Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
"Acınız, alışkanlığınızı saklayan kabuğun kırılışıdır "der Halil Cibran. Acıdan, sızıdan sıyrılır dua filizi. "Nasıl bir meyvenin çekirdeği, kalbi güneşi görebilsin diye kabuğunu kırmak zorundaysa, siz de acıyı bilmelisiniz." Acıyı bildiğimizde, kalıbımızla birlikte kalbimiz de yakarışın dizi dibinde buluyor kendini. Güneş doğuyor. Bahar kokuyor.
Bir hatıranın beyinden silinmesi ile kalpten silinmesi arasında fark var. Anılar, senin için ve olduğun kişi için ne kadar fazla anlam ifade ederse, kalp de unutmakta o kadar zorlanıyor.
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir...Şimdi anlıyorum ki değilmiş...Yollar görünmez kayalarla doluymuş...Onlara çarpmamak lazımmış...Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş...Tâ kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...