Puan vermedi
Spoilerlıdır bilginize Kitap gerçekten özellikle sonlara doğru size tatlı bir aile hissiyatı veriyordu. Karun gördüğüm ve okuduğum belki de en iyi babalardan biri olmuştu. Belki cesur ile defnenin büyümüş hallerini okusak çok güzel olurdu ama yine de çok başarılıydı. Ancak eleştiri yapmam gerekirse şunu söyleyebilirim ki kitapta sonlara doğru bir yas süreci vardı. Bana kalırsa çok üst üste gelinmiş bie şeydi. Yani gazel öldü. Dedik tamam bige bi kendine geldi hop melek öldü bütün aile yasta sonra karunun anne ve babası öldü vs çok üst üste gelinmişti bence ve ya çok hızlandırılmıştı. Tek eleştirim bu snrm. Açıkçası genel olarak üst üste gelince kitaplarda böyle olaylar biraz şey gibi hissediyprum yazar artık bitsin de kırtulalım demiş gibi. Maral öyle bir şey yapmaz biliyorum lakin öyle hissettiriyor işte. Bir de şunu söyleyebilirim. Sarkaç nasıl olacak bilmiyorum ama çok fazla sarkaç hakkında bilgi vardı bana açıkçası biraz fazla geldi. Çünkü biz eğer sarkaçı zaten okuyacaksak bu kadar bilgi üzerine bir daha okumak okura zor ve sıkıcı gelebilir. Örneğin kitapta farahın önce utangaç olduğu dönemleri okuyoruz sonra gurur ile boşanıyor fln sonra bir anda farah bölge lideri oluyor ve özgüvenli birine dönüşüyor babası ümit ölüyor. Örneğin ben sarkaçta bu kısmı okuyacak mıyım? İlk başlarken farah utangaç biri mi olacak yoksa bölge lideri mi? Gurur ile boşanacak mı. Her türlü problematik bir durum bence. Hadi diyelim ben sarkaçı okudum önce ilk kitaptan. E spoiler almış olacağım. Ya da güncelden ztn okuyorum diyelim bu sefer de ztn bildiğim bir şeyi okumuş olmayacak mıyım? Bana her türlü biraz fazla geldi ama bilmiyorum. Örneğin lore bunu gökçende çok başarılı vermişti. Öyle ki biz bülbülonun finalinden tutun içindeki herhangi birşeye kadar doğru düzgün spoiler alamamıştık.
Saka ve Sanrı 4Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 2026660 okunma
10/10
·656 syf.··
2026 30. kitabı
Spoilerlıdır bilginize Kitap gerçekten özellikle sonlara doğru size tatlı bir aile hissiyatı veriyordu. Karun gördüğüm ve okuduğum belki de en iyi babalardan biri olmuştu. Belki cesur ile defnenin büyümüş hallerini okusak çok güzel olurdu ama yine de çok başarılıydı. Ancak eleştiri yapmam gerekirse şunu söyleyebilirim ki kitapta sonlara doğru bir yas süreci vardı. Bana kalırsa çok üst üste gelinmiş bie şeydi. Yani gazel öldü. Dedik tamam bige bi kendine geldi hop melek öldü bütün aile yasta sonra karunun anne ve babası öldü vs çok üst üste gelinmişti bence ve ya çok hızlandırılmıştı. Tek eleştirim bu snrm. Açıkçası genel olarak üst üste gelince kitaplarda böyle olaylar biraz şey gibi hissediyprum yazar artık bitsin de kırtulalım demiş gibi. Maral öyle bir şey yapmaz biliyorum lakin öyle hissettiriyor işte. Bir de şunu söyleyebilirim. Sarkaç nasıl olacak bilmiyorum ama çok fazla sarkaç hakkında bilgi vardı bana açıkçası biraz fazla geldi. Çünkü biz eğer sarkaçı zaten okuyacaksak bu kadar bilgi üzerine bir daha okumak okura zor ve sıkıcı gelebilir. Örneğin kitapta farahın önce utangaç olduğu dönemleri okuyoruz sonra gurur ile boşanıyor fln sonra bir anda farah bölge lideri oluyor ve özgüvenli birine dönüşüyor babası ümit ölüyor. Örneğin ben sarkaçta bu kısmı okuyacak mıyım? İlk başlarken farah utangaç biri mi olacak yoksa bölge lideri mi? Gurur ile boşanacak mı. Her türlü problematik bir durum bence. Hadi diyelim ben sarkaçı okudum önce ilk kitaptan. E spoiler almış olacağım. Ya da güncelden ztn okuyorum diyelim bu sefer de ztn bildiğim bir şeyi okumuş olmayacak mıyım? Bana her türlü biraz fazla geldi ama bilmiyorum. Örneğin lore bunu gökçende çok başarılı vermişti. Öyle ki biz bülbülonun finalinden tutun içindeki herhangi birşeye kadar doğru düzgün spoiler alamamıştık.
Saka ve Sanrı 4Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 2026660 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Herkese selamlar Bugun size #payelll'in son cicegi #gelincikbulvarı yorumu ile geldim. Ayy yine tatlılığindan beni kivrandiran, dislerimi kamastiran bir kitap okudum. Oyle ki kitap boyunca yuzumde siritma eksik olmadi. Mahalle sıcaklığını ve abimin arkadasi veya en yakin arkadasimin kardesi klişesini tam manasiyla sonuna kadar veren keyifli bir kitapti. Cok severek okudum. Ayrica kitabin sonunda bir de yeni kurgu sürprizi vardi ki evlere şenlik bir hikayeye benziyor. Meraklar icindeyim. Ana karakterlerimiz Belgin ve Asaf'ti ve onlarla birlikte yer alan 3 cift daha vardi. Harici bir de diger karakterler ki oooo kitap senlik ateşi gibiydi mübarek. Bu durum artik bir Payelll klasigi ve ben gerçekten bu sekilde olan kitaplari daha bir sevdiğimi fark ettim. Bir sure sonra tek cifti veya karakterleri eğer elde tutulabilir bir konu da yokken okuyorsam sıkıcı bulabiliyorum artik. Iste yazar da bu durumun onune harika bir sekilde gecmis. Her karakteri ana karakter gibi işlediği icin sıkılmak bir yana dursun, kitap bitsin istemedim. Daha uzun olsaydi da severek devam ederdim. Belgin-Asaf Nalan-Ferdi Nilüfer-Emin Yasemin-Eymen Yalniz çiftler harici benim favori karakterim, Belgin'in yillar sonra buldugu abisi Ferdi oldu. Ay adamin her hali olaydi resmen ya. Aslinda cok gicik, yani abi olsa sevilmez ama kitapta okuyunca (bir sahne haric, orada sinir oldum) yanaklarini iki yandan sıkıp "ay sen ne tatli seysin" diyesim geldi. Nalan senin hakkından guzel geldi ama. Sosyetik kiz dedik içinden gizli cadı çıktı. Asaf'cigim oyle mıydı ama, nasil elit, kibar, halden anlayan biriydi ama ayni zamanda gizli bir okuzcanmis onu da ara ara canim Belgin'e gösterdi. Ohh iyi yaptı Belgin, seni biraz süründürdü. Kiza yazik ama ya, zaten bir sürü derdi varken bir de onun anlayip dinlemeden
Gelincik BulvarıPayelll · Parola Yayınları · 202662 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2025 48. kitabı
#NergisKokuluYorum Yarının Kıyısında “Bana o gece bir daha ne zaman yarının kıyısında olacağımızı sormuştun. Şimdi yine oradayız. Ve seni bırakmıyorum. Çünkü sen uğruna verdiğim çabanın her saniyesine değersin.” Düş Serisi’nin ikinci kitabı Yarının Kıyısında ile sonunda kavuştuk! İklimya ve Alkan’ın hikayeleri o kadar güzeldi ki okurken hiç bitsin istemedimİklimya’nın üniversite hayatı oldukça zorlu geçiyordu kendisine acilen yardımcı olacak bir hoca bulması ve derslerini en kısa sürede düzeltmesi gerekiyordu. Bu noktada mailine diğer hocaların negatif dönüşlerine rağmen ılımlı geri dönüş yapan ve onu ikna etmek için tek bir şansı olan İklimya’dan mutlusu yoktu. Bu ikilinin derslere başlaması ile hikayemiz renkleniyor Alkan’ın İklimya’ya karşı düşünceli tavırları, korumaktan çekinmeyen halleri ve inatçı kişiliği ile bu sayede tanışıyoruz. Açıkçası kendisi bu aralar okuduğum dediğim dedik aynı zamanda konu istediği bir şey olduğunda en vazgeçmeyi bile düşünmeyen karakterlerden birisi. İklimya ile gelişen öğrenci - öğretmen ilişkilerinin ince bir çizgi üzerinde ilerlediği ve zamanla birbirlerini tanıdıkça çizginin gittikçe silikleştiğini söyleyebiliriz. İklimya’nın geçmişte yaşadığı ve okul hayatını böylesine etkileyen şeyi büyük bir merakla ortaya çıkmasını bekledim desem yalan olmaz üstelik çevresindeki insanların da ona olan tutumu gerçekten kalbimi kırdı. Özellikle Naz ve İklimya’nın şimdilerde birbirlerine bu kadar uzak oluşu ve Naz’ın yaşadığı ağır şeyler üzerine İklimya’nın yardımcı olmak istemesi ama Naz’ın bunu zorlaştırması çok üzücüydüAlkan’ın her konuda İklimya’ya olan desteği gerçekten pahabiçilemezdi bu kadar anlayışlı oluşu ve güvenini kazanmak için yaptıkları çok güzeldi. İklimya sonunda kalbinin iyileşebileceği ve sırtını yaslayabileceği o insanı
Yarının KıyısındaMishelov · Guardian · 2025301 okunma
Ba-yıl-dım
10/10
·672 syf.··
2025 14. kitabı
Sonunda okudum. İlk çıktığı sene sınava hazırlanıyordum, dedim bitsin öyle alırım. Sonra yazar beni şaşırtarak nerdeyse iki yıl gibi bir sürede peş peşe üç kitabı da çıkardı. Hepsi de birbirinden kalın. Öncelikle bu konuda yazarı tebrik edeceğim. Bu arada hala sınava hazırlanıyorum ama daha fazla dayanamadım ahahah. En sonunda başladım. Pişman mıyım? ASLA. İyi ki okudum. Uzun süre sonra okuduğum en iyi fantastik romanlardan biriydi. Ve söylemeliyim ki uzun kısa fark etmeksizin fantastik serilerin ilk kitabı genellikle az olaylı geçer, evreni tanımakla uğraşırız. Bu kitap asla öyle değildi, ilk kitapta bile olaylara doyduk. Violet, annesi General Lilith Sorrengail tarafından zorla biniciler bölüğüne girmeye zorlanır. Babasını ve abisini yıllar önce kaybetmiş olan genç kızımızın ailesinden geriye yalnızca başarılı bir general olan annesi ve en az annesi kadar başarılı olan ablası Mira Sorrengail kalmıştır. Violet’in ailesindeki herkes binici olduğu için annesi de Violet’ı bu konuda oldukça sert bir şekilde zorluyor. Kızımız ise hayatı boyunca Katipler bölüğüne girmek için yetişmiş ve fiziksel olarak da Basgiath akademisinde savaşamayacak kadar güçsüz. Minyon, eklemleri zayıf bir kız. Basgiath akademisine girdiği ilk anda ise düşmanı Xaden Riorsan’ın nefreti ile burun buruna gelir. Fen Riorsan, Violet’in abisini; Lilith Sorrengail ise Xaden’ın babasını öldürmüştür. Rebecca, tebrik ederim hayatım. İlk defa fantastik kitap yazan biri olarak harika bir iş çıkarmışsın. Evrenin hem çok geniş hem de oldukça dolu. Benim kitapta elle tutulur beğenmediğim hiçbir şey olmadı. Tek bir ufak pürüz var, o da anlatmaya bile değmez. Yazar Violet ve Xaden’ın ilişkisini hızlandırmış gibi hissettim. Hani nefret ediyorlardı ve nefret bitmeden hemen aşk başladı. Gerisi nasıldı derseniz,
Fantastik
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,4bin okunma
Sebeb-i Telif
10/10
·78 syf.·
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Evvela bir yanlış anlaşılmayı ortadan kaldıralım; Nedamet Dergisi - Vefa Sayısı (Kasım 2023), bizler için bir kamuoyu yoklaması, bir piyasa araştırması hükmündeydi. Birçok derginin iflas bayrağı çektiği şu darboğazda, böyle ciddi bir işin üstesinden gelebilecek miydik? Dijital ortamın rahatlığı dururken; grafikerlerin peşinden koşmak, matbaa ayarlamak, dağıtım için olmadık hallere bürünmek, tanıtımını yapmak dahası bu işin maliyetini göğüslemek olacak iş miydi? Denedik. Romantik olmaya gerek yok! Saydığım şeylerin tamamı elimizde patladı. Patlamasa da bizi alabildiğine zorladı. Fakat bir gerçek vardı ortada. O gerçek, Nedamet Dergisi’nin sadık okur kitlesindeki büyük teveccüh. Nasıl eriteceğiz diye düşündüğümüz dergi, henüz ilk ayında karaborsaya düşmüştü. Grafikerlere, ekonomik buhrana ve bir bebek kadar ilgi isteyen yazı toplama, derleme, yetiştirme süreçlerine rağmen sadık okurlarımız için “Eyvallah” dedik ve yaptığımız istişare neticesinde ivedilikle 1. sayımızı çıkma kararı aldık. Ammaaaa Ah o grafikerler yok mu… “Tatlı işler, dünya telaşı ve birkaç firma Yetişmiyor cici abim, Bu hafta halledeceğim, Kusura bakma!” İncelemeye geçmeden önce buradan birkaç kişiye teşekkür etmek istiyorum müsaadenizle; “Yeter gayrı canıma yetti, ben gidiyorum.” deyip ceketim omzumda volta alırken, omzundan tutan ve “yükünü bana bırak öyle git” diyen kıymetli Fatih Tekin (Fâtih) beyefendiye, “Ağabey, bu kadarı ayıp oluyor artık. Bir şeyler yapalım, benim şöyle şöyle fikirlerim var” diyerek, periyodik aralıklarla telefonumu taciz eden Süleyman Uçmaz (Sineiİhtisas) beyefendiye, “Aklımdasın, seni arayacağım” diyerek mütemadiyen bana bi aranma umudu veren değerli Erhan Burtul ( erhan ) beyefendiye, “Üstüme düşen bir şey varsa hemen
Nedamet Dergisi - Sayı 1 (Ocak 2025)Nedamet Dergisi · Nedamet Dergisi · 202553 okunma