Puan vermedi·213 syf.··
2026 6. kitabı
Kitabı beğenmeme karşın okurken, yayınevine olan sinirimden dolayı hiç zevk alamadım. Bu yayınevinden bence okumamalısınız. Cünkü her çeyi çevirmemişlerdi kitapta fransızca gibi farklı dillerde de diyaloglar geçiyordu fakat bu diyaloglar oldugu gibi bırakılmış çevrilmemişti. Hani ilk başta okurken 1 -2 defa çeviriden yapayım diyorsunuz ama kitap bunlarla doluydu o yüzden basarısız bir basım olmuş. Keske bu kadar güzel bir kitabı böyle bir yayınevinden okumasaydım. Ona rağmen kitap gerçekten çok güzeldi. Spoiler- Ana karakterimiz olan Aleksi hep Polinanın onu sevmesini istedi. Ağzından çıkacak iki kelime için uçurumdan atlardı. Kitabın sonunda Polinanın da aslında ana karakterimiz olan Aleksiyi sevdiğini öğreniyoruz. Ama Aleksi o kadar kumar düşkünü ki ve bunu o kadar görmüyor ki, heralde şöyle düşündü “ya Polina da beni seviyormuş ama cebimde de metelik yok bari iki üç kuruş kazanıp yanına öyle gideyim.” Ana karakterimiz yıllarca bunu duymuş olmayı beklemesine rağmen koşarak polinaya gideceğine tekrar bir kısır dönüye girerek cebindeki son parayla kumara başlıyor. Blanche onun için ne demişti:” Çok bilgili bir öğretmen olabilirsin, ancak çok aptal bir erkeksin.”
KumarbazFyodor Dostoyevski · Olympia Yayınları · 202088,7bin okunma
6/10
·120 syf.··
2026 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 10:52
Shakespeare’in bu eseri, diğerleri ile mukayese edince biraz daha geride kalmış gibi. İngiltere tarihinin tartışmalı hükümdarlarından John’un iktidar mücadelesini anlatıyor bu yapıtında. Oyun, politik entrikalar, aile içi çatışmalar ve uluslararası diplomatik temaslar çerçevesinde gelişiyor. Hükümdarlığın doğası, meşruiyet ve çıkar ilişkileri üzerine keskin sorgulamalar içeriyor metin. Yazacaklarım spoiler içerir!.. Oyunun merkezinde İngiltere Kralı John var. Kitap daha başlar başlamaz düşünmeye sevk ediyor bizi. Bir hükümdarı hükümdar yapan şey nedir? Kan bağı mı, hukuk mu, halkın desteği mi, yoksa elindeki güç mü? Bu soru, John’un taht üzerindeki konumunun yeğeni Arthur tarafından tehdit edilmesi ile ortaya çıkıyor. Arthur’un annesi, oğlunun tahtın gerçek varisi olduğunu savunurken Fransa Kralı Philip de bu iddiayı destekliyor. Elbette Fransa kralının desteğinin arkasında yalnızca adalet arayışı yok. Karışıklık çıkarmak istiyor. Shakespeare, devletlerin çoğu zaman ilkelerden ziyade çıkarlarla hareket ettiğini gösteriyor bize. Yüzyıllar önce yazılmış bir oyunda bile uluslararası siyasetin değişmeyen doğasını görmek şaşırtıcı… :) Eser boyunca dikkat çeken noktalardan biri de herkesin meşruiyetten söz etmesine rağmen hiç kimsenin bundan tam olarak emin olmaması… Karakterler sürekli hak, adalet ve sadakat gibi kavramlardan bahsediyorlar, fakat şartlar değiştiğinde aynı kişiler kolaylıkla taraf değiştirebiliyorlar. Siyasette ilkeler çoğu zaman güç dengelerinin gerisinde kalıyor sanırım. :( Savaşın eşiğine gelinmişken Blanche ile Dauphin Louis arasında bir evlilik düzenleniyor ve düşman tarafların barışması hedefleniyor. Bu sahne oldukça dikkat çekici, çünkü birkaç dakika önce uğruna savaşmaya hazır olunan ilkeler, siyasi çıkarlar değişince bir anda unutuluyor.
Kral John'un Yaşamı ve ÖlümüWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2011608 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Herkesin Bir Kumarı Var
8/10
·177 syf.··
2026 14. kitabı
Kumarbaz, şu ana kadar okuduğum Dostoyevski kitapları arasında en beğendiğim eser oldu. Kitaba 8/10 veriyorum. İlk bakışta kumar üzerine yazılmış bir roman gibi görünse de ben kitabın asıl konusunun kumar değil, insanın tutkularına ve takıntılarına yenilmesi olduğunu düşünüyorum. Roman boyunca dikkatimi çeken şey, neredeyse bütün karakterlerin bir şeylerin esiri haline gelmiş olmasıydı. Aleksey kumarın, General Matmazel Blanche'ın, Polina ise Fransızın etkisinden kurtulamıyor. Her biri farklı bir şeyin peşinden sürükleniyor ve sonunda o şey tarafından sömürülüyor. Romanı bitirdikten sonra fark ettiğim şey, aslında kitaptaki en büyük kumarbazın sadece Aleksey olmadığıydı. Kumar masasına oturan kişi Aleksey olsa da romandaki hemen hemen herkes başka bir şey uğruna hayatını riske atıyordu. Kimi aşkı, kimi parayı, kimi statüyü, kimi de gururunu bir kumar masasına sürüyordu. Bu yüzden kitabın adı Kumarbaz olsa da Dostoyevski bana göre sadece kumarı değil, insanın kendini kaybedecek kadar bağlandığı her şeyi anlatıyor. Aleksey ilginç bir karakterdi. Onu okurken bazen çok zeki olduğunu düşündüm, bazen de kendi hayatını kendi eliyle mahveden birine baktığımı hissettim. Sanki tam zeki olacakken olamamış biri gibiydi. İnsanları anlayabiliyor ama aynı zamanda sebepsiz yere olay çıkarıyor ve çektiği acılardan tuhaf bir şekilde haz alıyor. Bu yüzden ona ne tamamen hak verebildim ne de tamamen karşı çıkabildim. Kitaptaki en sevdiğim karakter ise Bay Astley oldu. Roman boyunca mantığını koruyabilen nadir insanlardan biriydi. Diğer karakterler hırslarına, tutkularına ve duygularına yenilirken onun daha sakin ve düşünerek hareket etmesi hoşuma gitti. Bana göre romandaki en olgun karakter oydu. Polina hakkında ise kesin bir yargıya varamadım. Dostoyevski karakteri biraz gizemli
Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,7bin okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200218 okunma
Puan vermedi·177 syf.··
2024 31. kitabı
Kumarbaz Fyodor Dostoyevski Özet Hikaye, Almanya'nın hayali bir kaplıca ve kumar şehri olan Roulettenburg'da geçer ve bir Rus generalinin çocuklarına öğretmenlik yapan genç Aleksey İvanoviç in ağzından anlatılır Aleksey, generalin üvey kızı Polina ya körkütük bir aşkla bağlıdır. Polina ise hem kibirli davranmakta hem de Aleksey’i kendi tehlikeli oyunlarında bir piyon gibi kullanmaktadır. General ise tam bir borç batağındadır Fransız bir asilzadeye ve Matmazel Blanche adında bir kadına olan borçlarını ödeyebilmek için Rusya’daki zengin, yaşlı halasının babuşka ölüm haberini ve ondan kalacak devasa mirası beklemektedir. Hikayenin akışı, öldüğü sanılan Babuşka’nın (Büyükanne) sapasağlam bir şekilde tekerlekli sandalyesiyle Roulettenburg’a gelmesiyle altüst olur. Miras avcılarının gözü önünde, kumardan nefret eden bu yaşlı kadın rulet masasının büyüsüne kapılır. Günler içinde tüm servetini yeşil çuhada kaybederek Rusya'ya geri döner. Bu yıkım, generalin ve çevresindekilerin de sonu olur. Polina’nın Fransız borç verene olan borcunu ödemek ve onun gözünde yükselmek isteyen Aleksey, bir gece çılgın bir kumar hırsıyla masaya oturur ve inanılmaz bir servet kazanır. Amacı parayı Polina'ya vermektir ancak Polina bu parayı bir hakaret olarak görür, Aleksey'i reddeder ve onu terk eder. Paranın ve başarının verdiği sarhoşlukla Aleksey, başka bir kadınla Paris'e gider ve parayı kısa sürede tüketir. Romanın sonunda Aleksey, Polina'nın aslında onu sevmiş olduğunu öğrense de artık çok geçtir. O, iradesini tamamen rulet çarkına kaptırmış, "Yarın her şey değişecek, yarın yine kazanacağım" illüzyonuyla yaşayan profesyonel bir kumarbaza dönüşmüştür
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,7bin okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2026 373. kitabı
Yaptığımız her şeyin sonunda bir anıya dönüşeceğini fark ettiğimiz bir zaman gelir. Bu olgunlaşmadır. Oraya ulaşmak için, şimdiden anılara sahip olmayı hayal edin. Cesare Pavese İki kadın. İki dönem. İki hayat. DAYANISMA .. 1925, Paris. Blanche Peyron hayatının anlamını keşfetmiş, mücadeleci, yoksulluğa savaş açmış bir kadın. İmkânsızı başarmak istiyor: Paris Belediyesinin bile satın almaya gücünün yetmediği o “Saray”ı alarak toplumdan dışlanan kadınlar için bir yuvaya dönüştürmek. Günümüz, Paris. Solène hukuk kariyeri için hayallerini, arkadaşlıklarını, aşkını feda etmiş bir avukat. Ama artık yolunu kaybetti, tükendi… Psikiyatristi, tekrar ayağa kalkmasına yardımcı olabilmesi için gönüllülük faaliyetlerinde yer almasını öneriyor. Solène çok istekli olmasa da denemeye karar veriyor ve bir kadın sığınmaevine, “Saray”a arzuhâlci olarak gitmeye başlıyor. Bütün derneklerin istedikleri tek şey, zamandı. Kuşkusuz, her saniyenin sayılı olduğu bir toplumda vermesi en zor olan şey buydu. Zamanını vermek, gerçekten angaje olmak, kendini adamak demekti. S:17 Toplumun dışına itilmiş, şiddet ve kayıtsızlıkla hırpalanmış kadınlarla işi kolay değil. Mesafeli, zor ve hırçınlar. Solène ya dayanamayıp eski, mutsuz hayatına geri dönecek ya da sabredip onları tanımak için kendine bir şans verecek. i Laetitia Colombani , bugün Paris’in merkezinde tüm ihtişamıyla yükselen Kadın Sarayı’nın kuruluş hikâyesini, sakinlerinin trajedilerini, sefaletlerini; aynı zamanda tutkularını, yaşam güçlerini ve cömertliklerini keşfetmeye davet ediyor bizleri. Çünkü orada; eski evsizler, ağır şartlarda yaşamış, şiddete ve istismara uğramış çaresiz kadınlar değil; alın yazısına kafa tutan, yaşamak ve devam etmek arzularını haykıran bedenler var. Seslerini duyuyor musunuz? Güçlü kadınlar için yazılmış
Roman-Edebiyat
KazananlarLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 2021849 okunma