İlk olarak , bu dünyada sonsuzluğu elde etmeye kıyasla, hiçbir şeyin fazla önemi olmadığına göre, Tanrı'nın belirlediği kurallara uyulması, insanlık için en yüksek dereceli zorunluluktur ve azamî dikkatimizin, uygulamalarımızın ve çalışma gücümüzün bunları aramaya ve gerçekleştirmeye yönelmesi gerekir. İkinci olarak, bir insanın hatalı inanışlarının ve aykırı ibadet şekillerinin, başka bir insanın haklarını çiğnemek anlamına gelmediği görülürse veya onun cehennemlik oluşunun başka insanların işlerini etkilemediği düşünülürse, her insanın ruhunun kurtuluşunun sadece kendisini ilgilendirdiği ortaya çıkar. Fakat bunun, bir Hıristiyanın aslında en büyük yükümlülüğü olan, insanları hatalarından uzak tutacak bütün iyiliksever öğütleri ve şefkatli çabaları mahkûm ettiğim şeklinde anlaşılmasını istemiyorum. Her insan, bir başkasının selâmetini gerçekleştirebilmek için, istediği miktarda şiddetli tavsiyelerde veya tartışmalarda bulunabilir. Fakat bunda, her çeşit baskı ve zorlamadan sakınılmalıdır. Zorbaca hiçbir şey yapılmamalıdır. Hiç kimse, ikna edilmediği sürece, bir başkasının nasihatlerine ve ihtarlarına boyun eğmek zorunda değildir. Her insanın, kendi kendisi hakkında bir yargıya varmak için yüksek ve mutlak bir yetkisi vardır. Bunun sebebi ise, bu kararın başka hiç kimseyi ilgilendirmemesi ve bu yüzden başkalarının zarar görmelerinin söz konusu olmamasıdır.