Dün düşündüm de belki “Anne ben kendime dayanamıyorum, yaşayamıyorum.” diyemediğim için paramın yettiğinde kitap aldım geçen hafta. Bolca Tezer Özlü, bir tane Kafka, birkaç öykü ve düşünce kitabı…
Yaşamak istiyorum, belki de henüz ölmekten korkuyorum fakat hepsinin yanında kendime çektirdiğim acı dinmiyor. Acıya mı takıntılı beynim, yoksa fazla mı realistim bilmiyorum. Sadece en ufak anlarda bile canım yanıyor ve ağlıyorum. Ağlayabiliyorum, bu güzel bir şey.
Kendime kahve yapabiliyorum. Günde iki kez, bir rutin gibi. Camus’nün sözünü ciddiye almışcasına bir kahve sevdası var üzerimde birkaç aydır.
Kitabın bir intihar kitabı olduğunu bilmeden başladım okumaya. Özellikle pavese’nin intiharının peşinden gidiyor yazar. Ben daha çok acı çeken başka insanları okursam iyi hissederim diye okudum. Ve tabii ki bahsedilen yazarları daha iyi anlayabilmek de güzel oldu. Dönüşüm’ü bir daha okuyacağım mesela. Ve Svavo ya da Pavese’yi.
Yaşamın Ucuna Yolculuk, hep kendi acımı İsmet Özel’in dediği gibi:
…
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
…
isimlendirsem de burada adı geçen yazarlar da ilgimi fazlasıyla çekiyor.
Ve, günün sonunda hiç.
Yıllar sonra yazdığım ilk kitap incelemesi, birinin işine yaracağını sanmıyorum ama aklımdan geçen bunlardı. Teşekkürler. Ve fazlaca drama.
Sanırım ilk defa bu sitede tanıştım ben Kayra ile. Sonrasında Kinyas ile. İki yıl sadece alıntıları okudum burada gördükçe. Etkileyiciydi. Birçok kez olduğu gibi o zamanlar bu kitabın satırlarında da kendime dair bir şeyler buldum. Belki de evrensel bir dille yazıldığından bu kadar yakın hissettim kendimi.
Geçen sene okumaya başladım ama bıraktım. Bitirdiğimde hepsini üç yüz günden fazla olmuş.
Kinyas ve Kayra.
Sevdiğimi iddia edeceğim kişileri anladığım kadar anladığım iki kişi.
Sevdim mi karakteri, hayır derim belki. Ama dertlerini anlıyorum.
Üçüncü bölümde ağladım bile biraz.
Kayra haklı mıydı bilmiyorum ama Kinyas'ın gittiği yol daha sağduyulu elbette.
Kitap hakkında konuşacak kimse yok etrafımda ve bunun için çok üzgünüm.
Tabii ki kitaba yaş sınırı koymak gerek. Birisi 21 yaş üstü demiş. Bilemiyorum. Daha önce yeraltı edebiyatı tarzı kitaplar okumadı iseniz önerdiğimi söyleyemem çünkü fazla depresif. Ve unutmayalım ki sadece bir roman, kendi hayatınızı şekillendirmeniz için bir kişisel gelişim kitabı değil. Böyle görürseniz işler karışır.
Ben sevdim ama önermiyorum.
Hali hazırda okuyan varsa kitap hakkında fikirlerini duymak isterim. Teşekkürler okuduğunuz için.
Kinyas ve Kayra'yla başlayan yolculuğuma Az ile devam ettim. Kinyas ve Kayra'ya ara verdim sanki Az daha hafifmiş gibi. Ama daha kısaydı. Dün başladım bugün bitti. Sahi bitti mi?
Bitirdiğim ilk Hakan Günday kitabı. Zamanında kalbimi ısıtan Az alıntısının yazılması için Derdâ ve Derda neler yaşamış.
Çok güzel bir serinin dördüncü kitabı kendisi. İlk üç kitaba kıyasla biraz daha az sevsem de iyi ki okudum diyorum.
Güzellik konusunu ele alıyor bu sefer yazar.
En baştan söyleyeyim öneriyorum kitabı.
Rasim Özdenören'in okuduğum ilk kitabı.
Rasim Özdenören yedi güzel adamdan biri ve bu benim için bu kitabı daha özel kılıyor.
100 kitap listesinin ilk aşama kitaplarından aynı zamanda.
Şu an saat gecenin üçü olduğu için ne kadar mantıklı bir inceleme yazabilirim bilmiyorum, bir de Sitare beni çok etkiledi.
Spoiler
Sitare'nin böyle yapacağını biliyordum. O gece onu nasıl yalnız bıraktılar anlamıyorum. Hiç mi anlamadılar ya da hiç mi umurlarında olmamış. Moralim gerçekten çok bozuk.
Sondaki yangın olayını da anlamadım. Birisi aydınlatırsa sevinirim.