Halit İrdal ve Hayri Ayarcı yahut Saatli Bombaları Ayarlama Enstitüsü
《Hayatta uğradığımız bütün güçlükler az çok kafamıza gelen ilk fikirden bir türlü silkinip çıkamayışımız yüzünden değil midir?》
Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, s. 373
1- (Halit Ayarcı) Gülerek bana baktı:
- Aziz dostum, dedi, zavallı dostum! Yahut Zavallı ben! (s. 357)
2- (Hayri İrdal konuşuyor) Hayır, dedim, siz kendinize hesap vermiyorsunuz! Bende bir şeyleri daha yıkmak istiyorsunuz. Hem taş taş yıkıyorsunuz! Amma niçin? (s. 362)
2- Halit Ayarcı ince ince gülümsedi:
- Garip bir tımarhaneniz var beyefendi! dedi. İşe yarar herkesi oraya gönderebilirsiniz, tabiî başta bendeniz bulunmak üzere... Amma her yaptığıma da iştirâk ediyorsunuz! (s. 360)
3- (Halit Ayarcı Hayri İrdal'a)
Tasavvurlarımı tabii hayatınız şeklinde yaşamanızı istiyorum.
Evvelden haber versem hürriyetinizi ihlâl etmiş olurum. Asıl o zaman rol yapmış olurdunuz... (s. 357)
4- Hayır, Hayri Bey, hayır, yanlış yoktur ve olmaz da. Bütün mesele vaziyeti iyi hazırlamaktır. Ve insana itimattır. Kaldı ki ben sizin kudretlerinizi bilirim. Siz benim keşfimsiniz. (s. 358)
5- Beni bu kadarcık olsun anlamalıydınız! Size rol filân yaptıran yok. Emrivâki de yok. Sadece hürmet eden, inanan insan var. (s. 357)
6- - Hayır, sadece eski hâlime hasret çekiyorum…
- Dönünüz! Hasretini çekiyorsanız, dönünüz!
"Birinci, yıllarca Falih Rıfkı’yı hasta ruhlu bir adam diye okumadıklarını ama onu okumazsak 2. Meşrutiyet’in Türk Cemiyeti’ni, cumhuriyet dönemini anlayamayacağımızı söyledi. Tarihe ve hatırata bakışta tek yönlü olmamak gerektiğini, tek kaynağa itibar etmemek gerektiğini vurguladı."
dunyabizim.com/etkinlik/26597/...
"0Bir terzi olan Rebia Tevfik Başokçu’nun “Avrupa’da Yirmi Senem Nasıl Geçti?” isimli hatıra kitabına Yakup Kadri Karaosmanoğlu bir takriz yazmış. O yazıda Yakup Kadri şöyle demiş: “Benim gençliğimde bütün dudaklarda dolaşan bir söz vardı: Bu memlekette nazır olacağına, Avrupa’da git kundura boyacılığı yap, daha iyi!” Birinci, bu alıntıyı yaptıktan sonra devam etti: “Nice kalem sahipleri, mektepliler, arka kapılardan sığışarak kapağı Avrupa’ya attılar. Kah birbirlerini dolandırdılar kah evden gelen para ile idare ettiler. Hiçbirine bir Avrupalı’nın kundurasını boyamak nasip olmadı. Bu psikolojik durumu bilmezsek Avrupa’daki Türkler’in durumuna hâkim olamayız.”
dunyabizim.com/etkinlik/26597/...
"Kültürümüzde biyografi yazma adeti olmadığı için nice mühim hatıralar kişinin ölümüyle ölmüştür. Ali Birinci bunu engelleyebilmek için Ercüment Kuran’a biyografisini yazması için yalvarmış, “olmaz” demiş; “ben yazayım” demiş, yine olumsuz cevap almış. Mehmet Akif’in hem talebesi hem dostu, 93 yaşında ölen Çankırılı Tahsin Nahit Uygur da tüm ısrarlara rağmen “Ya Aliciğim bizim hatıralarımızdan ne olur!” deyip yazmamış hatıratını."
dunyabizim.com/etkinlik/26597/...
"Ali Hoca’ya göre ülkemizde bazı biyografilere hiç teveccüh yok. Bunlardan biri Ankara’da 6 cilt basılmış Türkiye Ansiklopedisi. Bazı biyografiler sadece bu kitapta varmış. Ansiklopediyi hazırlayanlardan biri Mehmet Akif Ersoy’un en yetenekli talebelerinden biri, Mehmet Ekrem Üzümeri imiş."
dunyabizim.com/etkinlik/26597/...