Selva

Yumuşak Huyluluk
Yumuşaklık, gerçeğe, yaşama, oluşa, gündelik olanın göreceliğine boyun eğer: Esneklik, sabır, fedakârlık, uyumlanma erdemi... Rilke'nin dediği gibi, "kibirli ve sabırsız erkek”in tersi, sertliğin, aceleciliğin, dikkafalı ya da inatçı gücün tersi. Çaba her şeye yetmez. Eylem her şeye yetmez. "Doğanın gerekliliği olarak," diyordu Thukydides, "her varlık her zaman sahip olduğu tüm gücü kullanır." Yumuşaklık, bu kuralı doğrulayan istisnadır: Bu, kişinin kendi üzerinde, gerektiğinde kendine karşı kullandığı güçtür. Sevgi geri çekilmedir, der Simone Weil; gücünü, iktidarını, şiddetini uygulamanın reddidir: Sevgi, yumuşaklık ve bağıştır. Tecavüzün tersidir, cinayetin tersidir, iktidarı almanın ya da kontrol etmenin tersidir. Thanatos'tan ve kendinden kurtulmuş Eros'tur
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yumuşak Huyluluk
Yumuşaklık sevgiye en çok benzeyen şeydir, evet, cömertlikten daha fazla, merhametten daha fazla sevgiye benzer yumuşaklık. Zaten, çoğu zaman bunlarla birlikte olsa da, ne birine ne diğerine benzer. Merhamet, ötekinin ıstırabından ıstırap duyar; yumuşaklık ıstırap yaratmayı ya da ıstırabı artırmayı reddeder. Cömertlik ötekine iyilik yapmak ister; yumuşaklık ona kötülük yapmayı reddeder.
Ötekini bir nesne olarak sevmek, dolayısıyla, bir eti ya da bir şarabı sever gibi ona sahip olmak, onu kullanmak, ondan yararlanmayı istemek, başka deyişle yalnızca kendi için sevmek: Bu Eros'tur, alan ya da yiyip yutan sevgi ve Eros bencil bir Tanrı'dır. Ya da ötekini gerçekten sevmek, bir özne gibi, bir şahıs gibi sevmek, ona saygı duymak, onu korumak, ona duyulan arzu karşısında bile onu korumak: Bu, Philia ya da Agapè'dir, veren ve koruyan sevgi, dostluktaki sevgisi, iyilikseverlikteki sevgisi, yardımseverlikteki; hatta buna saf sevgi bile diyebilirsiniz. * Éros yoksunluk ya da sevgi tutkusudur, philia dostluktur, nihayet agapè ise yakınını çıkarsızca sevmektir.
Kötülük, kendini sevmede değildir: Yalnızca kendini sevmededir, ötekinin ıstırabına, arzusuna, özgürlüğüne karşı ilgisiz kalmadadır, kendine iyilik yapmak için ōtekine kötülük yapmaya hazır olmaktadır, kendi hazzı için onu aşağılamakta, onu sevmek yerine ondan yararlanmayı istemekte ya da, ancak kendi hazzından haz almakta ve yine ancak kendini sevmektedir.** ** Spinoza, Etik: “Sevgi, bir dış nedenin fikriyle birlikte bulunan bir sevinçtir." Ötekine yalnızca sahip olduğunda haz duyan kişi onu sevmiyor demektir: O, yalnızca ötekine sahip olmayı sever (ötekinin var olduğu fikrinden değil, o kendine ait olduğu için haz duyar!), yalnızca kendi hazzını sever, dolayısıyla yalnızca kendini sever.
Sevmek, gerçekten sevmek, saf olarak sevmek, almak değildir. Sevmek, bakmaktır, kabul etmektir, vermek ve yitirmektir, sahip olunamayan şey için sevinç duymaktır, bizde olmayan (ya da sahip olmak istediğimizde eksilecek) şey için, bizi son derece yoksul yapan şey için sevinç duymaktır ve tek iyilik budur, tek zenginlik budur.