Kaan Uçak

Kaan Uçak
Avukat, Basketbol Hakemi
İstanbul
İzmir
55 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Şimdi Tanrı'ya Şükür, Hiç Umudum Kalmadı...
10/10
·120 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 02:35
Hukuk fakültesinde öğrenci olduğum yıllarda Ceza Hukuku Genel Hükümler dersinde kıymetli hocam Prof. Dr. Güçlü Akyürek, "Hapis cezası deyip geçmeyin, hiç bir gününüzü cezaevinde geçirdiniz mi? Bırakın bir günü, bir saatinizi bile geçirmek istemezsiniz. Cezaevinin, hapis cezasının psikolojisi çok farklıdır. Hapis cezalarının sürelerini hafife almayın. Dışarıda geçirdiğiniz her saate şükredersiniz." şeklinde konuşmuştu ve üzerinden geçen onca yıla karşılık bu cümleleri hiç aklımdan çıkmaz. Hal böyleyken ölüm cezaları söz konusu olduğunda durumun ciddiyetini, hassasiyetini hocamın bu cümlelerini düşünerek değerlendiririm. Türkiye'de 2004 yılından itibaren ölüm cezalarının tamamen mevzuattan kaldırılmış olmasına karşılık bir süredir yüksek sesle olmak üzere idam cezasının tekrar yürürlüğe girmesi konuşuluyor, halk tarafından talep ediliyor. Siyasi figürlerin bunu dile getirmesinin altında "caydırıcılık" unsurunun olduğu oldukça şüpheli. Ancak halkın talebi son zamanlarda iyice göze batan af yasaları ve işlenen suçların yaptırımsız kalması ile suç oranının çok hızlı biçimde yükselmesinden duyulan endişeye dayanıyor. Halkın idam cezasının getirileri kadar götürüleri konusunda etraflıca düşünmesini beklemek elbette mümkün değil. Söz konusu caydırıcılık ve ıslah etmek ise günümüz dünyasında bulunan çözümler ve ölüm cezalarının birkaç ülke hariç tüm dünyada kanuni düzenlemelerin dışında tutulması daha makul görünmekte. "Suçlunun cezalandırılması ve topluma geri kazandırılması" fikrine değinmek istemiyorum çünkü bunun üzerine konuşmak bu kitap özelinde konuyu gereksiz uzatmak olacaktır. Yine de belirtmek isterim ki yargıya siyasetin karıştığı Türkiye gibi ülkelerde idam cezasının kanunlarda yer bulması o ülkeleri korkunç bir uçuruma sürükleyecek, toplum psikolojisini darmadağın
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma
Reklam

Kaan Uçak

, bir kitap okudu
10/10
·120 syf.··
6 günde okudu
·
2026 1. kitabı
Victor Hugo
8/10 · 152,4bin okunma
"Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözü pek olabilmeli... Sessizliği sese dönüştürebilmeli... Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı..." ----------------------- "Ve bir gün gelecek, olup bitene gülmek bile mümkün olmayacak. "Keşke zamanında sesimizi yükseltseydik" diyenler sürgünde hükümet kuracaklar. Karşı çıkmak cesaret, muhalefet etmek esaret gerektirecek. Ayrılıklar kapıyı çalacak. Kavuşmalar zaman alacak. Pişmanlıklar için çok geç, umutlar içinse hala erken olacak." syf. 60 ---------------------- "Katiyen ukala gazeteciler gibi "Bakın ben yazmıştım, oldu" demek istemiyorum. Tersine, ütopya sandığım hayallerimin ufkunun ne kadar dar olduğuna şaşırıyorum. Ütopyalarımın üç ayda gerçeğe dönüşüvermesinden panikliyorum. Bu ülkede kimin neyi, ne zaman yapacağını kestirmenin olanaksız olduğu tespiti önünde bir kez daha şapkamı çıkarıyorum." syf. 79 --------------------- "O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini... Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum. O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun? Seni çok seviyorum." syf. 100
İmge Yayınevi·Kitabı okudu
Can'dan Can'a Canla...
10/10
·283 syf.··
2025 16. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 10:02
Okumadığım hala birçok kitap olsa da bugüne kadar hayatımda okuduğum en güzel arka kapak yazısını bu kitapta okudum. Üstüne bir babanın oğluyla çekilebilecek en güzel fotoğraflarından bir tanesinin de bu kapakta yer alması beni çok derinden etkiliyor. "Bebeğim, Bu ülke senin ülken... En bereketli güneşlerin en zalimce gölgelendiği bir hoyrat gökyüzünün altında bazen öldüresiye cömert, bazen öylesine kurak deli bir toprağa doğdun sen... Bilmem ileride bu topraklarda doğduğuna pişman olacak mısın? Bazı pişmanlar gibi kaçacak ülke arayacak mısın? Bu küçücük busedeki kadar masum kalacak mısın? Özgür bir ülke uğruna yitik düşmüş kuşaklar faslında sıranı savacak mısın? Ve ileride bu yazıları okurken, satır aralarında bu küçücük busenin yarattığı umuttan izler bulacak mısın? O yazılar ki en uykusuz gecelerin şafağında yazıldı... En bereketli güneşler bir daha gölgelenmesin diye... Bu deli toprakta bir daha kuraklık olmasın diye... Ve bu küçük busenin sahibi, sıcacık ve yaşanılası bir dünyada büyüsün diye... Sevgiyle..." Kitabı hiç elinize almadan, sadece bu arka kapaktaki yazıyı okuyarak yüreğiniz burkulabilir. Hayatımda sevgiye dair bu kadar net ve etkileyici bir metin okuduğumu sanmıyorum. Can Dündar ülkemizde yaşanan siyasi sebeplerden ve öznesi olduğu konulardan dolayı bu toplum tarafından dışlandı, hedef gösterildi ve ne yazık ki kendisi yukarıdaki cümlelerde, evladı için bu satırları yazdığı anda içinde yer alan korkularından bir tanesini yaşadı, kaçmak zorunda kaldı. Kendisinin siyasi görüşleriyle uyuşmayan fikirlerim de var, bunları bir taraftar gözüyle asla yazmıyorum. Başına gelen her ne olursa olsun kendisinin edebi kimliği ile değerlendirilmesi gerekir ve hem biyografik çalışmalarıyla hem denemeleriyle Can Dündar birçok güzel eser kazandırmıştır
Hayata ve Siyasete DairCan Dündar · İmge Kitabevi Yayınları · 2007116 okunma
"Konuşurken ağzından çıkan sözlere ve her hareketinin doğuracağı sonuçlara dikkat et. İkincisinde, hangi amacı taşıdığını baştan gör, ilkindeyse sözlerinin ne anlama geldiğini bil." ----------------------------- "Yüzdeki öfkeli ifade kesinlikle doğaya aykırıdır; sık sık görülürse yüzün güzelliği solmaya, sönmeye başlar ve en sonunda da tekrar canlandırılması mümkün olmaz. Bundan en azından öfkelenmenin mantığa aykırı olduğu sonucunu çıkartmalısın. Zira bin insan hata yaptığının bilincinde olmazsa, yaşamak için ne sebep kalır geriye?" syf. 69 ----------------------------- "Şimdiki zamana kendini vermeye çalış. Öldükten sonra gelecek ünün peşinde olanlar, kendilerinden sonra geleceklerin de şimdikilerle aynı şeyi yapacaklarını, onların da şimdikiler kadar can sıkıcı olacağını, onların da ölümlü olduklarını düşünmezler. Onların seslerinin senin hakkında öyle ya da böyle yankılanmasının, senin hakkında hangi kanıya vardıklarının ne önemi var ki?" syf. 85 ----------------------------- "Yönetici ilkenin, kendine yoğunlaştığında kendinden memnun olduğunu ve mantığa aykırı olsa bile istemediği bir şeyi yapmadığında güçlü olacağını unutma. Bir konu hakkındaki yargını ve etraflıca düşünme yetini aklınla bir araya getirsen daha da yenilmez olmaz mı? Arzulardan azade bir zihin güçlü bir kale gibidir. Zira insanın sığınabileceği daha sağlam ve güvenli hiçbir yer yoktur. Bunu anlamayan cahilin tekidir, anlamasına rağmen ona sığınmayansa bedbahttır." syf. 86 ----------------------------- "Nasıl iyi bir insan olunacağı hakkında daha fazla konuşma, öyle biri ol." syf. 106 ----------------------------- "Çok öfkelendiğinde ya da sabrın tükendiğinde, insan yaşamının bir an olduğunu ve kısa sürede hepimizin yan yana cansız uzanacağını düşün." syf.
Sayfa 66 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam