"Ben iyileşmeye inanmıyorum. Her insanın bir takıntısı vardır ya da en az takıntılı olmaya müsait genleri vardır ve bunlar herhangi bir yerde kendini gösterme dürtüyle hareket eder, ama bu dürtüyü kesmek mümkün değildir, kendine boşluğa yansıtma arzusu olan bu aptalca dürtülere başka yönlere kaydırılabilir. Her insanın, düşüncelerinin insanının da ve hatta özellikle onun beyninde karanlıkta kaldığı, kendi aklının aydınlatamadığı bir bölge vardır –Napoleon'un aile takıntısı vardı, Dostoyevski'nin kumarı, Balzac ise hem oyun yazarı hem de okuduğu konusunda takıntılıydı. Bilgi hiçbir işe yaramaz. Kişisel takıntıları konusunda yardımcı olunabilen herhangi bir yazılımla daha tanışmadım, kendim de dahil olmak üzere."
"Bu konuda en etkin carelerden biri prensin ele gecirdigi yere gidip yerleşmesidir. Elde edilen bölgenin sürekli bir biçimde egemenlik altında tutulması ve güvenli kılınması için bu en mükemmel yoldur. Türkler de Bizans'a karşı bu yolu izlemiştir"
"Akıllı insanlar mutluluğun sağlığa benzediğini çok önceden fark etmiştir: Mutluyken fark etmezsiniz ; ama yıllar geçtikçe, geçmişte kalan mutluluğunuza ilişkin anılar, ah, anılar!.."