Hümeyra

Sabahattin, ben ehemmiyet verilmeye hatta konuşmaya değmeyecek kadar basit bir insanım. Hemen senin olmaktan o kadar korktuğun alelade mutavassıt insanlardan. Hiçbir şey olmaya namzet olmayan. Renksiz. Boş nası diyeyim:Hiç .Öyle bir insan. Anlıyor musun ki Allah'in fevkaladeler ve anormaller arasında kalabalık olmak için yarattığı kullardan. Sakın yalan söylüyorum veya değiştiriyorum falan zannetme. Maalesef hakikati yazıyorum. Bu satırları yazmanın ne kadar müşkül olduğunu tahmin edersin. Ve ne büyük cebrinefs ve fedakarlıkla yazdığımı düşünebilirsin. Sabahattin, işte böyle. Bu dünyada hayvan gibi yaşıyorum. Ve yine de öyle yaşayacağım biliyorum. Bir eser, bir inkılap, bir büyük iş yapamadan hayvan gibi yaşamak ve nihayet herkes gibi ölmek. Düşün ki bu renksiz hayatı insafsız tabiatın yüzüne fırlatıp atamayacak kadar miskin ve cesaretsiz bir insan. Derin yarama dokundun Sabahattin. Sana bu satırları yazarken yine sayılı ıstıraplarımdan birini yaşıyorum. Yalnız bir şeye kızıyorum kardeşim: Bari bu hiçliği düşü nemeyecek kadar aptal olsaydım. Kendimi bir şey zannedebilseydim. İnansaydım.
Reklam
İnsanın candan sevgili bir kimsesi mesela kardeşi yanında olsa bu dakikalarda aynı şeyleri beraber duyarak beraber ağlasalar. Bu da büyük bir teselli değil mi? Gözyaşları insanın ne hakiki, ne sükunet verici arkadaşı..
"Bazen beklemek de güzelmiş, mutluluktan da ağlanırmış."
Gerçekten inanmış mıydım ,yoksa söylediklerinin etkisinde mi kalmıştım
Akıl dışı sözlerinin kağıda aktarmak güçtür. İnsanların alçaklıklarından, hakikate kafa tutan zorbalıktan, zamanla yeryüzüne inecek olan güzel hayattan, zorbaların aptallığını ve acımasızlığını her dakika anımsatan pencerelerin parmaklıklarından bahseder