2/10
·152 syf.··
2026 31. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:10
Ne yalan söyleyeyim beğenmedim. Yeşilçam filmlerinin en klişe konularına sahip, okudukça depresyona sokan cinsten bir kitap. Keman sanatçısı Kenan, çalıştığı gazinoya gelen, kendinden neredeyse 20 yaş küçük bir kıza aşık oluyor ve bir şekilde kız da gönlünü Kenan'a kaptırıyor. Gazinoda assolist olmayı düşünen kız önce Kenan ile evlenip ondan eğitim alıyor. Şöhret, gözünü kör ettiğinde çocuğu ile birlikte Kenan'ı terk ediyor. Bundan sonra Kenan ve oğlunun başına gelmeyen kalmıyor. Kenan ölüyor, çocuk büyüyor, evleniyor ama derdi çilesi bitmiyor. Karısını kaçırıp satıyorlar falan. Daha fazla katlanamayacağım...
Tirende Bir KemanMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20154,780 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 10:49
Toshikazu Kawaguchi yine kalbe dokunan bir hikâye anlatmış. Zaman yolculuğu bu kitapta geçmişi değiştirmek için değil, insanın kendi duygularıyla yüzleşebilmesi için bir araç gibi kullanılmış. Kitap boyunca karakterler, söyleyemedikleri sözlerin ve yarım kalan vedaların peşinden gidiyor. En çok da şu düşünce etkiledi beni: Bazen geçmişe dönme şansımız olsa bile değiştirmek istediğimiz şey olaylar değil, söyleyemediğimiz birkaç cümledir. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıksa da kalbimizden tamamen çıkmıyor. Kitap sevgi, özlem, affetme ve vedalaşma üzerine çok zarif bir anlatı sunuyor. Her sayfasında insan kendi hayatından bir parçayla karşılaşıyor. Bazen okurken bazı insanların yokluğunun zamanla azalacağını düşünmenin ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu fark ediyorsun. Bazı özlemler sessizleşiyor belki ama hiç bitmiyor.
Duygu ve Düşünce
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025676 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·584 syf.·
2026 68. kitabı
Tarih anlatılırken hep aynı sahneye bakıyoruz. Gündüz yaşanan savaşlar, tahta çıkan krallar, kurulan devletler, meydanlarda yaşanan büyük olaylar… Oysa gün batınca hayat bitmiyor, sadece görünmez oluyor. Roger Ekirch’in Gün Batarken’i tam da bu görünmeyen kısmın peşine düşüyor. Yazarın geceyi tek bir kavram üzerinden açıklamaya çalışmaması şahaneydi. İlk bölümlerde karanlık, insanların çekindiği ve hazırlıklı olmak zorunda kaldığı bir zaman dilimi olarak çıkıyor karşımıza. Yangınlar, hırsızlıklar, cinayetler, batıl inançlar… Bunların hepsi gecenin doğal bir uzantısı gibi anlatılıyor. Fakat kitap ilerledikçe aynı gece bu kez insanların nefes alabildiği, sosyalleştiği, çalıştığı, âşık olduğu ve hatta kendisi olabildiği bir zamana dönüşüyor. Bu değişim kitabı benim gözümde daha ilginç hâle getirdi. Çünkü Ekirch, geceyi ne tamamen korkunun ne de tamamen özgürlüğün simgesi yapıyor; ikisini aynı anda taşıyabildiğini gösteriyor. Kralların ya da büyük olayların peşinden gitmek yerine sıradan insanların gecelerini anlamaya çalışıyor yazar. Mahkeme kayıtlarından mektuplara, seyahat notlarından halk inanışlarına kadar çok farklı kaynakları bir araya getirmesi, kitabı kuru bir akademik çalışma olmaktan çıkarıyor. Kitabın dört ana bölüme ayrılması da bence doğru bir tercih olmuş. Önce gecenin tehlikeleri anlatılıyor, ardından otoritenin karanlığı kontrol etme çabası, sonrasında gece hayatının farklı yüzleri ve en sonunda uyku, rüyalar ve mahremiyet ele alınıyor. Bölümler birbirinden kopuk durmuyor; aksine biri diğerini tamamlıyor. Elektrikle birlikte yalnızca gecelerimiz aydınlanmadı, geceye yüklediğimiz anlam da değişti. Bugün bize sıradan gelen pek çok alışkanlığın aslında oldukça yeni olduğunu görmek şaşırtıcıydı. Bu yüzden Gün Batarken bana yalnızca geçmişi anlatan bir
1000Kitap
Gün BatarkenA. Roger Ekirch · Pinhan Yayınevi · 20261 okunma
10/10
·424 syf.··
2026 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 00:00
Havva’nın Üç Kızı benim için Elif Şafak’ın en etkileyici kitaplarından biri oldu. Hatta bitirdikten sonra hemen başka bir kitaba geçemedim desem yeridir. Çünkü bazı kitaplar sadece okunup bitmiyor, insanın zihninde bir süre daha kendi kendine konuşmaya devam ediyor. Bu kitap da bende tam olarak öyle bir etki bıraktı. Elif Şafak’ın kalemini genel olarak seviyorum ama bu kitapta beni özellikle içine çeken şey, anlattığı meselelerin çok tanıdık ama aynı zamanda çok derin olmasıydı. İnanç, şüphe, kadınlık, aile, toplum baskısı, kimlik, aidiyet, Doğu ile Batı arasında kalmak, insanın kendine bile itiraf edemediği duygular… Bunların hepsi kitabın içinde öyle doğal bir şekilde yer alıyor ki okurken sadece karakterleri takip etmiyorsunuz, kendi içinizde de bazı sorular açılıyor. Kitap boyunca en çok düşündüğüm şeylerden biri şuydu: İnsan gerçekten neye inanır? Ailesinden gördüğüne mi, toplumun öğrettiğine mi, kendi arayışına mı, yoksa korkularına mı? Elif Şafak bu soruyu tek bir cevapla kapatmıyor. Bence kitabın en güçlü tarafı da bu. Okura hazır bir doğru sunmuyor, aksine karakterlerin içinden geçen karmaşayı, arada kalmışlığı ve sorgulamayı olduğu gibi bırakıyor. Havva’nın Üç Kızı’nda karakterlerin hiçbiri tek boyutlu değil. Kimse tamamen haklı ya da tamamen haksız değil. Herkesin kendince bir yarası, bir suskunluğu, bir kaçışı ve bir savunması var. Bu yüzden okurken bazı karakterlere kızdığım yerler oldu ama bir yandan da neden öyle davrandıklarını anlamaya çalıştım. Bence iyi roman biraz da bunu yapabilmeli; okuru hemen yargılamaktan alıkoyup düşündürmeli. Kadınların iç dünyasının anlatılışını çok başarılı buldum. Özellikle kadın olmanın ailede, toplumda, ilişkilerde ve insanın kendi zihninde nasıl farklı yükler taşıdığını hissettiren çok güçlü yerler vardı. Bazı
Havva'nın Üç KızıElif Şafak · Doğan Kitap · 201619,1bin okunma
6/10
·675 syf.··
2026 110. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:34
Bu kitap seride en düşük puan verdiğim oldu yani diğerlerinin derinliği gibi gelmedi bana . Birde diğer kitaplarda kadınlar çok güçlü iş güç mevki sahibiydi onu çok beğenmiştim . Bu kitapta çokta sevmediğim bolca işlenen bir kinaye dizisi kullanmış yazar . Nico Conti Luca'nın oğlu ve ailenin tetikçisi baştan beri kenarda karizma takılıyordu zaten merak ediyordum kitabını . Erica annesini kaybetmiş çok sevdiği babası ile yaşıyor babasının büyük sağlık sorunu var ve ameliyat edilmesi lazım bunlarda para yok tabi . Erica Nico'nun sekreterliğini yapıyor ve aralarında asla bir yakınlaşma olmamış bu arada . Neyse klasik klişe kız para için bakireliğini satmaya karar veriyor gittiği kulüpte Nico orada ve o satın alıyor kızı . Bunlar geceyi beraber geçiriyorlar adama anlatıyor kız babasını falan ama yine de birlikte oluyorlar . Zaten bu bölümler ilk 15 bölüm falandı ve çok uzundu .Henüz duygusal yatırım yapılmamış bir çiftin Dom/Sub seksini bu kadar bölüm okumak bir miktar baydı beni cidden . Kız o kadar takıldı sabah ağlak halde yani yapıyorsan arkasında dur kimse zorlamadı en sinir olduğum şey bu . Neyse babası ameliyat oluyor bunların olay tabi bitmiyor . Aşk oluşuyor ve yine zerre önlemsiz yapılan kimsenin biz ne yapıyoruz ya demediği seksler sonrası hamilelik oldu ya biri hamile kalmasın artık :P
NicoClaire Kirby · ‎ Independently published · 01 okunma
5/10
·240 syf.··
2023 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2023 00:00
tek kelimeyle okumakta bu kadar zorlandığım nadir kitaplardan olarak tarihe geçti. ölü canlar ile yarıştı resmen. neyinden bu kadar nefret ettim bilmiyorum. aradığımı bulamadım bir türlü. hikaye hiç derinleşmemiş. herşey yüzeysel. bir sürü olay oluyor. deniz şeytanı - balıkçılar- şeytanın babası - deneyler - adamın kıza aşık olması - kızın başkası ile evlenmesi. sırala sırala bitmiyor. bunun haricinde dili akıcı, normalde kolay okunabilir bir kitap aslında. 13-15 yaş arasında belki daha etkili bir kitap olabilirdi. benim için sınıfta kaldı.
Su AdamıAleksandr Belyaev · İthaki Yayınları · 20174,492 okunma