayıcı duygusal ve fiziksel şiddet enerjisi arasındaki fark, sınırlara saygı gösteriyor olmasıdır. Kendi hakkınızı savunmak, kimsenin sınırlarına tecavüz etmez.”