10/10
·480 syf.··
2026 30. kitabı
Selam kızlar! Elzem Leyla Gecesi kitap yorumuyla geldim Konusu: Ablasının vefatından sonra ailesine destek olmak adına onlarla birlikte yaşayan Leyla’ya annesi görücü ayarlar. Ayarladığı kişi ise daha önceden halı yıkarken dengesini kaybedip kucağına düştüğü ve etkilendiği mahallenin gözde bekarlarından olan Akın’dır. Leyla, Akın’ın geçmişinden dolayı bu fikri pek sıcak bakamasa da Akın’ın kendisi ile görüşmek istediği haberini yollaması ile birlikte ona bir şans vermeye karar verir. Yorumum: Artık benim Hümeyra’nın kalemine ne kadar aşık olduğumu ve ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri olduğunu bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Yazdıklarıyla beni evrenin içerisine o kadar hızlı bir şekilde adapte ediyor ki onun yazdığı kitapları okur okurken bir kitap okuyormuş gibi değilde direkt olarak o kitabın içerisinde yaşıyormuş gibi hissediyorum. Zaten şiirsel kaleme beni benden alıyorrrr Özellikle erkek karakterlerine oluşturduğu karakter o kadar muazzam oluyor ki Hümeyra’nın yazdığı tüm kitaplardaki erkek karakterler her zaman benim en favori erkek karakterler listemin başında yer alıyor ve Akın’da çoğu kişiyi sollayarak rahatlıkla ilk beşe girdi. Akın’dan konu açılmışken hemen direkt ondan bahsedeceğim ve şimdiden sizi uyarıyorum kemerlerinizi sıkı bağlayıp durak bilmeyeceğim gibi gözüküyor çünkü @just.alonebooks ile kitabı beraber okuduk ve okurken Akın’a düşmekten yemin ederim dizlerimiz ağrıdııııı Her sahnesi geldiğinde, adam her ağzını açtığında “Yaaa Akıııınnn” diyerek eridik bittik. Hayır bir de kendimizi kitapla o kadar içselleştirdik ki sanki Leyla bizmişiz de o iltifatlar bize ediliyormuşça bir rollenmeler bir kafayı yemeler çığlık atmalar… Yani Hümoşumun kalemini ve Akın’ın bizde bıraktığı etkiyi anca bu şekilde anlatabilirim. Leyla’ya takındığı kibar
Elzem: Leyla GecesiHümeyra · Guardian Yayınları · 2026133 okunma
Küllerinden Doğamayanların Hikayesi: Kibrit Çöpü Mezarlığı
10/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
“Biz yandık, bittik ama kül olamadık; sadece söndük." Ölüme Fısıldayan Adam'da okyanusta boğulanların, bu kitapta o okyanustan nasıl yara bere içinde kıyıya vurduklarını izliyoruz. Büşra Yılmaz, bu kez sadece bir aşkı değil, bir "ailesizliğin" ve birbirine tutunarak hayatta kalmaya çalışan kırık ruhların destanını yazmış. İnceleme Notları: • Özgür’süz Bir Dünya mı?: Kitabın en büyük sancısı Özgür Gencay'ın yokluğuyla (veya gölgesiyle) baş etmeye çalışan Yosun'un ruh hali. Okur, her sayfada Özgür'ün fısıltısını arıyor. • Kibrit Çöpü Metaforu: İlk kitapta yanmaktan korkan çöpler, bu kitapta birer mezar taşına dönüşüyor. Yazar, "yanıp kül olmak" yerine "yanıp sönmenin" verdiği o bitmek bilmez sızıyı harika işliyor. • Grup Dinamiği: Sadece Yosun ve Özgür değil; Tilki, Balık ve diğerlerinin arasındaki o hüzünlü bağ, okuru "aidiyet" kavramı üzerine düşündürüyor. "Burası bizim mezarlığımız Yosun. Kimsenin uğramadığı, sönmüş kibrit çöplerinin yan yana dizildiği o ıssız yer..." Sonuç: Eğer ilk kitabı okuyup kalbinizi okyanusta bıraktıysanız, bu kitap o kalbi geri vermiyor; aksine o kalbin neden hala sızladığını anlatıyor. Karanlık, melankolik ve her şeye rağmen "birbirimizden başka kimsemiz yok" diyenlerin başucu kitabı. Büşra Yılmaz Kibrit Çöpü Mezarlığı kadir deniz
Edebiyat & Roman
Kibrit Çöpü MezarlığıBüşra Yılmaz · Epsilon Yayınevi · 20196bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·56 syf.··
2026 21. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 23:46
Ergenekon Destanı; Hasan Erimez kaleminden, Selçuk Ören tarafından resimleri hazırlanan, Ötüken Yayınlarından basımı yapılan, 56 sayfadan ibaret çocuk kitabı. Her ne kadar çocuk kitabı olsa da; biz büyüklerin de rahatlıkla okuyabileceği şekilde yazılmış. Çinliler, Ötüken' i ele geçirmek için Türklere, anlaşma teklif ederler. Ötüken' i bırakıp giderlerse, sağ bırakacaklarını, teklifleri kabul edilmezse soyları tükenene kadar kimseyi sağ bırakmayacaklarını söylerler. Bazı boylar, anlaşma yönünde fikirlerini bildirse de; Çinlilere güven olmayacağını düşünen diğer boylar, savaşalım derler. Bozkurt' un ortaya çıkması ile Ötüken' den çıkmamaları gerektiğini anlarlar. Türklerin simgesi olarak kabul edilen Bozkurt' un verdiği mesajları ilk başta doğru anlayıp, sonradan kibrine yenilen bir komutan yüzünden savaş kaybedilmiştir. Geriye sadece 4 kadın kalmıştır. Çinliler' in fark etmeleri üzerine, günler gecelerce süren bir kovalamaca başlar. Tam bittik dedikleri anda, Bozkurt yine görülür ve kadınlar onun izinden giderler. Böylelikle Ergenekon' a ulaşmış olurlar. Burada yüzyıllar boyunca kalırlar. İçlerindeki Ötüken sevdası bir türlü geçmez. Çıkış yolu bulmak için dört taraftaki dağları aşmaya çalışırlar. Yine Bozkurt' un ortaya çıkması üzerine, tekrar umutlanırlar. Tarihini bilmeyen, unutan nesiller yok olmaya mahkumdur. Ergenekon, Ötüken... Tarihimizde önemli yerlere sahip. Çocuklarımıza, geçmişimizi ve tarihimizi öğretmeye yönelik bu tür kitapları, okumalı ve okutmalıyız. Türklerin ana yurdu Ötüken düşmanların eline geçince, sadece dört kişi hayatta kalır. Soylarının tükenmemesi için kaçmak zorunda kalan bu dört kişi, gizemli bir bozkurdun peşine düşerek “Ergenekon” adını verdikleri gizli bir vadiye ulaşır. Yüzyıllar boyunca burada büyüyen Türkler, bir gün yine bozkurdun
Ergenekon DestanıHasan Erimez · Ötüken Çocuk Neşriyyatı · 202619 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 16:57
Her serisi ile yeni bir ders niteliğinde Küçük büyük fark etmeden herkesin kesinlikle okuması gereken bir seri Bu seride küresel ısınma, arkadaş edinme, ve kar yağdığında bunu nasıl değerlendirmek gerekiyor ve nasıl eğlenilir ve nasıl savunma yapılır ya da yapılmaz bunlar ele alınıyor Saftirik 14 ile okumaya devam.
Saftirik Greg'in Günlüğü 13 - Eridik Bittik!Jeff Kinney · Epsilon Yayınevi · 2018573 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 00:00
"YORGUN SAVAŞÇI" "Doktor insanların satranç taşları karşısında derin derin düşünceye dalmalarını sevmiyor, buna “Tıkanık düşünme” diyordu. “Satrançta insan düşünme idmanı bile yapamaz. En büyük silahımız olan düşünme gücünün asıl işi, gerçeği bulmak, anlamak, değiştirmektir. Satrançta düşünmenin bu çeşidinden kaçarız. Onu boşa çalıştırarak, kısa bir zaman için olsa da iyice yorar, asıl ödevinden uzakta tutarız. Kaytarmanın en korkuncu, bir kuvveti, asıl işinin üstünde gibi göstererek, onu boşa çalıştırmaktır. Bunun en açık örneği de satranç.” Tarih okumak, bir Türk ferdi için sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir sorumluluk ve zorunluluktur. Yaşadığımız zamanı, içinde bulunduğumuz coğrafyayı tanımak ve doğru yorumlamak istiyorsak, tarihe kulak vermek zorundayız. Kemal Tahir’in “Memleketin en kötü günlerinde düşmanlar iyice içeri doldukları sırada, başından beri politikaya karışmamış, orta rütbede, dövüşken Türk subayının, ordusuz kalma dramını anlatmak istedim” sözleriyle özetlediği Yorgun Savaşçı, edebiyatımızın en çarpıcı romanlarından biri. 1965’ten bugüne okunan, tartışılan ve ilham veren eser, aslında hepimize tanıdık bir hikâye anlatıyor: Yenilgiden sonra ayağa kalkmanın, ordusuz kalmış bir askerin içindeki mücadeleyi yeniden ateşlemenin hikâyesi. Esir Şehrin İnsanları serisinin önemli bir halkası. Bu kez merkezde, seriden tanıdığımız Cehennem Topçu Cemil var. Ama bu kitapta o artık baş karakterdir. Kemal Tahir, âdeta bir yan karakteri alıp onun sırtına bir milletin kaderini yükler. Ve Cemil bu yükü hakkıyla taşır. Onu bambaşka bir ışıkta görmemizi sağlıyor. Romanın geçtiği dönem çok çetrefilli. İttihat ve Terakki’ciler, Birinci Dünya Savaşı’na girilmesinden ve Enver Paşa yanlısı politikalarından sorumlu tutuldukları için köşe bucak saklanmaktadır. Halkın
Edebiyat
Yorgun SavaşcıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20264,307 okunma
10/10
·640 syf.··
2026 10. kitabı
​Ölüm Hâlâ En Sevdiğim Karakter ​Fikrim hâlâ değişmedi; Ölüm hâlâ en sevdiğim karakter. Evet, kabul ediyorum; adam tam bir ruh hastası, acımasız ve fazlasıyla manyak. Ama bir şekilde haklı gelmiyor mu size de? Özellikle eski 13 numaraya yaptıkları... Bence o sonu sonuna kadar hak etmişti. Günümüzdeki benzer tiplerin başına da böyle şeyler gelse dünya daha mantıklı bir yer olurdu herhalde. ​Ölüm, "kötü karakter" olarak o kadar kusursuz yazılmış ki, aynı zamanda sinir bozucu derecede sempatik. Verdiği cevaplar, o doğruluk cesaret oyunundaki tavırları falan... Okurken hem "ne diyor bu?" diyorsunuz hem de eğleniyorsunuz. Tabii ki sütten çıkmış ak kaşık değil; herif kendini tanrı sanıyor ve canilikte sınır tanımıyor ama karakter dediğin de böyle olur zaten. Neyse, bu psikopatı övmeyi bırakıp konuya geçiyorum. ​— Spoilerlı Kısım — ​(Tahmin edilmesi zor değil ama yine de uyarımı yapayım; ufak tefek bilgiler verip geçeceğim.) ​Hatırlarsanız Afra ikinci kitabın sonunda intihar etmişti. Bu kitapta öğreniyoruz ki Ölüm, bizim kızı iyileştirmek için bir organ mafyası doktorunu esir almış. Yine bizim meşhur binadayız ama bina artık bina değil, kendi ekosistemi olan karanlık bir dünya resmen. Afra bodrum katlarında ölümle pençeleşirken, Ölüm başında bekleyip ona kitaplar okuyor. Yaklaşık bir ay sonra doktor, "Bu kız uyanmaz" deyince Ölüm’ün sigortaları atıyor tabii. Doktoru kendi kızıyla tehdit ediyor; tam ondan beklenecek bir hareket. ​Neyse, Afra uyanıyor uyanmasına ama sanki o kadar şeyi yaşayan o değilmiş gibi hemen Ölüm’ün sabrını sınamaya başlıyor. Ölüm de gidip ona bir psikolog tutuyor. Kendisinin de psikoloğu ama neyse... Bu psikolog aynı zamanda yeni 13 numaramız; kendisi o kadar tatlı bir şey ki, bu karanlığın içinde nasıl sağ kalmış hayret. ​Olaylar asıl bundan
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025308 okunma