Sadelik, kişinin kendini, gururunu ve korkusunu unutmasıdır: Sadelik, endişeye karşı rahatlıktır, kaygıya karşı sevinçtir, ciddiyete karşı hafifliktir, düşünmeye karşı kendiliğindenliktir, özsaygıya karşı sevgidir, kibre karşı hakikattir... "Ben" burada da varlığını sürdürür kuşkusuz, ama hafillemiş olarak, temizlenmiş, özgürleşmiş olarak (Bobin'in deyişiyle, "kendinin bağlarından kurtulmuş, her türlü hükümdarlıktan yakasını kurtarmış"). Hatta kendi kurtuluşunu bile aramaktan, kendi yitimini kafaya takmaktan vazgeçeli çok olmuştur.
Keder kimi zaman bizim içinizde bir güç olur ya da sahip olduğumuz şeyi harekete geçirebilir, işte deneyimin öğrettiği şey bence budur.
Ümitsizlikten kaynaklanan bir cesaret vardır, bir de alçakgönüllülükten kaynaklanan cesaret. Zaten tercih yapamayız. Sahte bir sevinçtense gerçek bir keder daha değerlidir.