Ölüm döşeğindeki ünlü kontes, o sıralar otuz beş yaşlarında, eşsiz bir güzelliğin en olgun çağındaydı. Uzun boylu, hareketli ve tam formundaydı. Deniz gibi mavi ve güvenilmez gözleri, ölgün ve tatlı görünümünün altında derin uçurumları saklardı. Ağzının körpeliği, teninin narinliği, yüz hatlarının tatlı berraklığı, bu duygusuz güzelliğe acının ve tutkunun hiç el sürmediğini gösteriyordu. Şimdi onu yatağa düşmüş ve ıstırap içinde, korkunun pençesinde ve kedere yenilmiş halde gören en katı yürekli ruh bile, ürkü ya da dehşeti andıran tuhaf bir merhamet duyardı.