Sıradan,tahmin edilebilir,tekrara düşen cümleler,edebi görünsün diye araya sıkıştırılmış şiirler ,alıntılar vesaire vesaire… Son dönem yazarları gerçekten hayal kırıklığına uğratıyor. Daha kitabın çeyreği bitmeden olaylar kendini açık ediyor; kaldı ki okurken lezzet veren bir üslup da yok. Bir kaç cümle hariç -zaman öldürmelik- dahi diyemeyeceğim bir kitap.Yazarın daha evvel Ahmet Batman ile karşılaştırıldığına dair bir incelemeye rastlamıştım.Vallahi ha kel hasan ha hasan kel misali bir durum. Son dönem yazarları arasında şu ana dek iki kişiyi önerebilirim, Melisa Kesmez ve Aylin Balboa.Biraz daha samimi geliyorlar ve kalemleri daha tutarlı ve okunabilir. Görüşüm bu yönde,maalesef ite kaka bitirdim yarım kalmasın diye lakin bana eziyet oldu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ağır dram yüklü, insanın yüreğine dokunan,okuması akıcı, bir yandan da araya serpiştirilmiş gereksiz hikayelerle yer yer sıkan bir kitaptı. Genel olarak beğendim. İnsanlığın öldüğünü bir kez de bu açıdan göstermiş bizlere Toptaş. Hangisine üzülsem bilemedim. Güldiyar’a mı Muzaffer’e mi yoksa bir çırpıda silinip giden zavallı Bahriye’ye mi ? Sanırım en etkilendiğim kısmı, Dursun ile Muzaffer’in sarılıp ağlaştığı kısımdı. Herhalde en acısı Dursun’un hezeyanları, içini kemiren pişmanlığıdır benim için. Zannerim bir masumun vebaline girmek vicdanı en zora koyan şeydir herhalde.
Heba ve Sonsuzluğa Nokta dan sonra okuduğum için kıyaslama yapmam gerekirse diğer ikisine göre çok daha iyiydi. Kuşlar Yasına Gider için daha ağır bastığı söyleniyor ki ona da bir şans vermeyi umuyorum.
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma
Okurken keyif veren, düşündüren ve güldüren psiko absürd komedi türünün hakkını veren bir kitaptı. Romantik kısmında hem fikir değilim yalnızca. H.Berlioz karakterini ve çocukluklarını çok sevdim okurken. Bu arada alttan altan verilen ince mesajları-eleştirileri de yakalamak çok güzeldi. Örneğin: Burayı Cevdet bey ve oğulları işletiyor artık gibi... Oğullar ve Rencide Ruhlar ile kıyasladığımda,sanki onu daha çok beğenmiştim fakat zaman geçtikçe Tatlı Rüyalar da fena değilmiş diyorum. Güzel,akıcı bir kitaptı, okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar ve tatlı rüyalar :)
Tatlı RüyalarAlper Canıgüz · İletişim Yayıncılık · 20138,1bin okunma
An itibariyle bitirdiğim,okurken epeyce yorulduğum fakat bir o kadar da tat aldığım eşsiz bir kitap. Tipik postmodern, metinler arası ,çok katmanlı,değişen anlatıcılar ve karakterler arası jet bir geçişe sahip, yoğun bilinç akışlı bir roman.Ufaktan Oğuz Atay’ı çağrıştırıyor derken; biraz altını kazınca Bener’in Atay, Bilge Karasu,Nurullah Ataç,Neziha Meriç gibi altın isimlerle kalem ahbaplığı yaptığını öğrendim. Romanın ana karakteri Osman’ın da Bener’in ta kendisi olduğunu düşünürsek ( gerçek yaşamındaki aşk kaçamağı, memuriyet hayatı,sürgünü vs.) otobiyografik bir havası da var diyebilirim. Devrik cümleleri, kendine has benzetmeleri,jargon kullanımı,iç içe geçen hayat hikayeleri bir hayli yorucuydu ama okumaya değdi doğrusu. “Buzul Çağının Virüsü” başlığını kendimce yorumlamam ise kişinin içinde bulunduğu tabiri caizse bomboş, anlamsız, zoraki hayata bir şekilde ayak uydurması gerektiği ve vadesi dolana değin bu virüsle yaşamaya çalışması diyebilirim. Bu arada Oblomov’a yapılan göndermeyi okurken yüzümde bir tebessüm oluşmadı desem
yalan olur. Gerçekten edebi yönden de ağır bir kitaptı. Layıkıyla okumaya gayret ettim, benim kitaptan anlayabildiğim bu kadar.