Şule

Şule
@birzerreden
Yeryüzünün öğretmeni, gökyüzünün öğrencisi…
MEB-Türkçe Öğretmeni
Yüksek Lisans (MDR)
Kütahya
Ankara, 29 Mayıs 1994
515 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
İnsana İnsanı Anlatan Bir Roman…
9/10
·144 syf.··
2025 193. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 20:22
Kitap okuma grubumuzla belirlediğimiz bir kitaptı #k:259092. Livaneli’nin kalemini ve üslubunu hep çok severdim ve bu kitabını da çok ama çok beğenerek bir çırpıda okudum. Tarihi bir roman gibi görünse de yazarımız bu kitaba tarihi roman gözüyle bakılmasını istemez, iktidar- birey ilişkisini anlattığı ve “istediğini yapmaya en çok yaklaştığı bir kitap” olduğunu söyler. Nedir peki Livaneli’nin istediği? İnsanların iktidarla birlikte değişimi ve değişen bu kişinin insanî özelliklerini, insana tekrar hatırlatmasıdır bana göre. Bunun için arka plan olarak Osmanlı ve harem yaşantısını yalnızca kullanmıştır. Evet, kitaba bir Osmanlı haremi gözüyle bakmak yerine insanın iktidarla birlikte gelen çok zorlu yaşantısına rağmen yine de bu hırsın peşinde koşmasının arkasındaki psikolojiye muazzam bir ışık tutar. Romanın dili bir harem ağasının dilinden aktarılır. Kendisini köle pazarından alıp hiç düşleyemeyeceği bir yaşantı sunan, bunun için belli bedeller ödese de buna razı edilmiş bir ağadır kendisi. Uzun yaşamının sırrını dikkatli davranmaya ve sezgilerinin gücüne bağlar. Efendisi padişahın çocukluğundan ölümüne kadarki bağlılığı, kırgınlığı ve tekrar yüceltilişi üç aşamada verilir. Bu arada padişahın ve sarayın entrikaları isim verilmeden işlenmiştir ama dikkatli ve biraz tarih bilgisi olan okurlar hangi dönemin padişahı olduğunu anlayacaktır. Şiddetin boyutlarının gerçekten devasa bir halde olduğu, tüm insani değerlerin alt edildiği, babanın oğula, abinin kardeşe kırdırıldığı, gözü dönmüş bir insanoğlunun hikayesidir #k:259092. İnsanın yaşama tutunmak için zalimle iş tutmak zorunda kaldığı acımasızca gösterilmektedir. Hırsın,kibrin ve ihtişamın nasıl bir engereğin gözünü boyadığı ama bir yanımızın yine de insan olduğunu ve bu değerleri nasıl görmezden gelsek de içimizde
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma
Reklam
İnsanın Sürgünü: Kararları!
10/10
·428 syf.··
Beğendi
·
2025 178. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 12:23
“ Hayatımı daha başlamadan benden kopardınız.” dedi Tom. “İnsanlar ne zamandan beri kendi yaşamlarını seçiyorlar sanki?” diye cevapladı kaderini acımasız ağlarla ören örümcek. Bir hayat nasıl perperişan olur, bu hayatın içindeki tüm canları nasıl perperişan eder, size tüm inceliği ve yürek acısıyla gösteriyor. Berta Isla Berta’nın yolculuğu çok şahsa münhasır bir hikaye. Kendisini ve olayları hiç sorgulamadan yaşamını sürdüren bir kocanın içindeki dehlizi anlamaya çalıştıkça Berta’nın tükenişini izliyorsunuz roman boyunca. Bilinmezliğin, güvensizliğin, ulaşılamayanın peşinden öyle bir sürüklüyor ki ruhunuz acıyor. Kocası Tom’un dil yeteneğiyle hocasının takdirini kazanması, kocasının başına çok işler açıyor ve Kraliçeye hizmet eden orduda casusluk yapmak gibi çok önemli bir görevi üstelenmek zorunda kalıyor. Kendisiyle birlikte Berta da kendini bambaşka bir kaderin içinde buluyor. Tom’un karşılaştığı kişiler, korkuları ve kararları tüm bu kaderin sürgünü haline geliyor. Sürgündeki yaşantı Berta ve ailesine büyük bedeller ödetiyor. Her şey rayına oturduktan sonra ise zaman bir balyoz gibi tepelerine inse de artık her şey çok değişmiştir ve kimse artık eskisi gibi değildir. Kitapta en çok mağdur kimdir, bunun hesabını yapmaya çalıştıkça işin içinden çıkamadığım, ruhumu kasıp kavuran bir hikaye oldu diyebilirim. Javier Marias dilinin yoğunluğuna,cümlelerin uzunluğuna ve zaman zaman bazı kaymalar, tekrarlara rağmen kurgunun muhteşemliği, ruhun labirentlerinde yaptırdığı gezinti, ünlü yazarlardan alıntılarla olayları bağlaması ve kaderin ördüğü ağlarda insanın çaresizliğini çok güzel anlatmış . Ah, Javier Marias, sen bir efsanesin! Canım Berta, seninle yolculuk yapmak şahaneydi!
Berta IslaJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2019142 okunma
Yaralı Ceylan Ezster
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 148. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 00:15
Son zamanlarda Macar Edebiyatı beni son derece etkileyen minvalde. Iza'nın Şarkısı ile geçen sene tanışmama rağmen konusunu, verdiği hissiyatı hiç unutmuyorum. Aynı şekilde Kapı kitabında da öyle. Yalnız Yavru Ceylan beni on ikiden vurdu diyebilirim. Kitap bir iç monolog şeklinde yazılmış, bir ileri bir geri sıçrayışlarla konudan konuya atlasa da dikkatimi hiç yormadı. Kitapta kronolojik bir sıra olmamasına rağmen kitap bitince olayları tek tek kafanıza sırayla oturtmuş oluyorsunuz. Bunu nasıl beceriyor anlamak zor, gerçekten Magda Szabo ‘nun şapka çıkartılır bir kalemi var. Kitabın bana kalırsa üzerinde konuşulacak çok konusu var. En başında ceylan figürünün koca kitapta sadece bir yerde geçmesi ancak başlığın Yavru Ceylan olması beni biraz düşündürdü. Sanırım ana karakterimiz Ezster’in ceylanla ilgili bölümünü yazar Ezster’in hayatına benzetmiş. Gerçekten de kitap boyunca onun ruhsal bunalımına içiniz parçalanarak şahit oluyorsunuz. Okuduğum kitaplarda bazı karakterlerle kurduğum bağlarda sarılma isteğini hissederim ve Ezster tam da böyle biri. Ezster’in hayatına ailesinden başlarsak yoksul, tek çocuklu, hasta bir baba ve evin geçim derdine düşmüş bir anne. Ezster de anneye yardım edeceğim diye erken yaşta olgunlaşan bir yavru ceylan. Ailede kendini silik, değersiz ve mutsuz hissediyor. Ezster toplum içine çıktığında arkadaşlarının hayatlarını gözler önüne seriyor tek tek. Yalnız biri var ki tam da Ezster’in sahip olmak istediği hayatı yaşıyor. Bu arkadaş, emek vermek zorunda kalmadan zengin, güzel, ince ruhlu, yardımsever. Öyle bir kıskançlık ve hasetle boğuşuyor ki tüm hayatını bu duygular yönetiyor. Ezster, hayatın kızgın sacında yana döne öyle bir kavruluyor ki gözü hep arkadaşının hayatında kalıyor. Ondaki her şey onu sinir ediyor ve arkadaşının elinden almak
Yavru CeylanMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 2022676 okunma
Bayan Ming’in Hiç Olmayan Dokuz Çocuğu
9/10
·72 syf.··
2025 99. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 22:37
Hakikat olgusunun irdelendiği bu kitapta içiniz sıcacık mı olur yoksa tam tersi etki mi yapar okuyucuya göre değişir. Ama her iki durumda da bakış açınızı genişleteceğine hiç şüphem yok. :) Anlatıcımız Fransız bir iş adamı. Çin’e iş gereği gitmek zorunda kalır ve oradaki temizlik görevlisi Bayan Ming ile karşılaşır, tesadüf eseri bir konuşma onu çocuklarıyla ilgili hikayelere alır götürür. Çin’de geçerli olan tek çocuk yasasına rağmen Bayan Ming’in on çocuğu olduğunu söylemesi iş adamına haliyle uydurma gibi gelir ve şüphelenir, bazı araştırmalar sonucu bunun gerçek olabileceğine inanır. İnanç, hikayelerin kendisi üzerindeki etkisini arttıran bir etkendir bana göre. Çünkü başlarda inanmazken bu kadar etkilenmiyordu. Bizim iş adamı da kendini sorgulamaya başlar. Hikayeler ise Bayan Ming’in ustaca anlatımıyla sizi de içine çekecektir. Bayan Ming’in anlattığı dokuz çocuğunun hikayesi, onuncu çocuğunun anlattığı gerçekle sizi şaşırtacaktır. “Bir insan kendini ayakta tutan yalandan yoksun bırakılırsa çöker.” Gerçekler, şüphe, mutluluk kavramlarını size sorgulatan kısa ama etkileyici bir kitap desek yanlış olmaz. Gerçekten bir insan kendini bile isteye kandırarak mutluluğu yakalayabilir mi? Gerçekler sizi mutlu etmiyorsa buna tutunup durmanın bir anlamı var mıdır? Kısacık ve geçici bu hayatta gerçekleri çok mu ciddiye alıyoruz? Asıl mutluluğu bulduğunda gerçekler beyninizi oymaz mı? Cevabı herkese göre değişebilecek ama haklının da olmadığı bir sorular dizgesiyle sizi baş başa bırakarak sözlerimi noktalıyor ve keyifli okumalar diliyorum. :) Sağlıcakla…
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
Ruha Değen Bir Yazar, Bir Hikaye
9/10
·96 syf.··
2025 91. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 19:18
Aşk mı? Hastalık mı? Ya da aşk bir hastalık mı? Eszter’in aşkı tam da bu noktada yer alıyor. Sandor Marai’yi okumak benim için büyük bir keyif. Dört kitabı İşin Aslı, Judit ve Sonrası, Buda'da Bir Boşanma, Mumlar Sonuna Kadar Yanar ve Eszter'in Mirası hepsi de birbirinden akıcı ve etkileyici kitaplardı. İşin Aslı, Judit ve Sonrası en sevdiğim kitabı ve kurgusu itibariyle farklı, diğer üç kitabında tema benzerdi. Genel anlamda kitapların hepsinde büyük bir olay örgüsü yoktu ama kitaplarındaki derin psikolojik çözümlemeler kitabın içine sizi öyle bir çekiyor ki elinizden bırakamıyorsunuz. Dört kitabını da okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Gelelim canım Eszter’e. Eszter tam olarak saf bir aşık. Aşkı için kendini hiçe sayan, kendini yok eden bir karakter. Zaman zaman ona çok kızdım, itiraf edeyim. Aşık olduğu adamın ona verdiği zararları bilse de ondan vazgeçemeyen hastalıklı bir takıntısı var. Ona bunu reva gören adamın ise umursamazlığı iyice çileden çıkaran bir durum. Kitap bu iki ana karakter arasında şekillenmiş. Eski aşıklar yıllar sonra adamın geri dönüşüyle tekrar bir araya geliyor. Zaten Sandor Marai kitaplarında bunu hep kullanmış. Yüzleşmelerin çarpıcılığını kitaplarında sıklıkla görüyoruz.Geçmişte düğümlenmiş aşklar, dostluklar yıllar sonra tekrar gün yüzüne çıkıyor. Burada geçmişte yürekleri dağlayan düğümlerin mutlaka bir gün açılacağına ve geri dönen karakterlerin hep bir çıkar uğruna döndüğüne şahit oluyoruz. Verdiği mesajlar bu noktada bence çarpıcı. Derin bağları, ikili ilişkilerin karmaşıklığını, takıntılı aşkları, ihanetleri, kıskançlık ve umursamazlığı hayatın içinden hikayelerle bize sunan, sürükleyici ve bir o kadar da etkileyici dili ile hafızamda yer eden bu kitap nezdinde diğer kitaplarını da çok severek okudum ve çok etkilendim. Bu yazarı okumak size çok şey katacak. Sağlıcakla…
Eszter'in MirasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 2023647 okunma
Reklam