Bırak ve Rahatla okurken bana en çok geçen his şu oldu: insan bazen hayatı, insanları, geleceği ve hatta kendi zihnini fazla sıkı tutuyor. kitap tam da bu noktada “kontrol etmeye çalıştıkça yoruluyorsun” hissini yüzüne yumuşak bir şekilde gösteriyor.
ben kitabı okurken sürekli kendimi düşündüm. özellikle her şeyi aynı anda düzeltmeye çalışma halimi. sürekli bir şeyleri yetiştirme, kafada kurma, olacakları önceden hesaplama hali insanı fark etmeden tüketiyor. adem güneş burada “bırakmak” derken vazgeçmeyi değil, teslimiyet hissini anlatıyor. yani hayatın her alanını zorlayarak yönetemeyeceğimizi kabul etmeyi..
kitapta hoşuma giden şeylerden biri de diliydi. çok karmaşık ya da akademik değil. daha çok insanın içine konuşan, sakinleştiren bir tarafı var. okurken bazen bir büyüğün nasihati gibi hissettirdi bana. özellikle annelik, eş ilişkileri ve insanın kendi iç dünyasıyla ilgili yerlerde durup düşündüm. çünkü gerçekten insan zihni hiç susmadığında beden de yoruluyor.
benim kitapta çıkardığım en büyük özet şu oldu:
bazı şeyleri sürekli zihinde taşımak çözüm üretmiyor. bazen dua edip emek verip sonra akışa güvenmek gerekiyor. insan her şeyi kontrol etmeye çalıştığında huzurunu kaybediyor ama biraz bırakmayı öğrendiğinde içi hafifliyor.
genel olarak bana iyi gelen, sakin hissettiren bir kitaptı. özellikle fazla düşünen, kaygıyı içinde yaşayan ve zihnini susturamayan insanların kendinden bir şey bulacağını düşünüyorum.
İrade Terbiyesi ‘ni pratiğe dökmeye çalıştığım bir süreçteyim.
elime şişlerimi alıyorum ve bunu sadece bir örgü işi gibi görmüyorum. kitapta anlatılan irade direnci fikrini, ilmek ilmek hayatıma işliyorum.
ilk ilmeği atarken zihnimde tek bir şey var; dağılmamak. payot’un dediği gibi irade, büyük anlarda değil de küçük tekrarların içinde güçleniyor. ben de her ilmeği, dikkatimi tek noktada tutma egzersizi gibi örüyorum.
zihin başka yere kaymak istiyor; telefona bakmak, işi yarım bırakmak, acele etmek.. ama ben her defasında geri dönüyorum.
bir süre sonra sıkılma geliyor. işte orası kitabın tam tarif ettiği yer; iradenin sınandığı an. hızlanmak istiyorum ama kendime küçük bir direnç koyuyorum: “bir sıra daha!” çünkü irade, büyük sıçramalarla değil, küçük devam edişlerle büyüyor.
arada hata yapıyorum. bir ilmek kaçıyor, sökmem gerekiyor. o an payot’un başka bir fikri aklıma geliyor; mükemmeliyet değil de devam etme gücü ile disiplin sağlanır. her hata bir düzeltme fırsatı. söküyorum, yeniden başlıyorum.
zaman geçtikçe şunu fark ediyorum; dışarıdan bakınca sadece örgü örüyorum. ama içeride başka bir şey oluyor. acele etmeyi bırakıyorum. dikkatim daha sabit, sabrım daha geniş, iç sesim daha sakin.
zorlayarak değil de kaçmadan orada durabilmek üzerine bir yol aldım. bu sayede de bayramda hediye etmelik cici kız çantaları örüyorum. ☺️
İrade Terbiyesi kitabında, gün içine yayılmış basit bir irade antrenmanı sisteminden ve bu direncin gelişiminden bahsediliyor.
sistem şöyle çalışıyor:
1. dikkati tek şeye toplayarak gün içinde her ne yapıyorsan sadece ona odaklanmalısın ve zihin kaçınca geri getirmelisin.
2. bir şey yapmak istemediğinde, “sonra yaparım” demek yerine küçük bir adımla hemen başlamalısın. böylece başlama kasını güçlendirmelisin.
3. küçük rahatsızlıklara dayanarak konfor isteğini bilinçli olarak biraz geri çekmelisin. böylece kaçma refleksini zayıflatmalısın.
4. gün sonunda kendini kontrol etmelisin. her akşam kısa bir değerlendirme yaparak;
bugün neyi erteledim?
nerede dikkatimi kaybettim?
nerede iradeli davrandım?
sorularını sormalı, cevaplamalı ve farkındalığını geliştirmelisin.