Kitap okuma grubumuzla belirlediğimiz bir kitaptı #k:259092. Livaneli’nin kalemini ve üslubunu hep çok severdim ve bu kitabını da çok ama çok beğenerek bir çırpıda okudum.
Tarihi bir roman gibi görünse de yazarımız bu kitaba tarihi roman gözüyle bakılmasını istemez, iktidar- birey ilişkisini anlattığı ve “istediğini yapmaya en çok yaklaştığı bir kitap” olduğunu söyler. Nedir peki Livaneli’nin istediği? İnsanların iktidarla birlikte değişimi ve değişen bu kişinin insanî özelliklerini, insana tekrar hatırlatmasıdır bana göre. Bunun için arka plan olarak Osmanlı ve harem yaşantısını yalnızca kullanmıştır. Evet, kitaba bir Osmanlı haremi gözüyle bakmak yerine insanın iktidarla birlikte gelen çok zorlu yaşantısına rağmen yine de bu hırsın peşinde koşmasının arkasındaki psikolojiye muazzam bir ışık tutar.
Romanın dili bir harem ağasının dilinden aktarılır. Kendisini köle pazarından alıp hiç düşleyemeyeceği bir yaşantı sunan, bunun için belli bedeller ödese de buna razı edilmiş bir ağadır kendisi. Uzun yaşamının sırrını dikkatli davranmaya ve sezgilerinin gücüne bağlar. Efendisi padişahın çocukluğundan ölümüne kadarki bağlılığı, kırgınlığı ve tekrar yüceltilişi üç aşamada verilir. Bu arada padişahın ve sarayın entrikaları isim verilmeden işlenmiştir ama dikkatli ve biraz tarih bilgisi olan okurlar hangi dönemin padişahı olduğunu anlayacaktır.
Şiddetin boyutlarının gerçekten devasa bir halde olduğu, tüm insani değerlerin alt edildiği, babanın oğula, abinin kardeşe kırdırıldığı, gözü dönmüş bir insanoğlunun hikayesidir #k:259092. İnsanın yaşama tutunmak için zalimle iş tutmak zorunda kaldığı acımasızca gösterilmektedir. Hırsın,kibrin ve ihtişamın nasıl bir engereğin gözünü boyadığı ama bir yanımızın yine de insan olduğunu ve bu değerleri nasıl görmezden gelsek de içimizde