"Müttakilere vaad olunan cennetin durumu şudur: -İçinde tadı ve kokusu bozulmayan sudan nehirler, -tadı değişmeyen sütten nehirler, -içenlere lezzet veren şaraptan nehirler ve -süzme baldan nehirler vardır..." Bilinen fiziksel dünyada süt, bal veya şarap gibi yoğun ve organik maddelerin nehirler halinde akması, akışkanlar mekaniğine ve eşyanın tabiatına aykırıdır; çünkü bu maddeler açık ortamda hızla bozulur, pıhtılaşır ve tortu bırakır. Ayette bu nehirlerin "tadı ve kokusu bozulmayan" şeklinde nitelenmesi, bunların bildiğimiz hayvansal veya bitkisel maddeler olmadığını gösterir Muhyiddin İbnü'l-Arabî Hz. bu 4 nehri insan idrakinin ve ruhunun dört temel ihtiyacının fıtri karşılığı olarak yorumlamıştır: -Su Nehri: Mutlak hayatın, saf bilginin ve ilahi fıtratın akışıdır. -Süt Nehri: Ruhun beslenmesini, gelişimini ve ilahi fırattaki çocuksu saflığı temsil eden nurani bir akıştır. -Şarap (Aşk/Vecd) Nehri: Akli prangalardan kurtulmanın, ilahi muhabbetle sarhoş olmanın ve sınırsız neşenin frekansıdır. -Bal Nehri: Şifanın, yüksek idrakin, süzülmüş ve damıtılmış hakikat bilgisinin akışkan halidir. İbnü'l-Arabî Hz, cennet nehirlerinin kaynağının Besmele olduğunu söyler. Ona göre: "Bismillah"ın içindeki harflerin ve kelimelerin manevi pınarlarından bu dört nehir doğar. Nehirler, İlahi isimlerin (Esma-i Hüsna) insanın ruhundaki ve idrakindeki yansımalarından ibarettir. Cennet mekanları, varlıklarını ve canlılıklarını bu nehirlerin taşıdığı ilahi enerjiden alırlar. Nasıl ki kuantum seviyesindeki sicimler ve enerji dalgalanmaları gözle gördüğümüz katı maddenin "altında" yer alıp onu var ediyorsa, cennet nehirleri de cennet aleminin altından akan, onu sürekli besleyen, yenileyen ve her an canlı tutan yaşamsal frekans bantları olabilir. (Ley hatlarını hatırlayalım
"İstanbul rengarenk, hayat dolu bir şehir. Burda yaşamayan bir kişi varsa, o da benim. Yaptığım tek şey hayatta kalmak."
Film
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan içinden geldiği gibi yaşamalı mıdır ? İnsan, cisim, nefis, kalp, ve ruh dailerine sahip dört katlı bir binada yaşar Bu binanın birinci katı müştemilattır penceresi bile yoktur işte burası cismin hayatıdır cismin bu hayatına nebati yani cismin bitkisel hayatıdır binanın ikinci katında sadece pencereler vardır orası nefis hayatidir bu kısma hayvanı hayatt da denir . Üçüncü katta ek olarak balkon da vardır orası kalbin hayatıdır bu kısmın diğer adı ise insanı hayattır En son katta ise teras bile vardır orası da ruhun hayatıdır bu kısma da meleki hayat denir mehme Mehmet Yıldız Vesvesen
İstanbul böyledir: “Yaşanmaz burada” der, çeker gidersin; üç gün geçmeden özlersin. Mustafa Kutlu
Edebiyat
Fosil bitkiler, milyarlarca yıllık evrimsel geçmişin kayıp dünyalarına dokunmamızı sağlar. Taşlaşmış her yaprak ve kök; dinozorların, kılıç dişli kedilerin ve hatta insanların bile bitkisel atalarının evrimsel çabaları olmadan var olamayacağını gösterir. Bitkilerin kesintisiz büyümesi atmosferi oksijenle doldurmuş, hayvanları karaya çıkmaya teşvik etmiş ve nihayetinde atalarımızın anatomisini şekillendiren ormanları oluşturarak bugün hayranlık duyduğumuz pek çok tarihöncesi canlının evrimini mümkün kılmıştır. Onlar olmadan ne geçmişimizi anlayabilirdik ne de geleceğimizi… Bilimsel temelli anlatı tekniğiyle tanınan paleontolog Riley Black, bizi bitki evriminin kritik anlarının yaşandığı tarihöncesi denizlere, bataklıklara, ormanlara ve savanalara götürüyor. Her bölümde hem bitkiler hem de hayvanlar sahnede yer alırken, türler arasındaki etkileşimlerin bugün “yuvamız” dediğimiz Dünya’yı nasıl şekillendirdiği ortaya konuyor. Black, bizi Hayat Ağacı’nın giderek büyüyen gövdesi boyunca yönlendiriyor; taşlaşmış sessiz kayıtların içinden, kadim köklerden günümüze uzanan evrimsel hikâyenin dallarını keşfetmeye davet ediyor. Dünya Yeşilken, tarihöncesi bitkiler ile Dünya’daki yaşam arasındaki kadim ilişkiye dair büyüleyici bir anlatı.
Duvara Karşı
İstanbul, rengarenk hayat dolu bir şehir. yaşamayan tek kişi varsa burada o da benim. ne yapıyorsam, ayakta kalmak için yapıyorum.