Bana şöyle dermiş gibi: Bak, hepsini ben yaptım! Tek başıma! Baban olmadan! Kelimelerinin arkasında da o kocaman, doyumlu gülümseme. Ne kadar cesurum, babanın yarattığı tüm güçlüklere rağmen hepsini aşmayı başardım.
Neredeyse kibirle her şeyi kendi başına çözebilmiş olmaktan mutluluk duyuyordu. Tek başıma derken -diye düşünüyorum- aslında onunla bir kez bile kavga etmemiş olmayı kastediyordu, babama en ufak bir sitem bile etmemiş olmayı. Başka çare yokmuş gibi kabullenerek, babamı -babaları- değiştirmek mümkün değilmiş gibi.
Erkekler böyledir işte! Onlardan bir şey beklenmez. Bir doğuma yardımcı olmaları beklenmez, bir hamileliğe empatiyle yaklaşmaları beklenmez, kendininkilerden başka bir yaşamla ilgilenmeleri beklenmez. İnatçılarsa, erkekler öyledir. Yoklarsa, erkekler öyledir.
Somurtanlarsa, erkekler öyledir. Böyle sevilmeleri gerekir! Onlardan farklı bir şey bekleyemezsin. Kaba ve hoyrat, düzelmez insanlar olmaktan öte bir şey olmalarını isteyemezsin. Adeta onları çocuk-laştıır, eksiklikler atfeder, dolayısıyla da onlardan hiçbir çaba talep etmezsin.
Bense her daim o meseleyi ele almanın doğru yolu bu değildi belki diye düşünürdüm.