Gabor Maté, hiçbir bebeğin duygularını bastırma eğilimiyle dünyaya gelmediğine, ciddi bir hastalıkla boğuşan hastaların hemen hepsinin öfkelerini ifade etmekte güçlük çeken, yaşamlarının önemli bir alanında hayır demeyi öğrenememiş kişiler olduğuna, kendimizi başka insanlara kabul ettirebilmek için duygusal ihtiyaçlarımızı devamlı surette bastırırsak bunun bedelini hastalık şeklinde ödeme riskimizi artırmış olacağına, sınırların gelişim yıllarında öğrenildiğine, çocukluklarında anne-babalarına karşı sınırlarını savunamamayı, öfke ve üzüntülerini bastırmayı öğrenmiş kişilerin yetişkinliklerinde karşılaştıkları sorunlarla da başa çıkma kabiliyetlerinin yetiştirilme biçimleri nedeniyle örselenmiş olduğuna dikkat çekiyor.