Hiçbir şey asla sabit veya kesin değildir, ömrümüzün sonuna kadar her şey sallantıdadır; belki de kesinliklere, hoşumuza gitmeyen, bizi sorgulayan, ızdırap verenler bir yana, işimize gelen, bizi yatıştıran kesinliklere bile tahammülümüz yoktur, hiç kimse kendi ızdırabına, mızrağına ve ateşine dönüşmek istemez.
Hayır, kurtarılmayı beklemiyordu. Çok şey değişmesini de beklemiyordu. Kabullenilmek, içinde bulunduğu duruma hak ettiği değerin verilmesini istiyordu.