“Sana da şey gibi geliyor mu?”
“Ne gibi cancağızım?”
“Hayatımızın en mutlu anını çoktan yaşamış olabilirmişiz gibi”
“Neydi ki o”
“Bilmem, belki de şu andır.”
Üzüntüyle başını cama dayayacak, herkes bir şekilde, diye düşünecek, herkes bir şekilde, bir yerlerde, bir karenin içinde yok oluyor işte. Bir mezarın, dört duvarın ya da bir sayfanın içinde…