"Yaşayamadığımız hayatların yasını tutmak kolay. Başka yeteneklerimizi geliştirmiş, bazı teklifleri kabul etmiş olmayı dilemek kolay. Daha çok çalışmış, sevmeyi daha iyi becermiş, paramızı daha
“ Bakabiliyorsan gör , görebiliyorsan fark et ! “ ile başlayan bu kitapta körlüğün salgın bir hastalık olması ve yaygınlaşması ile ahlaki değerlerin kaybolması , insanların bencilleşmesi anlatılmakta. Kitap oldukça sürükleyici
Bütün hayatımı geride bırakıyorum. Onu tepeden tırnağa görüyorum. Hakkında söylenecek pek az şey var: kaybedilmiş bir oyun, hepsi bu.
Var olan her şey nedensiz ortaya çıkar , zavallılığı yüzünden varoluşunu sürdürür ve rastgele ölür .
" Dünyada yalnızım, insanlar bana değmeden geçiyor yanımdan. Etrafımda havadan başka şey yok. Kendimi o kadar tecrit edilmiş hissediyorum ki, üzerimdeki giysiyle aramdaki boşluğu bile algılıyorum " ve "Ruhum hayatımdan yoruldu" diyip varoluş sancısını diplerde yaşayan Pessoa'nın bu kitabını okumak bir hayli zor olsa da okunması gerekmekte
“Peki yürümek sadece evle iş arasında gidip gelmek, bir yerlere yetişmek ve koşuşturmak değil de evrenle özel bir ritm, akort ya da hafifleme içinde buluşmak olabilir mi?”