Black Nightingale kötü karakterlerin vakkosudur
9/10
·603 syf.··
2026 20. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 02:37
Uzun zamandır cadı konusunu işleyen bir fantastik okumuyordum ve tek kelimeyle bayıldımm. Kitabımız yazar olan Rosanna Camborne'un arkadaşıyla tatile giderken yaşanan bir arbede sonucu hiddenfield nehrine düşmesi ve uyandığında kendi yazdığı kurgusunda uyanmasıyla başlıyor. Tabi bu sürede bir de kitabının kötü karakterinin savaşçıları tarafından da kaçırılıyor hem de Gordion prensesi Leda sanılarak. Tam bir kaos arkadaşlar ben okurken çok eğlendim. Beni de Black Nightingale kaçırabilir mi acaba ya gerçekten rica değil ihtiyaç falan bayıldım resmen. #k:470878m M. Rise
ZamansızM. Rise · İndigo Kitap · 2024225 okunma
10/10
·396 syf.··
2024 7. kitabı
serinin üçüncü kitabı olup, benim için en iyi bölümlerinden biridir. hikayenin gidişatını belirleyen bir kitap olma özelliği var. eğer bu kitabın sonu farklı olsaydı, kendisinden sonra yazılan 4 kitabın baştan aşağı değişmesi kaçınılmaz olurdu. o sebeple, sonun başlangıcına hoşgeldiniz diyip bol spoilerli yorumuma geçiyorum. harry'nin konuya biraz daha hakim olmaya başladığını görüyoruz bu kitapta. büyüyor efenim çocuk. onu adam yerine koyan insanlarla beraber olmaya başlıyor. özellikle lupin, ona güvenerek ve öğreterek iyi bir şeye ön ayak oluyor. sirius black'in varlığını öğrenmemiz ve kaotik durumundan haberdar olmamız da ayrıca kitabı güzelleştiren unsur. harry'nin aileye en yakın sahip olduğu kişi sirius. birden bire bir vaftiz babasının olduğunu öğrenmesi tabii ki muazzamdır onun için. keşke, suçundan aklayabilselerdi onu, hep bunu istiyorum bu kitabı okurken. bunların dışında, yine malfoy'a çok sinir oluyoruz. bu kitapta karakterinin pisliği daha da gün yüzüne çıkıyor sanki, ya da ben öyle düşünüyorum şahgaga'ya yapılanlar yüzünden. seride en çok sevdiğim 2. kuş şahgaga. hermione ise, gerçekten akıllı bir cadı. herkesin ona inanılmaz güven ve destek duyuyor olması ise takdire şayan. profesor trelawney'nin ise isabetli ikinci kehanetinin yer aldığı kitap. keşke ilkini de hiç söylemeseydi diyor insan ilerleyen kitaplarda gerçeği öğrendiğinde ya, şimdilik ilk kehaneti bilmiyormuş gibi devam edelim. dumbledore yine sinir bozucu derecede uzak duruyor harry'den. bu adamın bu mistik hallerini sevmiyorum. hep söylüyorum. neyse, peter pettigrew ise gerçek bir fare. kişiliğine göre animagus olmuş olması gerçekten büyünün trajik bir yanı sanıyorum.
Harry Potter ve Azkaban TutsağıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları Yayınları · 202242,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·320 syf.··
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 19:20
Dedektif ile okur arasında adil bir düello sunan ve Honkaku türünü Japonya'da yeniden canlandıran kitap: Tokyo Zodiac Murders. Honkaku dediğimiz türü kısaca özetlemek gerekirse; dedektif ile neredeyse aynı şeyleri okuyup görüyoruz. Doğaüstü olaylara yer verilmiyor, tüm bilgiler okura eksiksiz sunuluyor, kurgu genelde harita ve görsellerle destekleniyor. Gelelim kitaba... Bu kitapta olayı çözen iki kişi var: Anlatıcımız ve dedektifimiz. Burada fazla isim verip kafanızı karıştırmak istemem, keza kitap bunu fazlasıyla yapıyor. Direkt Burç Cinayetleri diyeceğim yani zodiac işte burç. Burç Cinayetleri, Japonya’nın 40 senedir çözülememiş en büyük, en korkunç gizemlerinden ve cinayet silsilelerinden biri. Üzerine kitaplar, teoriler yazılmış yani polis kayıtlarının bile halka açıldığı bir olaydan bahsediyoruz. Şimdi spoiler vermeden kitabın başını anlatacağım; zaten burası kitabın çok küçük bir kısmı, kitabı okumak isteyenler için verilen konu gibi yani. Kitabın başında bizi Heikichi Umezawa adında bir adamın vasiyetnamesi karşılıyor. Yazdığı şeyler özetle şöyle: Kendisinin şeytani bir güç tarafından ele geçirildiğini söylüyor ve 6 kadının vücut parçalarından mükemmel Azoth'u yaratmak istediğini belirtiyor. Falcılığa, astrolojiye ve kadınlara aşırı ilgili olduğunu yazmış. Aynı evde yaşadığı tam 9 kadın var: 2 öz kızı, 3 üvey kızı, ikinci eşi, yengesi ve 2 yeğeni. Anneler ve en büyük üvey kız haricinde kalan 6 kız, Azoth için kurban seçilen kızlar. Yalnız bu öyle basit bir plan değil; hadi şunu öldür, kes tarzı bir şeyden bahsetmiyoruz. Yazdığına göre astrolojide vücudun her bölümünün onu yöneten, koruyan ve güçlendiren kendi gezegeni varmış. Her kızın burcu farklı. 6 kızın burcuna göre baş, göğüs, karın, kalçalar, uyluklar ve bacaklar kesilmeliymiş.Yalnız bu kadarla da
The Tokyo Zodiac MurdersSoji Shimada · Pushkin Vertigo · 20252 okunma
Puan vermedi
Bugün masamda Riley Black’in nefis kitabı "Dünya Yeşilken"var. Her gün yanından geçip gittiğimiz o tek bir yaprağın, penceremizin önündeki çiçeğin ya da gölgesinde soluklandığımız ulu ağaçların arkasındaki milyarlarca yıllık sessiz devrimi düşünmek, doğanın o muazzam yaratıcı gücünü masama kadar taşımış gibi hissettiriyor. Riley Black, gezegenimizin bugünkü çehresini borçlu olduğumuz bitkilerin yeryüzünü ele geçiriş hikayesini o kadar büyüleyici bir dille anlatmış ki, kitabı elimden bırakmak pek mümkün olmadı. Kitap bizi Dünya’nın henüz sadece taş, çorak toprak ve sudan ibaret olduğu o eski, gri-kahverengi dönemlerine götürerek açılıyor. İlk ilkel alglerin sudan karaya çıkma cesaretinden, devasa eğrelti otu ormanlarının zamanla kömür yataklarına dönüşmesine; ilk tohumun icadından, çiçekli bitkilerin yeryüzünü rengarenk bir sahneye çevirmesine kadar uzanan devasa bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Burada beni en çok etkileyen detay, bitkilerin sadece arkada duran pasif birer dekor olarak değil; iklimi şekillendirmesiydi. Yazar, bitkiler ile diğer canlılar arasındaki o hayranlık uyandırıcı bağları da harika bir şekilde mercek altına alıyor. Örneğin bitkiler karadaki ilk adımlarını atarken en büyük destekçilerinin mantarlar olduğunu, aralarındaki o mikoriza bağları olmasaydı bugün bildiğimiz anlamda canlı bir toprak ve bitki örtüsünün belki de hiç var olamayacağını öğreniyoruz. Sonrasında çiçeklerin ortaya çıkışıyla birlikte, tozlaşma için böceklerle girilen o büyüleyici ortaklık da doğanın en güzel uyum hikayelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Doğanın bu bencil olmayan, aksine uyum sağlayan, paylaşan ve sürekli dönüştüren gücünü okumak, bana onun yaratıcı ve besleyici yüzünü bir kez daha derinden hissettirdi.️ Riley Black bir bilim yazarı ama dili kuru bir
Dünya YeşilkenRiley Black · İrene Kitap · 20263 okunma
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:24
Çok güzeldi anlatım dili harikaydı akıp gitti. Bu seri tamamen romantizm üstüne kurulan bir seri değil. Daha çok kadın baş karakterin kişisel, bedenen ve psikolojik gelişimini; siyasi ve sosyal ilişkileri okuyoruz. En dipten en üst makama çıkan karakterlere her zaman bayılmışımdır. Jude tam olarak bana bu hazzı verdi. Fantastik sevenlerdenseniz kesinlikle listenizde olmalı ^^ ————————— SPOİLER!! Yapılan fedakarlıklar, belirsizlikler, korkular… Taryn sonunda olması gerektiği gibi davrandı çok şaşırttı ama gurur duydum. Cardan ölecek sandım yüreğim ağzımda okudum resmen ama asıl güç fedakarlıktan geçiyormuş. Jude bize bunu öğretti.
Hiçliğin KraliçesiHolly Black · Dex Kitap · 20211,410 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
"DÜNYA YEŞİLKEN" "Ağaca bakınca sevinçten ağlayan da olur, yoluna dikilmiş yeşil bir nesne gören de." Bir yaprak düşünelim. Sadece bir yaprak. Rüzgârla savrulan, sonbaharda sararıp dökülen sıradan bir yaprak. Peki ya bu yaprak, milyonlarca yıl önce yaşamış bir ağacın, zamanın içinde donup kalmış sessiz tanığıysa? Bugün nefes aldığımız hava, bastığımız toprak ve gölgesinde dinlendiğimiz ağaçlar… Bunların hiçbiri tesadüf değil. Milyarlarca yıllık bir bitki evrimi, Dünya’yı yaşanabilir kılan sessiz ama devasa bir dönüşümün mimarı. Eser, bu taşlaşmış sessizliğin içindeki çığlığı duymamızı sağlıyor. Yazar, bilimsel anlatıyı ustalıkla kullanarak bizi tarih öncesi denizlere, bataklıklara, ormanlara ve savanalara götürüyor. Bitkiler olmadan dinozorlar olur muydu? Cevap şaşırtıcı: Hayır. Kılıç dişli kediler, dev sürüngenler ve hatta insanlar — hepsi bitkisel ataların evrimsel çabalarının üzerine inşa edildi. Bitkiler atmosferi oksijenle doldurmasaydı, hayvanlar karaya çıkmaya cesaret edemezdi. Ormanlar oluşmasaydı, atalarımızın anatomisi bugünkü gibi şekillenmezdi. Her bölümde hem bitkiler hem hayvanlar sahnede yer alıyor. Ama bu kez hayvanlar başrolde değil. Onlar, bitkilerin açtığı yolda yürüyen misafirler sadece. Türler arasındaki o kadim etkileşimler, bugün “yuvamız” dediğimiz Dünya’yı nasıl şekillendirdi? Hangi bitki hangi canlının evrimini tetikledi? Hangi orman hangi türün doğuşuna zemin hazırladı? Tüm bu soruların yanıtları, Hayat Ağacı’nın giderek büyüyen gövdesi boyunca yürüyerek veriliyor. Taşlaşmış sessiz kayıtların içinden, kadim köklerden günümüze uzanan evrimsel hikâyenin dallarını keşfe çıkarıyor bizi. Bugün dinozorları, kılıç dişli kedileri, mamutları konuşuyoruz. Onlara hayranlık duyuyoruz. Onların devasa kemiklerini müzelerde izliyor, çocuklarımıza
Edebiyat
Dünya YeşilkenRiley Black · İrene Kitap · 20263 okunma