Nurettin Topçu'nun doktora tezi olarak hazırladığı bu temel eseri, Batı materyalizmine ve kapitalist yabancılaşmaya karşı Anadolu tasavvufu ile Maurice Blondel'in hareket felsefesini sentezleyen idealist bir ahlak manifestosudur. Yazar, modern toplumdaki eşitsizliklere ve adaletsizliklere itiraz ederken, bu itirazı sınıfsal bir eyleme değil, bireyin kendi nefsini aşarak Tanrı'ya ulaşmayı hedeflediği mistik bir isyana dönüştürür. Eser, sömürü düzeninin yıkılmasını maddi üretim araçlarının el değiştirmesinde değil, toplumun mutlak bir manevi nizama ve uhrevi bir vazife şuuruna boyun eğmesinde arar. Bu yönüyle kitap, Türkiye'deki sağ muhafazakâr aydının kapitalizme karşı duyduğu huzursuzluğu tarihsel gerçeklikten koparıp metafizik bir idealizme hapsetmesinin en yetkin felsefi belgesidir. Sistem içi bir ahlaki yenilenme önererek kurulu düzenle dolaylı bir uzlaşma sağlayan bu düşünce yapısı, dönemin entelektüel eğilimlerini anlamak için kritik bir metindir.